Bizler gençken bizden yaşlıların nasihatları aklıma geldi..
“Bu gençliğin kıymetini bilin”
En çok duyduğumuz lafların başında geliyordu.
İyi hoş da bu kıymeti nasıl bileceğiz onu söyleyin!
Hafiften bir tebessümle “Siz benim ne dediğimi anladınız.”
İşte bizim 1950’ yılların kuşağı bu duygularla yaşlandık.
Şimdi sıra biz de!
Yaşlanmanın ne demek olduğunu biliyor musunuz?
Öyleyse ben size anlatayım.
Önce hayat arkadaşın sonra yakın akrabaların vefat eder.
Daha sonra çevrende ki insanlar azalır.
Kronik hastalıklar, yürüme zorlukları ile hareketlerin kısıtlanır.
Görme ve işitme kaybın yaşamını iyice zorlaştırır.
Yaşlanınca ev dışındaki sosyal etkinliklere katılamazsın.
Keşke bu kadarla kalsa!
Önce çişini tutamaz, altına işemeğe başlarsın.
Sen buna üzülürken donuna kakanı kaçırmaya başlarsın.
Bundan sonrasını anlatmaya gerek yok! İşte böyle gençler.
Yaş almak sona doğru gidişin adıdır.
Yaşlanarak yaşıyoruz, sizler de yaşlanarak yaşayacaksınız.
Bundan kaçış yok!