Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastane binası:

Bundan tam 50 yıl önce temeli atılan…

İnşaatının bitmesi 15 yıl süren…

35 yıldır kullanılan ve bu süre zarfında içinde defalarca tadilat gören…

Hatta tabanından sürekli su çıktığı ve bu suyun sürekli boşaltıldığı iddia edilen…

Riskli olduğu raporlarla gündeme geldiği yıllarda son üç katının yıkılması bile gündeme gelen…

Her gün en az 5-6 bin kişinin içinde olduğu ve en önemlisi de tam altından deprem fay hattı geçen devasa bir bina.

---

Söz konusu binanın taşıdığı deprem riski nedeniyle yıkılıp yeniden yapılması isteğine rağmen Bakanlık, binanın güçlendirme yoluyla depreme dirençli hâle getirilmesine karar verdi.

Bunun için de bütçeye onda birini bile bulmayan bir para koydu.

---

Bütçeye koyduğu para ile güçlendirme çalışmasının en az 10-12 yıl süreceği Tıp Fakültesi Hastane binasının deprem riski her geçen gün artıyor.

---

Tabii biz sürekli olarak, içinde bulunan insan yoğunluğunu da göz önüne almak suretiyle hastane binasının taşıdığı deprem riskine dikkatimizi veriyoruz ama MTA’nın güncel diri fay hatlarına ilişkin son haritası, riskin sadece hastane binasından ibaret olmadığını ortaya koyuyor.

---

Zira…

MTA’nın diri fay haritasında, fay hatlarından biri üniversite kampüsünün tam ortasından, diğeri de hemen yanı başından geçiyor.

Yani…

İki fay hattı arasında kalmış ve içinde fakülte binaları ve yapıların olduğu bir kampüs var.

Bu durumda artık sadece Tıp Fakültesi Hastane binasını değil, tüm kampüsü ve içinde bulunan tüm binaları değerlendirme zorunluluğu çıkıyor ortaya…

---

Tüm bu anlattıklarımızın, üniversitenin yeni rektörünün üstesinden gelmesi gereken büyük bir sorun olduğunu düşünüyoruz.

Zira…

Biri üzerinden, diğeri yanından geçen iki diri fay hattının arasında kalmış kampüs içinde bulunan her bir binanın depremsellik durumunun öncelikle tespit edilmesi, riskli olması muhtemel binalara da gerekli müdahalede bulunulması gerekiyor.

---

Sonuçta söz konusu olan insan hayatı ve olası büyük bir faciayı önlemek olmalı.

Tarihçi olan yeni rektör eğer fay hatları üzerindeki kampüsü, içindeki binalarla birlikte deprem riskine hazır hâle getirmeyi başarırsa, tarih yazmış olur.

---

Bunu yapmazsa da tıpkı kendinden öncekilerin yaptığı gibi topu kendinden sonraki rektörün kucağına bırakmış olur.

---

NOT: ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, yeni hastane binasının kampüs içinde bulunan Cumhuriyet Parkı’ndaki alana yapılması düşüncesi olduğunu, güçlendirme yerine yeni hastane binası yapılmasından yana olduğunu söylemiş. Mevcut binayı güçlendirmek yerine yeni hastane binası düşüncesi son derece doğru bir düşünce. Ancak yeni hastane için belirlenen yer, tam da MTA haritasında yer alan aktif fay hattının üzerine denk geliyor sanki…
1-970

2.Jpg

30 AĞUSTOS İNSANLIĞIN BAYRAMIDIR...

Spiker:

Bugün 30 Ağustos. Sizin ve dolayısıyla Türkiye halkının en büyük bayramlarından biri. Bu münasebetle hem sizi hem bütün Türkiye halkını candan tebrik ederim. Acaba bize bu münasebetle bir şeyler söyler misiniz?

---

Nazım Hikmet:

Evvela tebrikinize teşekkür ederim. Cidden, 30 Ağustos bizim Türklerin en büyük bayramlarından biri ve zannediyorum ki yalnız bizim değil, insanlığın bayramlarından biri. Çünkü 30 Ağustos’ta ilk defa biz Türkler insanlığa, sömürgeciliğe karşı ve emperyalizme karşı muzaffer olabilmenin yollarından birini gösterdik. Bu da sömürgeciliğe karşı silah elde çarpışmakla olur.

Ve sömürgeciliğin her şeye rağmen yıkılmaya mahkûm olduğunu gösteren milletlerden biri de benim milletimdir. Bunun için cidden bu bayram büyük bayramdır. Ve bir daha tekrar ediyorum: Yalnız Türk milletinin bayramı değil, insanlığın da bayramlarından biridir.

---

Tarih: 30 Ağustos 1961.

Nazım Hikmet, Budapeşte’deki Bizim Radyo’da spiker Togay Benderli’ye konuşuyor.

Bugün 30 Ağustos…

Bu önemli güne dair herkes bir şey söyleyecek…

Biz ise bu önemli günde, tepeden tırnağa vatan sevgisiyle kuşanmış ama vatanından ayrıyken bu dünyadan göçen bir şairin, Nazım Hikmet’in de 30 Ağustos’a yönelik hissettiklerini paylaşmak istedik.

K U R T U L U Ş-1

Nazım.jpg