Yılmaz Büyükerşen ile telefonda konuştuk...
Neler yaptığını, ne ile meşgul olduğunu, daha doğrusu nasıl vakit geçirdiğini sorduk hoşbeşin ardından...
Pazar günü evde olduğunu; balkonda bir yandan radyo dinleyip, bir yandan bir şeyler okuduğunu, bu arada kuşların ağaç kozalakları arasındaki tohumları çıkartıp yemesini izlediğini söyledi.
“Arada bir evin önünden geçen ailelere ve gençlere gözüm takılıyor. İyi ki balkon var. Böyle böyle vakti öldürüyoruz işte.” sözleri nedense biraz hüzünlü geldi.
---
O hissettiğimiz hüznü dağıtmak adına sözü CHP’de olup bitenlere getirmek istedik.
“Partide neler oluyor böyle? Bu işin sonu nereye varacak?” demeye kalmadan, “Boş ver siyaseti, başka şeyler konuşalım.” diye girdi lafın arasına.
Benimle konuşması öncesi açık olan radyosunda “Şu İzmir’den Çekirdeksiz Nar Gelir” türküsü çalmış. Ardından bunu diğer yörelere ait türküler izlemiş. Belli ki türkülerin ezgileri ve nameleri Büyükerşen’i bir süre de olsa kendinden alıp götürmüş.
---
İşte o anların duygularını yaşarken, hemen her yöreye ait birbirinden güzel şarkı, türkü ve musiki eserlerinin olduğunu; Eskişehir’in ise bu hususta çok kısır kaldığı gerçeği takılmış kafasına...
“Eskişehir yöresine ait Halkalı Şeker’den başka bir eserimiz yok. Bir zamanlar Ali Şenozan’a ‘Eskişehir Kızları’ isimli bir şarkı bestesi yaptırmıştık, o şarkı da kaybolup gitti. Aslında bu konuda klasik müzik, musiki, türkü, şiir, beste yarışmaları falan organize etmek, bu yörenin eserlerinin yaratılmasını sağlamak lazım. Belediyeler bu işi üstlenebilir. Yarışmalar düzenleyip sponsorlar da bulabilir. Belediyecilik sadece yol yapmak, çöp toplamak değil ki. Kültür de şehrin önemli bir unsuru. Umarım belediyeler bu işe el atar.” dedi.
---
Kendisine, “Hocam 25 yıl Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptınız. Keşke şimdi söylediklerinizi kendiniz yapsaydınız.” dedik. Önce haklı olduğumuzu söyledi, ardından da “Ben bunları yapacak kuruluşların oluşumlarını sağladım ama dediğin gibi bunu da yapmalıydım. Beceremedik demek ki.” diyerek sözlerini tamamladı.

**CHP’DE RENKSİZ GÖRÜNEN KURNAZLAR!**
İki CHP’li arkadaş Mekke’yi merak etmiş. “Yahu herkes gidiyor, bir de biz gidelim. Bakalım oralar nasıl?” demiş ve yola çıkmışlar.
---
Orayı gez, burayı dolaş derken sıra şeytan taşlamaya gelmiş.
CHP’lilerden biri başlamış şeytana saydırmaya. Attıkça hırslanıp küfretmeye, küfrettikçe daha iri taşlar atmaya başlamış. En sonunda iyiden iyiye gaza gelip ayakkabısını çıkarıp fırlatmaya niyetlenmiş.
---
Yan tarafındaki diğer CHP’li, onun bu hâlini görünce koşup ayakkabıyı atmadan kolundan yakalamış, “Sen ne yapıyorsun ya?” diye sormuş sinirle...
“Ne yapacağım ya, görmüyor musun, şeytan taşlıyorum.” demiş arkadaşı.
“Ya birader, sen onun kim olduğunu biliyor musun?” diye tekrar sormuş.
“Kim olacak yahu, şeytan işte.” diye cevap alınca, burnundan soluyarak “Yahu saçmalama, o da eskiden bir melekti, unuttun mu?” diye hatırlatmada bulunmuş.
“Eee, yani ne demek istiyorsun?” diye şaşırınca, CHP’li arkadaşı uyarmış:
“Yahu yarın araları düzelir, biz kötü oluruz kardeşim. Taş atma demiyorum; atarken kendini belli etme!”
---
İlke ve ideoloji olarak partiye bağlı samimi CHP’liler bu fıkraya ne olur alınmasın. Yukarıdaki yazının muhatabı asla onlar değil.
Ancak...
Cumhuriyet Halk Partisi’nde, özellikle butlan kararı sonrasında yaşanan süreçle ilgili görüşlerini açık açık dile getirip taraf olan isimlerin yanı sıra bir taraf olmadığını hissettirmek için lafı eveleyip geveleyen, şişi de kebabı da yakmamak için resmen kelimelerle boğuşanlar da var ya...
---
Sürekli gri alanda dolaşıp renk belli etmemek için dokuz takla atan; görüşü sorulduğunda, “Ne olur ne olmaz.” endişesi ve hesabıyla “Ben oncu ya da buncu değilim.”, “Ben hiçbir tarafta değilim. Ben partinin tarafındayım.”, “İsimler üzerinden tarafgirlik beni ilgilendirmiyor, ben CHP’liyim.” diyenler var ya...
İşte bu isimlerin samimiyetten uzak, asıl düşüncesini gizleyen açıklamaları; tıpkı fıkradaki arkadaşını “Taş atma demiyorum, atarken kendini belli etme. Sonra olan bize olur!” diye uyaran CHP’liyi andırıyor.
Özel’in, hatta Kılıçdaroğlu’nun yanında olduğunu açık açık beyan edip tarafını ortaya koyanlara olan saygım, bu renksiz görünen kurnazlardan vallahi çok daha fazla...
