Gerçekten demokrasimiz ve geleceğe yönelik umutların korunabilmesi anlamında çok önemli bir seçimi geride bıraktık. Eskişehir’in özeli bir yana, Türkiye geneli itibariyle inanılması oldukça güç sonuçlarla karşılaştık. Pek çok yorumcunun değerlendirmesine katılarak bunun adını koyalım;
-Demokratik devrim!..
O yorumculardan biri de sevgili dostumuz Mustafa Balbay’dı. Dünkü yazısında “umut”un ne olup olmadığını kendi üslubuyla değerlendirirken şu cümlesi dikkatimi çekti;
-Umut, bazen yorgunluk yapar ama bu, aynı zamanda enerji veren bir yorgunluktur.
Sosyal demokrat taban, sol sosyalist kimlik sahipleri yorgun düşmüşlerdi her seçim sonrası sonuçlarını gördüklerinde. Ne ki umutlarını yitirmeden savaşımlarını sürdüre gelmişlerdi. Yani Balbay’ın yorumuyla;
-Yorgunlukla enerjilerini yenileyerek!..
Bu seçim sonuçlarının kısa özete budur. Kuşkusuz o “inatçı tabana” mütedeyyin sağ kesiminden seçmenlerin de desteği de eklemlenerek…
Oy tabanını daha da genişleterek; yanına özellikle kadınları, gençleri katarak. Ve de özellikle son zamanların geçim sıkıntısı altında yaşamlarını yitiren yaşlıların da destekleriyle .
Anlaşıldığı kadarıyla bu kesimler de oylarında bir “tercih değişikliği” yapma noktasına gelmiş bulunuyorlar ki; onlar da “umut yorgunu” CHP tabanına katılmışlar. Sevdiğim bir tanımlamayı ekleyerek bu genel değerlendirmeyi noktalayalım;
-İnsan umutları kadar gençtir!..
Bu kasımpatı şenliği!..
Yukarıdaki satırları, (başlığını da değiştirmeden) Yaklaşık tam iki yıl önceki 31 Mart 2024 seçimleri ertesinde yazmışım Sakarya'daki köşemde.
Nasıl da “Bahar Çiçekleri” açmışçasına coşkuyla karşılamış, okurlarıma da muştalamışım.
Bir yıl sonra 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu'na doğru uzandığı anlaşılan siyasi operasyonlar, tutuklamalar ve davalar hiç aklıma/aklımıza gelmemiş...
Yukarıdaki o satırların yazıldığı günden bir 6-7 ay öncesine gelindiğinde zaferin sahibi CHP'nin 38. kurultayında “devrim gibi” değişime ne demeli:
-Bahar çiçekleri yerine açan “kasım patları” ile bir başka yöne evrilen umutlara!..
On üç yılı aşkın genel başkanlığında 10 kadar seçim/referandum kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini alt eden genç ekibe, Özgür Özel ve arkadaşlarının kurultay zaferine kim ne diyebilir ki!
***
31 Mart Yerel seçim sonuçlarına AKP'nin de önderi Cumhurbaşkanı RTE ne diyecekti, nasıl hazmedecekti, CHP'nin on yıllar sonra “birinci parti” olmasını?..
Mülayim görünmeyi tercih etti bir süre. Sonra baktı ki Özgür Özel, Bay Kemal'e benzemiyor...
Önce İBB ve İstanbul'un 10 kadar ilçesiyle başlayan “yok etme planını devreye sokmakta, zaten pek sevmediği demokrasiyi bir tarafa atıp yüklenmeye başladı!..
Belediyeler olmadı, CHP!...
Silivri Zindanlarına tıkılan CHP'li başkanlar ve bürokratlar nihayet aylar sonra hazırlanan iddianamelerle yargılanmaya başladığında görüldü ki yöneltilen suçlamaların altı boş, bu kez hedef büyütüldü! Doğrudan CHP'nin kurumsal kimliği ve O'nun giderek liderliğe yükselen, yürüyen Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelindi.
Başka çareleri yoktu gerçekten de... Yoktu zira, 31 Mart 2024'den bu yana yapılan kamuoyu yoklamalarında parti birinci sıradaki konumunu koruyordu. Gördüler ki er ya da geç yapılacak seçimlerde 23 yıldır korudukları iktidar koltuğu tehlikede...
Bu kez, Mayıs 2023'de bu yana hazırlıkları yapıldığı anlaşılan CHP'nin 38. kurultayına diktiler gözlerini. Hukuksuz bir şekilde bir asliye hukuk mahkemesinden çıkardılar: Mutlak Butlanı...
Yani o kurultay “geçersizdi” ve hak kurultayı kaybeden “Bay Kemal'in” idi. O omurgasız da “evet benimdir” demez mi!...
***
İlk ve sonbahar'ın çiçekleri solmak üzere, boyunları bükük halen. Lider Özgür Özel ve CHP'nin neferleri o umut çiçeklerini tekrar diriltmeye çabalamaktalar ki Başaracaklar.
-Dayanın, direnmeye devam arkadaşlar...
