Adana Demirspor, 1940'lı yılların ortasında su topu takımı kurar ve takımın başına Muharrem Gülergin getirilir. Ancak Adana'da sadece bir tane nizami havuz vardır ve genellikle zengin çocuklarına tahsis edilir. Muharrem Gülergin, DSİ kanallarında çalıştırarak Adana'nın gençlerini eğitir.

---

Gençler, kanala su verildikçe çalışarak önce Çukurova şampiyonu olurlar, ardından İstanbul Moda Havuzu'nda Türkiye finallerine katılırlar. Bir maçta Adanalı gençler rakibi 7-6 yener ancak rakip takımın zengin çocukları, ilk defa doğru düzgün havuz gören ve otobüste yatan Adanalılara yenilmeyi kabullenemez ve çeşitli itirazlarda bulunurlar.

---

Bu duruma dayanamayan Muharrem Gülergin, elindeki sargıyı çıkararak tarihe geçen şu cümleyi söyler: “Tamam lan! Girin suya! Baştan oynuyoruz.”

Maçın sonunda Adana Demirspor, rakibini 12-0 yener. Adana Demirspor, sonraki 16 sezon boyunca üst üste Türkiye şampiyonluğu kazanarak “Yenilmez Armada” unvanını alır.

---

Olay her ne kadar havuzda yaşanmış olsa da CHP'de yaşananları ve yaşanacakları adeta anlatır cinsten.

Kurultayda, kendi belirlediği delegelerle iki oylamayı da kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu, üç yıl sonra zorlama ile açılan bir dava sonucu intikam ve rövanş almak için dönüyor.

Partideki galipler ise “Tamam lan! Girin suya! Yeniden oynuyoruz!” pozisyonuna gelmiş durumda.

---

CHP'de bugün yaşananların sonucunun, yukarıda anlattığımız olaydan farklı bir şekilde neticeleneceğini düşünmüyoruz.

Zira...

Yenilgiyi bir türlü kabullenmeyip sürekli mızmızlananlar, sessizce köşesine çekilmek yerine karar alıcı egemen güçleri de devreye sokup yeniden sahada hesaplaşma niyetinde olanlar, yukarıdaki örnekte de olduğu gibi durduk yerde başlarına öyle bir bela alırlar ki hem yenilgilerine bir yenisini daha ekleyip siyasi mevta olurlar hem de karşılarında yenilmez armadalar yaratırlar...

Chp-126

ESKİŞEHİR, GELMİŞ GEÇMİŞ İKTİDARLARIN ÜVEY EVLADI...

CHP Eskişehir Milletvekili Murat Kahya, 1977 yılının şubat ayında TBMM Başkanlığına yazılı bir soru önergesi vererek yatırım programında olmasına rağmen Sarıcakaya yolunun neden yapılmadığını soruyor.

Dönemin Bayındırlık Bakanı Fehim Adak, verdiği cevapta “Ödenek tahsis edildi. Çalışmalar devam edecek. En kısa süre içinde yolun yapımını tamamlayacağız.” diyor.

Üzerinden tam 49 yıl geçmiş, yani neredeyse yarım asır geride kalmış.

Sarıcakaya yolu hâlâ yapılmış değil...

---

CHP Eskişehir Milletvekili Cevdet Selvi, 2006 yılının aralık ayında Meclis’e verdiği soru önergesinde “Eskişehir çevre karayolu ile ilgili yapılmış herhangi bir çalışma var mıdır? Varsa hangi aşamadadır?” diye soruyor.

Dönemin Bayındırlık Bakanı Faruk Nafiz Özak, verdiği cevapta Eskişehir Güney Çevre Yolu Projesi’nin 2007 yatırım programına alınması için Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına müracaatta bulunulduğunu söyleyerek DPT onayı sonrası yolun programa alınarak yapımına başlanacağını söylüyor.

Üzerinden 18 koca yıl geçmiş...

Çevre yolu ile ilgili üstelik defalarca “Yapılacak” sözü verilmesine rağmen ortada hâlâ bir gelişme yok...

---

Bu iki örnek bile Eskişehir'in merkezi bütçeden yeterince yararlanamadığının, yatırım alamadığının, üstelik yıllar boyu hayallerle avutulup vaatlerle kandırıldığının en somut örneği olsa gerek...
Yol-29

“TARİHİ” DEDİĞİ GÜN BİR GÜN BİLE SÜRMEMİŞ...

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın da katıldığı AK Parti Daraltılmış Eskişehir İl Danışma Meclisi toplantısı tam bir yıl önce yapılmış.

---

Toplantıda İl Başkanı Gürhan Albayrak önce, “Birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz, şehrin sorunlarını her zaman istişare ettiğimiz, Ankara’da ilgili bakanlarımızla yapmış olduğumuz görüşmeler sonucunu vermeye devam ediyor.” demiş...

---

Ardından da...

30 Mayıs 2025 tarihinin artık Eskişehir için tarihî bir gün olduğunu söyleyerek, “Kuzey Çevre Yolu’ndan, ilçelerimizde devam eden mevcut yol çalışmalarımıza, araç muayene istasyonundan, organize sanayi bölgemizin liman bağlantı yoluna kadar bakanımızla her konu görüşüldü ve sürecin hızlandırılması talimatları verildi.” açıklaması yapmış.

---

Bir yıl içinde bu söylediklerinin hiçbiri gerçekleşmediğine göre, “tarihî bir gün” dediği gün, anlaşılan o ki bir gün bile sürmemiş...