Şu son günlerin “siyasi tantanası” Eskişehir’in suyu!..
Neymiş efendim, kullanma suyumuz kullanabilir nitelikte değilmiş! O kadar ki “sebze-meyve yıkamaya” bile uygun değilmiş Hele ki, el-yüz yıkamaya bile… Asla!..
Öyle olunca da yemek yapımında, çay demlenmesinde… Kat’a!..
Konuya ilişkin haberlerin, yazıların altına yazılan yorumlardan bir kaçında vatandaşımız soruyordu;
-Diş fırçalamaya da damacana suyumu kullanıyorsunuz?
Okuyunca gülümsedim. Acaba dedim, özellikle de yetişkinlerimizde her gün diş fırçalama alışkanlığı ne düzeydedir? Öyle olmalı ki, ayda-yılda damacana suyuna kıyıla biliniyor!..
Peki nereden çıktı bu konu? Elbet mevcut belediye yönetimini “eleştiri” konusu yapmaya hevesli muhaliflerin malzeme konusu yapmalarından…
Suya nitrat karışıyordu ama…
Ardından bir konuyu daha hatırladım. Tam 30 yıl önce ilk Büyükşehir belediye seçimlerinin yapıldığı 1994 yılını… O seçimlere tam 6 siyasi parti ve adayları katılmıştı. Kısaltmaları ile sayarsak;
-SHP, CHP, DSP, ANAP, DYP ve RP…
Bunlardan Sosyal Demokrat Halkçı parti dışında kalan diğer partilerin tamamı alt belediyeler (Odunpazarı ve Tepebaşı) meclislerinde, doğal olarak da yeterli oy alanlar Büyükşehir Meclisinde temsil ediliyorlardı.
O seçimlerin öncesinde de bu “su meselesi” şehir, daha doğrusu seçim gündeminin ilk sırasında yer almaktaydı. Bu kez;
-Kısman haklı bir gerekçeyle…
Neyde o gerekçe?
Arıtma tesislerine Porsuk Barajı’ndan gelen su, Kütahya Azot tesislerinden Porsuk çayına verilen üretim atığı, suya nitrat denilen bir kimyasal karışıyordu ve halk sağlığı için tehlikeliydi. Üstelik Nitratın sudan ayrıştırılması, başka teknolojiler gerektiriyordu.
Yine hatırladığım kadarı ile Eskişehirliler kitlesel eylemlerde Kütahya Azot’a kadar gidip işletmeyi protesto etmişlerdi. Sonuç olarak epey yıl sonra olsa da o kimyasal atık kesildi de nitrat sorunu çözümlenmiş oldu.
Yine hatırladığıma göre zamanın belediye başkanı Selami Vardar’a vekaleten Abdülkadir Adar düzenlediği basın toplantısında iddiaların gerçek dışı olduğunu kanıtlamak için bir bardak çeşme suyunu içmiş, o anın fotoğrafları yaygın basın tarafından da kullanılmıştı.
Derin su kuyuları kazılacaktı.
Doğal olarak Başkan adaylarının konusu da soruna odaklı olarak “su meselesine “Çözüm bulmakla” eşdeğerli olarak gelişecekti. Adaylar “pratik çözüm” olarak şehrin muhtelif yerlerine özelliklede Muttalıp çayırına yeter miktarda derin su kuyusu açmaktan söz ediyordu.
Oysa o kuyular arıtma tesislerinin (ki rahmetli Başkan Vardar’ın emeği ve becerisi ile gerçekleşen) devreye girmesiyle terk edilmişti. Kaldı ki böylesi bir çözüm kuyulardan elde edilecek suyun niteliği bir yana, Su Arıtma Tesisleri’nin devre dışı kalması demekti.
Adaylardan biri, DSP adayı, kulakları çınlasın Sadi Nebrekli, daha akla yatkın bir çözüm bulmuştu;
-Hiç olmadı, Çiftelerdeki Sakaryabaşı’ndan getiririz!
Kimsenin aklına gelmeyen bu öneri mantıklıydı. Kot farkı büyük avantajdı ve suyun kalitesi tartışılmazdı…
***
Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Ayşe Ünlüce’nin dünkü basın buluşmasından öğreniyoruz ki. Sadi Bey’in;
-Sakaryabaşı önerisi bir süredir Büyükşehir’in de gündemindedir!..
Ayşe Hanım bunun nedenini de açıkladı;
“-Porsuk ve Ilıca Barajlarından su temin etme sorunu yoktur. Ancak bilindiği üzere suyun tesislere gelişinde ve arıtmada ciddi miktarda enerji harcanmak zorunda kalınıyor.”
***
Bu durumda, AKP’nin adayına ve trollerine soralım;
-Suyu bulundurmakta ve konuyu sulandırmakla elinize ne geçeceğini, seçmenden oy devşireceğinizi mi sanıyorsunuz…
Geçin bunları ve halka mantıklı projeler hazırlayınız!..
