Nebi Hatipoğlu İYİ Parti'den milletvekili seçildiğinde pek çok kişi "İYİ  Parti'de durmaz. İlk fırsatta AK Parti'ye geçer" tahminleri yapılıyordu.
***
Hatipoğlu milletvekili seçilmesinin hemen sonrasında CHP ile ittifakın yanlış olduğunu, yerel seçimlerde AK Parti ve MHP ile ittifak yapılması çıkışını yaptığında yine pek çok kişi "AK Parti'ye geçmenin sinyalini veriyor" yorumunu yapmaya başladı.
***
Aynı Hatipoğlu Büyükşehir belediye Başkan'ı Yılmaz Büyükerşen'i eleştirmeye başlayınca da yine herkes "Tamam artık iyice anlaşıldı. Hatipoğlu kesinlikle istifa edip, AK Parti'ye kesin geçiyor" dedi.
***
Nitekim, herkesin de tahmin ettiği ve beklediği üzere Nebi Hatipoğlu milletvekili seçilmesinin üzerinden beş ay bile geçmeden İYİ Parti'den istifa etti ve AK Parti'ye geçti.
***
Süreç böyle olunca şu sıralar herkes "Nebi Hatipoğlu'nun amacı madem başından beri iktidar partisine geçmekti, o halde neden işin ya başında AK Parti'den  değil de gidip İYİ Parti'den aday oldu?"diye merak ediyor...
***
Aslında bunu biz de merak etmedik değil.
Öyle ya; başından beri AK Parti'ye geçeceği tahmin edilen, geçtiğine de kimsenin her hangi bir şaşkınlık yaşamayacağı  Nebi Hatipoğlu neden işin başında AK Parti'den değil de İYİ Parti'den milletvekili olmaya karar verdi?
***
Bunu Ak Parti içinde yer alan ve partideki işleyişi de bilen birkaç isme sorduk...
Söyledikleri şu oldu; " Muhtemelen işin başında AK Parti'den aday olmayı denemiştir, AK Parti milletvekili aday sıralamasında, garanti seçilecek bir yerde olamayacağını anladığı için de bu riske girmeyerek, vekilliğe daha kolay ulaşabileceği İYİ Parti'den aday olmaya karar vermiştir. Zira Hatipoğlu'nun İYİ Parti'den milletvekilliğine ulaşmak için ortaya koyduğu yöntem AK Parti'de pek işlemez. "
***
Yani kısaca şu söyleniyor:
"Nebi Hatipoğlu'nun doğrudan AK Parti'den aday ve milletvekili olma şansı yoktu. İktidar milletvekili olmasının tek yolu, başka bir Parti'den vekil seçilip AK Parti'ye gelmesiyle mümkün olabilirdi. O da zaten bu yöntemi kullanmak suretiyle AK Partinin vekili oldu"
***
Bu elbette değişik bir yaklaşım...
Yaklaşım doğru mu değil mi elbette bilemiyoruz...
Ancak...
Bu yaklaşım doğruysa, Nebi Hatipoğlu'nun AK Parti milletvekili olması biraz da transfer olmak isteyen futbolcuya kulüp tarafından "Sen biraz başka takımlarda oynayıp ortaya bir şeyler koy, biz daha sonra seni kulübe alırız" demesine benzemiş!


NEBİ-14
,,,,,,,,


ÇOK DA BİR ŞEY BEKLEMEYİN YANİ!

Yılsonu geliyor…
Her yılsonunda olduğu gibi yeni yılda uygulanacak olan asgari ücret belirlenecek önümüzdeki süreçte…
Hükümet, bir tarafa işçiyi temsil eden sendikayı, diğer tarafına işverenleri temsil eden sendikayı alarak, Asgari ücret Tespit komisyonu oluşturacak…
Oluşacak bu komisyon görüşmeleri başlatacak…
Her yıl olduğu gibi, işçileri temsil eden sendika bir rakam söyleyecek…
-“Bu rakamın altında işçi çalıştırılamaz.” diyecek…
İşverenleri temsil eden sendika da bunun altında bir rakam zikredecek…
-“Bunun üzerinde bir rakamla işçi çalıştırmamız mümkün değil.” diyecek…
En son hükümet, işçi sendikasının istediği rakamın altında, işveren sendikasının istediği rakamın biraz üzerinde bir rakam söyleyecek.
Sonuçta; o rakama yakın bir rakam, yeni yıl uygulanacak olan Asgari ücret olarak kabul edilecek ve yürürlüğe girecek…
-“İstediğimiz rakam olmazsa kabul etmeyiz. Yakarız yıkarız” diyen işçi sendikası, hükümetin önerdiği rakamın altına paşa paşa imzasını atacak.
-“İstediğimiz rakam üzerinde işçi çalıştırmayız. Bunu kabul etmeyiz” diyen işveren sendikası, “Fazla oldu ama işçilerimiz için fedakarlıkta bulunalım” pozlarına girip, hükümetin rakamını onaylayacak.
Hükümet ise çıkıp, “İşçiye şu kadar artış yaptık” falan deyip, iyi bir Asgari ücret belirlendiğini söyleyecek.
Sonra; Hükümet, işçi ve işveren temsilcileri kol kola girip, çıkacaklar komisyon toplantı salonundan.
Belki birlikte bir yemeğe gidecekler 15 kişi…
İşte o yemekte muhtemelen, belirledikleri asgari ücretin 5-6 katını yemek ücreti olarak lokantaya bırakacaklar…


İŞÇİLER-2
,,,,,,,,,,,

EDİLEN YEMİNLERİN YERİNE GETİRİLMESİ GERKMİYOR MU?

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve ANAYASAYA SADAKATTEN AYRILMAYACAĞIMA; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
***
Yukarıdaki yemin, milletvekillerinin seçilip mazbatasını aldıktan sonra Meclis kürsüsünden ettikleri yeminin metni...
Yargıtay'ın Anayasa Mahkemesi kararına karşı aldığı tavır milletvekillerinin hangi safta yer alması durması gerektiği, zaten ettikleri yeminde açıkça ifade edilmiş.
Hukukçu değiliz ama iktidar-muhalefet fark etmeden tüm milletvekillerinin, ettikleri yeminleri yerine getirme adına  Anayasa Mahkemesinden yana tavır koyması gerekmiyor mu?

MECLİS-16,,,,,,,,,,,,