Yazıya, başlıktaki ilk satırdan giriş yapacak olursak…
Anımsadığım ilk seçim, beş yaşında bir çocuk olarak 1950 seçimleridir. Seçimleridir diyorum; o tarihte genel ve yerel seçimler (son yıllarda zaman zaman olduğu gibi) aynı tarihte yapılıyordu.
Benimkisi, köyümdeki muhtar seçimi ve benden iki-üç yaş büyük bir çocuğun, akrabası muhtar seçilince yaptığı “kutlama” biçimiyle ilgili bir anı! Bu arkadaşa büyükleri biraz alkol vermişler ve salmışlar köyün içine. Evimizin önünden geçerken su birikintilerine takılarak düşe kalka yürümeye çalışmasını meraklı gözlerle izlemiştim.
Rahmetli arkadaşım Ahmet, o günden sonra 60’lı yaşlarında ölümüne kadar “Berduş” lakabıyla anılıp durmuştu!..
Bir başka çocukluk seçim anım da Eskişehir’deki evimizin karşısındaki Sakarya İlkokulu’nda, 1957 seçimlerindeki oy sayımını izlememdir.
Bu şekilde yaşımı ortaya koymuş olmakla birlikte, aynı izlenim, gözlem ve anılarım meslek dolayısıyla sayısızdır. Diyebilirim ki o tarihlerden bugünlere;
* Seçimler, onları yöneten siyasi kadrolar, liderler ve sonuçlarına varasıya anılarla yüklüyüm!..
İnönü ve Demokrasi Başarısı!
Bizdeki ilk demokratik seçimler, 1946’daki, zamanın “açık oy, gizli tasnif sistemi” nedeniyle meşru sayılmayan seçimlerden sonra gelen 1950 seçimleridir.
1946’da kurulan Demokrat Parti, 1950 seçimlerini yine değiştirilen seçim sistemi nedeniyle illerin büyük çoğunluğunda kazanacak ve Cumhuriyet’in ilk iktidar değişikliğini gerçekleştirecektir.
Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, görevi Celal Bayar ve Adnan Menderes’e teslim ettikten sonra Amerika’da öğrenim görmekte olan oğlu Erdal İnönü’ye yazdığı mektupta şunları söyleyecektir:
“Üzülme, bu senin için bir yenilgi değil, ilk demokrasi zaferimdir!..”
Bu sonuçla Demokrat Parti’nin iki önderi Celal Bayar ve Adnan Menderes, girdikleri ilk seçimi kazanan liderler olarak siyasi tarihimizdeki yerlerini alacaklardır.
---
İktidar partisi olarak ikilinin ülke yönetimi 10 yıl sürdükten sonra, 27 Mayıs 1960 askerî darbesiyle son bulur. Ne yazıktır ki Menderes, Yassıada yargılamaları sonucu idam edilecek, bir dönem kapanacaktır.
Yapılan yeni anayasa sonrasında 1961’de yapılacak seçimlerde İsmet İnönü liderliğindeki CHP birinci parti çıkmasına karşın, DP yerine kurulan Adalet Partisi ile koalisyon hükümeti kurmak zorunda kalacaktır.
AP’nin yeni lideri ise Süleyman Demirel’dir. Süleyman Bey, 1965’teki seçimleri tek başına kazanarak;
* Girdiği ilk seçimi kazanan lider olarak tarihteki yerini alacaktır.
1971 Darbesi, Yeni Lider B. Ecevit
Ona “darbe” denmedi, “muhtıra” olarak geçti tarihe!.. Nedeni ise diğer darbelerde olduğu gibi Meclis’in feshedilmemesi ve seçimlere kadar ülkenin “karma hükümetler” ile yönetilmesiydi. Ama o sürecin bir siyasi sonucu oldu;
CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, siyaseten pek beklenmeyen bir kararla ve “Bu darbe bana karşı yapılmıştır” diyerek genel sekreterlikten istifa edecektir. Uzun bir siyasi mücadeleye giren Bülent Bey, neredeyse bütün il örgütlerini dolaşarak CHP’yi kurultaya götürecek, oradan “Genel Başkan” sıfatı ve mazbatasıyla ayrılacaktır.
* Bülent Ecevit de genel başkan olarak girdiği ilk seçimi birinci parti olarak kazanıp, yeni lider sıfatıyla tarihe adını yazdıracaktır.
İlginçtir, oy almasına rağmen milletvekili çoğunluğunu elde edemeyen Ecevit, o seçimden ilk kez üçüncü parti olarak çıkan MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan’la yönetimi alacak ve 1974 Kıbrıs Çıkarması’nı gerçekleştiren lider de olacaktır.
Neden Özgür Özel?
Yerimiz daraldığı için “yeni liderlerin” ilk seçimlerini özetleyerek geçeceğim.
1980 12 Eylül Cuntası da yeni bir lider yaratacaktır: ANAP Genel Başkanı Turgut Özal. O da cuntanın icazeti ile kurulan diğer iki parti arasından sıyrılarak Anavatan Partisi’ni birinci yapacak, başbakan ve cumhurbaşkanı olmasıyla liderliğini kanıtlayanlar arasında yerini alacaktır.
Sonrakiler malum. Onlardan biri de Adalet ve Kalkınma Partisi Lideri Recep Tayyip Erdoğan mesela. Onu irdelemeye gerek yok:
* 24 yıldır her gün yazıyoruz zaten!..
---
Genel başkan olduktan sonra girdikleri ilk seçimleri kazanan liderleri anımsatmaya çalıştım. Bu durumda “CHP’nin üç yıllık genel başkanı Özel’in ne işi var onlar arasında?” diyebilirsiniz!
Sayın Özgür Özel, benim “gönlümün lideridir”, orası ayrı ama hatırlatayım:
* Özgür Bey de Bay Kemal’den devraldığı CHP’nin yüzde 25’lik oy tavanını, 2024 yerel seçimlerinde patlatarak yüzde 38’lere çıkaran genel başkan değil midir?
Kendisini daha çok yazacağız, eminim!...