“Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen”
Yunus Emre
Düşüncelerin sana ve çevrene yararlı olmadıktan sonra beğenilsen ne olur,
beğenilmesen ne olur? Düşüncelerin bir işe yaramadıktan sonra. Mevlana:
“Kardeşim! Sen düşünceden ibaretsin, geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen,
gülistan olursun. Diken düşünürsen, dikenlik olursun” derken her konu da olumlu ve
iyiyi düşün diyor. Çünkü senin düşüncelerin kişiliğini yansıtır. Yunus Emre de:
Sözüyle doğruları söyleyen ve etrafındaki insanlara da doğruluğu öneren bir
düşünceye sahip olmadıktan sonra sen var olsan ne olur, var olmasan ne olur?
Demiyor mu?
Hocam biraz ağır olmadı mı bu sözler? Neden ağır olsun, sözler benim değil ki!
Söyleyenler sekizyüz yıl önce söylemiş ama biz hala bu sözlerin anlamını öğrenmek
için gayret sarfetmemişiz. Onaltıncı yüzyılın düşünürü Descartes: “Düşünüyorum,
öyleyse varım” derken; “varlığımı düşünüyor olmama borçluyum” dememiş! Ne
demim? “Düşünmek varolmanın sebebi değil, sonucudur” demiştir. Kısaca sebebe
değil, sonuca bak diyor. Bizler de trene bakar gibi bakıyoruz.
Descartes, bildiği her şeyi yeniden bir akıl terazisinden geçirerek tüm önyargılarından
kurtulmaya çalışmış ve her şeye şüphe duyarak yaklaşmış. O elinin altındaki masanın
bile varlığını kesin bir şekilde kanıtlayamayacağını biliyordu! Çünkü masa hakkında
tüm bilgilerini duyu organları ve zihniyle edindiğini, bu bakımdan kendi düşünceleri
izin verdiği kadarını bileceğini de biliyordu. Bununla beraber duyu organlarının ve
hatta zihninin bile yanılabileceğini, dolayısıyla masanın varlığını kesin bir şekilde
kanıtlamasının mümkün olmadığını da söylüyordu. Bu insanların söylediklerini
anlamak için biraz gayret sarfetseydik cahiliye dönemine geri dönmezdik!