Önümüzdeki mahalli seçimler, Yılmaz Büyükerşen aday olsa da olmasa da CHP için en zor seçim olacak...
***
Önümüzdeki seçimler, Yılmaz Büyükerşen aday gösterilse de gösterilmese de Ak Parti için bugüne kadar yapılmış seçimlerin en zorluğu olacak.
***
Sonuç olarak:
Eskişehir'de belediyeleri kazanmak için birbiriyle yarışacak olan CHP ve AK Parti en zorlu yarışa çıkacak...
***
Kim ne derse desin bu amansız yarışın sonucunu, her iki tarafın da parti performansları değil, göstereceği adaylar belirleyecek.
Yani...
Seçimi kazanan adayı sayesinde kazanacak, kaybeden adayının yüzünden kaybedecek...
Sonuç itibarıyla, bu seçimler şarkıda olduğu gibi bir acayip zor yarışa sahne olacak.
2-1231-151

,,,,,,,,,,,,,

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde kendisine “biliyor musunuz? Sizin İstanbul’u fethedeceğinizi burada yaşayan 2 tane rahip çok önceden bildi” derler.
Bu durum ilgisini çeker Fatih’in…
Hemen yanına getirtir rahipleri.
-“Nereden bildiniz İstanbul’u alacağımı? Siz müneccim misiniz?” diye sorar.
Rahipler cevap verir;
-“Müneccim falan değiliz. Sadece Kostantinepolis’de Adalet ve Hukuk bitmişti. Bu işin uzun sürmeyeceği ortadaydı. O yüzden sizin bu şehri alacağınızı ve hukukun bittiği devletin de çökeceği aşikârdı.”

***
Bunun üzerine Fatih rahiplere “Peki bizim devletimiz ile ilgili bir tahminde bulunun o zaman” diye sorar.
Rahipler  “Biz sizlerin uyguladığı kadılık (Hukuk) sisteminin ne durumda olduğunu ve işleyişini bilmiyoruz. O yüzden bu sorunuz karşısında herhangi bir tahminde bulunamayız. Bunu söyleye bilmemiz için sizin (hukuk) kadılık sistemini görmemiz, bilmemiz lazım” derler.
Fatih “Gidin o zaman görün ve gelip anlatın o zaman” diyerek, yol parasını da vermek suretiyle rahipleri görevlendirir..
Bunun üzerine rahipler de kadılık sisteminin nasıl işlediğini anlamak için başlarlar Anadolu’yu dolaşmaya…
***

Dolaşırlarken, karşıdan elinde at ile gelen  bir köylüye denk gelirler.
Sorarlar nereden geldiğini.
Köylü başlar anlatmaya;
-“Ben bu atı 500 kuruşa aldım. 200 kuruşunu peşin verdim. 300 kuruşunu sonradan vermek için anlaştım. Ama at hasta çıktı. At’ı satan adama durumu söyledim. “Ben anlamam. Paramı isterim” dedi. Bunun üzerine durumu Kadı’ya anlatmaya gittim. Ama gel gör ki kadı bugün Hamam’a gitmiş. Bana “yarın gel” dediler. Ben de bunun üzerine evime dönüyordum. Yarın yine kadı’nın yanına gideceğim”
Rahipler kendi kendilerine “işte tam da aradığımız bir olay” derler kendi kendilerine.
Ardından da köylüye “yarın biz de seninle gelebilir miyiz? Kadının önüne seninle birlikte çıkabilir miyiz?” diye sorarlar.
Köylü “Hay hay. Gelin tabi” der.

***
Sabah olduğunda, şans bu ya, köylünün aldığı at gece yarısı ölmüştür.
Köylü ve rahipler birlikte tutarlar kadının yolunu.
çıkarlar kadı'nın karşısına.
Köylü başlar anlatmaya;
-“Kadı efendi. 500 kuruşa at aldım. 200 kuruşunu peşin verdim. Fakat At hasta çıktı. Dün size geldim ama siz Hamam’a gitmişsiniz. Bugün gelmem söylendi. Ama at gece yarısı öldü. Ben de çıkıp geldim. 200 kuruş zararım var. Eğer 300’ü de verirsem zarım 500 kuruş olacak. Zararımın karşılanmasını isterim”
Kadının önüne atı satan satıcı da gelmiştir.
Onu dinler kadı.
-“Ben atı 500 kuruşa sattım. 200’ü peşin aldım. 300’ü sonra verecekti. Ben sattığımda at sağlıklıydı. Ne malum sattıktan sonra hastalanmadığı? Benim de zararım var. Ben de zararımın karşılanmasını isterim. Geri kalan 300 kuruşumu istiyorum.

***

Kadı her iki tarafı da dinledikten sonra “ikiniz de haklısınız” der atı satan ile satın alana.
Ardından yardımcısına dönüp, kendisine ait para kesesinin getirilmesini ister.
Sonrasında da “Kabahat ikinizde de değil, bizzat bende. Dün hamama gitmeyip, görevimin başında olsaydım, bu olayla ilgili karar başka olacaktı. Ama görev başında olmadığım için ikinizin de mağduriyeti benim yüzümden” der ve yardımcısına dönüp “ O keseden atı satın alana 200, satana da 300 kuruşunu ver. Bu mesele kapansın. Kanun işlesin.Hak yerini bulsun.”

***

Rahipler tanık oldukları olaya bir hayli şaşırır.
Hukuk sistemi ile ilgili kafalarında bir fikir oluşmuştur artık.
Dönerler İstanbul’a ve çıkarlar Fatih Sultan Mehmet’in makamına…
Derler ki;
-“Biz gittik, gördük, şahit olduk, öğrendik. Sizin Kadılık(Hukuk) sistemi hakkaniyetli ve adaletli bir şekilde işliyor. Bu şekilde işlemeye devam ederse, yüzyıllar geçse de devletinize bir şey olmaz. Adalet-Hukuk olduğu müddetçe kimse sizin ülkenizi fethedemez”
***
Son günlerde iki yüksek mahkeme arasında ortaya çıkan tartışmalar yaşanırken,hukukun, Adaletin ne denli önemli olduğunu gösteren, yaşanmış müthiş bir örnek olduğu için yazıyı sizlerle paylaşma gereği duyduk.
Ne diyelim?
Kadıların(Hukuku uygulayanlar) hamamdan fırsat bulup da işlerinin başından ayrılmadığı, alan ile satana adalet dağıtıp, mağdur etmediği, verilen adil kararlarla devletin ayakta tutulduğu güçlü  bir hukuk sisteminin biran önce geri gelmesi dileğiyle...
FATİH-3
,,,,,,,,,,,,,,,,

HİÇ OLMAZSA BİR TARAFA YASAK GELSİN...

Şehir merkezinde sokaklar zaten dar ve iki aracın yan yana ancak geçebileceği genişlikte...
Yolun her iki tarafına da araç parkı yapıldığında yol tek aracın geçebileceği bir hale geliyor.
***
İşin kötüsü sokakların büyük bölümü tek yönlü olduğu için tek aracın geçebileceği yolda karşı karşıya gelen araçlar nedeniyle sokaklar gün boyu kilitleniyor.
***
Sokakların genişlemesi mümkün olmayacağına göre hiç olmazsa yolun bir tarafına getirilecek park yasakları ile sorun kökten çözülmese de en azından sokaklar trafiğin kilitlenmesinden kurtarılmış olur...
Vatandaşlardan gelen böylesine bir talep var.
İlgililerin bilgisine sunulur...
,,,,,,,,,