Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda çok önemli bir dönüm
noktası olan 30 Ağustos Zaferinin 104. Yıl dönümünü büyük bir coşku içinde
kutlayacağız.

Anımsanacağı gibi büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasında 26
Ağustos 1922’de başlayan Başkomutanlık Meydan Muharebesi 30 Ağustos’ta büyük
bir zaferle sonuçlandı.

30 Ağustos çok önemli bir askeri zafer olmanın ötesinde hiç kuşku yok ki
Türk milletinin cesaret, azim ve bağımsızlık konusundaki kararlılığının simgesi
olan çok önemli bir tarih.

Büyük bir askeri zaferin ardından sağlam bir temel üzerine kurulan ülkemiz aradan
geçen 104 yılın sonunda ne yazık ki önemli sorunlarla karşı karşıya.

Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık felsefesini oluşturan laik, demokratik,
sosyal hukuk devleti ilkeleri bazı çevreler tarafından ekseninden kaydırılmaya çalışılıyor.

Gelinen noktada 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen “Öğretim Birliği Kanunu”
ile kapatılan ve dini eğitimi esas alan “Medreseler açılsın” diyenler var.

Diğer yandan 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilen “Tekke, Zaviye ve Türbelerin
Kapatılması hakkındaki Kanun” yürürlükte olduğu halde tarikatlar faaliyetlerini
genişleterek sürdürmeye devam ediyor.

Tarikat şeyhleri televizyon kanallarında, sosyal medyada rahatlıkla müritlerine
mesajlar veriyor.

Tarikatların sahip oldukları finansal güç karşısında ise şaşırmamak elde
değil.

Diğer yandan kamu kurumları içindeki tarikat yapılanmaları öylesine etkili
hale geldi ki bürokrasi içinde birbirleriyle mücadele içindeler.

Bu bağlamda laik eğitim konusunda da çok önemli sorunlar yaşanıyor.

Anımsatalım.

Yakın günlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın protokol imzaladığı bir Vakıf Batman’da
8-15 yaş arası yüzlerce kız çocuğunun katılımıyla “Niyet Ettim Örtünmeye, Emrin
Başım Üstüne” isimli programda “toplu tesettür töreni” düzenledi.

Törende dikkat çeken bir nokta da küçük çocuklar için “Genç kızlar” diye
bahsedilmesiydi.

Başka bir örnek Çankırı’da Hacı Murad-ı Veli İmam Hatip Lisesinde YKS’de ilk
80 bine giren 19 öğrencisi için hazırlanan afişte erkek öğrencilerin
fotoğrafları kullanıldı kız öğrencilerin fotoğrafları yerine ise ‘temsili
resimler’ konuldu.

Ne yazık ki kız öğrencilerin başarısı gerici bir zihniyet tarafından sansürlendi.

Daha önce çok kez bu köşede yer verdiğimiz ÇEDES Projesi ile pedagojik
formasyonu olmayan müezzin, imam, din görevlilerinin ‘manevi danışman’ adı
altında okullarda çocuklara ders vermeleri ise laik eğitime aykırı ayrı bir
başlık.

Dini içerikli etkinliklerin okul öncesi eğitim kademesine kadar
yaygınlaştırılması ve daha birçok uygulama gündemde.

Genel olarak bakıldığında dinci yapılarla çok sayıda protokol imzalayan Milli
Eğitim Bakanlığı Anayasamıza göre kural olan “karma eğitimi” kaldırmak için sistematik
bir çaba içinde.

Ankara Dikmen’de Nevzat Ayaz Kız Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde
sadece kız öğrencilerin kabul edildiği bir ortaokul açıldı.

Son olarak da Karaman’da dikkat çeken bir olay basına yansıdı.

Karaman’da bazı liselerin öğrenci pansiyonlarında ‘yangın güvenliği ‘açısından
belirlenen eksiklikler müfettiş raporlarıyla ortaya konuldu.

Pansiyonun kız ve erkek öğrenciler tarafından birlikte kullanılması
nedeniyle binanın ortadan bölündüğü ve öğrencilerin aynı yangın kaçış sistemini
kullanmak zorunda kaldığı tespit edildi.


Müfettişler binanın yalnızca kız öğrencilerin kullanımına ayrılmasını
önerdi.

Bu durum karşısında Bakanlık raporlanan eksikliklerin giderilmesini tercih
etmedi.

‘Yangında’ bile kız ve erkek öğrencilerin ortak merdiven kullanmalarını
uygun bulmadı.

Tüm bu olumsuzluklara karşın ‘Bir milletin yeniden doğuşunun yıl dönümünde’
Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş uygarlık ufku yol gösterici olmaya devam
edecektir.

Büyük Zaferin 104. Yıl dönümü kutlu olsun.