Bir zamanlar binlerce çocuğun trenlere bindirilip bir bilinmeze gönderildiği birçok kaynakta geçmektedir.
Sizi şaşırtacak bu olayların yaşandığı yer ve zaman dilimi öyle fi tarihinde kalma değil. Daha dün denecek kadar yakın, o topraklarda olmaz denilecek kadar da gerçek olduğu bilinmektedir.
Olay 1854’te başlamış ve öksüzler treni projesi olarak hayata geçirilmiştir.
Projenin hedefi, kimsesiz çocuklara yeni aileler bulmak olsa da gerçek oldukça iç karartıcı ve trajiktir.
Amerika’nın doğu şehirlerinden toplanan iki yüz binden fazla çocuk, trenlerle orta batıya gönderilir.
Tren her durakta durur. Çocuklar indirilir ve insanlar içlerinden birini seçer.
Amaçları çoğunlukla evlat edinmek gibi görünse de…!
Çiftliklerde çalıştırılacak bedava iş gücü yada yeni doğum yapmış annelere masrafsız dadı bulmaktır.
Lakin çok düşük sayı olsa da bazı aileler gerçekten evlat edinmiştir.
Seçilmeyen çocuklar tekrar trene bindirilip bir sonraki durakta şansa bırakılırken. Diğerlerinin akıbeti pek bilinmemektedir.
Sistem 1929’da sona erer ancak benzer durumlar o günden bu güne dünyanın farklı noktalarında farklı şekillerde yaşanmaya devam etmektedir.
…
Yazar Christina Baker Kline, “Öksüzler Treni” isimli gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı romanı o dönemde yaşanan dramı bire bir ayna tutmuştur.
Romanıyla, olayları en ince ayrıntısına kadar gözler önüne seren Kline, bize şunu da anlatmak istemektedir. “Bazen en büyük acılar en iyi niyetlerin içinden çıkar.” Diyerek. Aslında yönetenlerin veya karar vericilerin pek de masum olmadığı yada olayın başlangıç ile sonucunun pek de örtüştüremediklerine dikkat çeker.
…
Binlerce çocuk ya ailesini hiç tanımamış ya da ailesini kaybetmiştir. Korumaya muhtaç ve masum, tek istedikleri sıcak bir yuva tek umutları bilinmeyen geleceklerine onları taşıyan tren ve hayal kırıklıklarıyla dolu yolculuk sonunda yaşayacakları hayattır.
İnsanın şiddete ne kadar eğilimli olduğunu, bunun eğitim seviyesi veya gelişmişlikle ilgisinin bulunmadığını, son 40 yılda Balkanlardan, Kafkaslara, Orta doğudan dünyanın muhtelif yerlerine kadar, çıkan savaşlarda ve afetler sonucu yaşananlara birebir tanıklık yaptığımız gibi.
…
UNICEF verilerine göre, son yüzyıldaki ilerlemeye rağmen dünyada hala 138 milyon çocuk işçi var.
Her gün 10 bine yakın çocuk öksüz ve/veya yetim kalmakta.
Uluslar arası kabul gören rakam ise 140-150 milyon civarındadır.
Türkiye de bu sayı yaklaşık olarak 350 binden fazladır.
…
Bu günde birçok ülkede çocuklar, vakıf, cemaat ve ne olduğu belirsiz yapılara, farklı projeler adı altında teslim edilmeye devam ediliyor.
Ülkemiz dahil olmak üzere bunun tek çözümü ise Birleşmiş Milletler tarafından imza altına alınmış ve çerçevelenmiş çocuk haklarının harfiyen uymaktır.
Masum görünen her proje topluma faydalı değildir.
Sağlıklı bir toplum için yarının en büyük güvencesi çocuklardır.
Çocukların güvenli geleceği için ise en önemli şey anne baba ve sıcak bir yuvadır.