Demokrasinin en temel ilkelerinden biri, temsilin sürekliliği ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesidir.
Meclisler ise bu ilkenin somutlaştığı en önemli kurumlardan biridir.
Farklı görüşlerin bir araya geldiği, tartıştığı ve nihayetinde toplum adına kararlar aldığı bu alan, yalnızca bir kürsü değil; aynı zamanda sorumluluğun, sabrın ve siyasi olgunluğun sınandığı bir zemindir.

***

Bu açıdan bakıldığında, mecliste mücadele etmek yerine meclisi terk etmek, demokratik sorumlulukla bağdaşmayan bir tutum olarak değerlendirilebilir. Zira seçilmiş temsilcilerin asli görevi, ne kadar zor olursa olsun, bulundukları platformda kalarak fikirlerini savunmak, itirazlarını dile getirmek ve seçmenlerinin sesini duyurmaktır.

***

Terk etmek ise bu sorumluluğun askıya alınması anlamına gelir.
Elbette siyasi gerilimler, haksızlık iddiaları veya sert tartışmalar parlamentonun doğasında vardır. Ancak tam da bu nedenle mücadele, en çok bu zemin içinde anlam kazanır.
Zorluklar karşısında geri çekilmek yerine, daha güçlü argümanlar geliştirmek, daha etkili bir dil kurmak ve demokratik yolları sonuna kadar kullanmak beklenir.
Çünkü siyaset, yalnızca haklı olmak değil; aynı zamanda o haklılığı savunabilecek irade ve kapasiteyi gösterebilmektir.

***

Meclisi terk etmek, kısa vadede bir protesto biçimi olarak dikkat çekebilir. Ancak uzun vadede bu tutum, ilgili siyasi aktörlerin mücadele etmek yerine geri çekilmeyi tercih ettiği yönünde bir algı oluşturabilir. Bu da siyasi kapasite ve kararlılık konusunda soru işaretleri doğurur.

***

AK Parti Büyükşehir ve Odunpazarı meclis grubunun son günlerde ve neredeyse alışkanlık hâline getirmeye başladığı meclisi terk etme durumlarını bir de bu açıdan değerlendirmesinde yarar olduğunu düşünüyoruz.

***

Zira...

***

O meclise seçilen üyelere verilen oy, belediyenin kazanılması hâlinde şehri yönetmeleri, belediyeyi kaybetmeleri hâlinde ise şehir halkı adına muhalefet görevini yapmaları için verildi.
Haklılıklarını savunamaz hâle düşüp ikide bir meclis salonunu terk etmeleri için verilmedi!

Meclis-33

HANİ AYNI ZAMANDA GÖÇ MÜZESİ OLARAK DA HİZMET VERECEKTİ

2014 yılında, Tarihi Odunpazarı bölgesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğünden tahsis edilen arsanın üzerine, bölgenin tarihi dokusuyla pek de alakası olmayan bir bina yaptırılır.

***

Türkiye'nin en itibarlı firmalarından olan ETİ grubu sponsor yapılarak inşa edilen binanın “GÖÇ MÜZESİ” olacağı ilan edilir.
Yapılacak olan müze, Türkiye'nin ilk Göç Müzesi olacaktır.

Ne var ki üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen bu müze bir türlü açılmaz.

***

10 yıl sonra söz konusu binada apar topar bir tadilat başlar.
Müzede sergilenmek için alınan malzemeler bir tarafa yığılır, kullanılacak olan elektronik aletler ise yerlerinden sökülerek ortadan kaybolur.

Sponsor olan firmadan alınan para ile inşa edilen müze binasında bir anda, üzerinde sponsorun da isminin bulunduğu tabela kalkar, yerine nasıl oluyorsa TÜGVA'nın kıraathane tabelası asılır!

***

Böylece şehrin Göç Müzesi, şehrin gözü önünde bildiğiniz gibi göç eder!
Sonuç olarak, vakıflara ait devletin arsasına, özel bir firmaya “Müze yapacağız, adınızı da bu müzeye vereceğiz” denilerek yaptırılan binanın bir günde TÜGVA'ya nasıl geçtiğine şahit olunur!

***

Devlet, yani Vakıflar Genel Müdürlüğü, müze yapılsın diye yerini vermiştir.
Eskişehir'in en önemli firması, ciddi bir para harcayarak hem binayı dikip hem de müzenin içinin teşrifatını yapmıştır.
Ama gelin görün ki sürecin hiçbir yerinde olmayan TÜGVA, bir anda gelip binaya konmuş ve Göç Müzesi olacak bina kıraathane olmuştur.

***

“Eskişehir'e Göç Müzesi kazandıracağız” diyerek yola çıkıp, yolun sonunda TÜGVA'ya kıraathane kazandıran, bunu yaparken de hem Eskişehir'i hem de Eskişehir'in en değerli sponsor firmasını kullanan Türk Dünyası Vakfını bu uygulamasından ötürü eleştirmiştik.

***

Bu eleştirimize karşılık, “Merak etmeyin. Söz konusu bina TÜGVA tarafından kullanılacak ama bina aynı zamanda Göç Müzesi olarak da hizmet verecek” açıklaması gelmişti ilgili vakıftan.
Üzerinden iki yıl geçti...
Bina TÜGVA tarafından kullanılıyor ama Göç Müzesinin nasıl bir göçe zorlandığından kimsenin hâlâ haberi yok!

1-833

2-690

3.-4