İnşaat Mühendisleri Odası, geçtiğimiz aylarda Eskişehir'in ulaşım altyapısı ile ilgili hem değerlendirmelerin hem de ileriye dönük çözüm önerilerinin yer aldığı kapsamlı bir rapor hazırlamış, raporda yer alan önerileri de kamuoyu ile paylaşmıştı.
Seyahat Rehberleri ve Seyahat Günlükleri
---
Raporda, özellikle kentin artan nüfusu ve trafik yükü dikkate alınarak sunulan çözüm önerileri arasında son derece dikkat çekici tavsiyeler yer alıyordu...
---
Örneğin:
-Orta ve uzun vadede tramvay sisteminin yetersiz kalacağı belirtilerek metro sisteminin kaçınılmaz olduğu, fizibilite ve etüt çalışmalarının bugünden başlaması gerektiği ifade ediliyor...
-Eskişehir-Bozüyük arası mevcut demiryolu hattında banliyö taşımacılığının elzem olduğu ifade ediliyor...
-Satılmışoğlu bölgesine YHT ve banliyö hattını barındıran yeni bir istasyon kurulması, İstanbul, Bursa, Antalya ve İzmir hızlı trenlerinin bu istasyonda durmasıyla Eskişehirlilerin bu trenlerden yararlanması öneriliyor...
-Kütahya demiryolunun şehir içinden kaldırılması, trafik akışının kesintiye uğramaması salık veriliyor...
-Hem çevre yolu üzerindeki köprü ve sanat yapıları hem de demiryolu üst geçitlerinin deprem güvenliği açısından güçlendirilmesi ve Stadyum Kavşağı'nın yeniden düzenlenmesi öneriliyordu...
---
Emek verilerek ve kafa yorularak hazırlanmış raporun dikkate alınacağını, kurumlar tarafından ciddi biçimde müzakere edileceğini, hatta daha da detaylandırılıp mutlaka değerlendirilerek projelendirileceğini düşünüyorduk.
Yanılmışız!
Zira okunup geçilmiş ki kimse harekete geçme gereği bile duymamış.
Şehre aidiyet duyan meslek örgütü kendisini sorumlu hissedip uğraşıp didinmiş, ileride yaşanacak sıkıntıların önüne geçilmesi adına önerilerle dolu bir rapor hazırlamış. Gelin görün ki hazırlanan rapor, kâğıt üzerinde kalmaya hapsedilmiş.
Ne diyelim?
Ayıp edilmiş, yazık edilmiş!
Kimin rektör olduğunun artık bir önemi var mı?
Eskiden rektör belirleme yöntemi ve sistemi üniversite içinde başlardı.
Rektör adayları üniversitede seçim çalışması yürütür, fakülte ve bölümleri ziyaret ederek projelerini anlatır ve vaatlerini sıralardı. Öğretim üyeleri de tercih ettikleri adaya sandık başında oy verirdi.
---
Yapılan seçimde en çok oyu alan altı rektör adayı YÖK'e gönderilir, YÖK bu altı isim ile birebir mülakat yapar, sayıyı üçe indirip bu üç rektör adayının ismini Cumhurbaşkanına sunardı.
Cumhurbaşkanı da bu üç isimden birini rektör olarak atardı. Atanan rektör genelde seçimde en çok oyu alan isim olurdu.
---
Sistem sonra değişti.
Seçim kaldırıldı.
Sistem, rektör adaylarının tamamının YÖK tarafından mülakata alınması, bu mülakat sonucunda YÖK'ün belirlediği üç isimden oluşan listenin Cumhurbaşkanına sunulması, Cumhurbaşkanının da bu isimler arasından ya da dışarıdan bir ismi rektör olarak ataması şekline dönüştü.
Öyle ki aynı sistem, Cumhurbaşkanına hiç aday olmamış, YÖK mülakatına katılmamış ve kendisine gelen listede yer almamış bir ismi rektör olarak atama yetkisi tanıdı.
Nitekim birçok üniversiteye bu şekilde yine birçok rektör ataması yapıldı.
---
Şimdi...
Bilindiği üzere Osmangazi Üniversitesi'nde Rektör Prof. Dr. Kamil Çolak'ın görev süresi tamamlandı.
Rektör adaylarının başvuruları 8 ila 22 Mayıs tarihleri arasında dijital ortam üzerinden alındı.
ESOGÜ rektörlüğü için çoğunluğu dışarıdan 54 isim rektörlük müracaatında bulundu.
Adaylık başvurusunda bulunanların mülakatları ise YÖK tarafından yapılmaya başlandı.
YÖK, mülakatlar sonrası üç kişilik listeyi Cumhurbaşkanına sunacak. O da bu üç isimden birini ya da hiç müracaatı olmayan dışarıdan bir ismi ESOGÜ rektörü olarak atayacak.
---
İşte bu süreçte, ESOGÜ rektörünün kim olabileceğine dair çok sayıda soru alıyoruz.
İktidar partisinde hangi ismin hangi adayı istediği, hangi adayın hangi iktidar mensubuna yakın olduğu, hangi vakıf ve cemaatin hangi aday için kulis yaptığı gibi soruların ardı arkası kesilmiyor.
---
Bu sorular karşısında hep aynı cevabı veriyor, daha doğrusu “Kimin rektör olduğu gerçekten önemli mi?” diye soruya soruyla karşılık veriyoruz.
Zira...
Tıpkı diğer üniversitelerde olduğu gibi ESOGÜ'de de hangi ismin rektör olarak atanacağının bizim nazarımızda pek bir önemi yok.
Zira...
Hangi isim olursa olsun, yeni atanacak rektörden zaten eğitimi, öğretimi, bilimi falan önceleyeceğine dair bir beklentimiz olmayacak!
Zira...
Rektör kim olursa olsun, iktidarın ve iktidara yakın sendikaların resmen arka bahçesi hâline getirilmiş üniversitede iktidar aktörlerinin her talebini yerine getirip partinin bayrağını sallamak durumunda kalacağını biliyoruz!
Çünkü...
Diğer kurumlar gibi üniversitelerimiz de devletin kurumları olmaktan çıkarılıp iktidarın kurumları hâline getirildi...

İKTİDARA YAKIN GAZETECİLER KENDİSİNE HAYRAN!
Butlan kararıyla CHP'nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun çıktığı televizyon programında sergilediği performans konuşuluyor.
İktidara yakın gazetecilerin gerek köşe yazılarını okumaya gerekse televizyon kanallarındaki açık oturum programlarında yaptıkları konuşmaları izlemeye gayret ettim.
Hemen hepsi, Kılıçdaroğlu'nun performansını çok iyi bulmuş!
Hemen hepsi, programdaki gazetecilerin yanlı soru sormasına rağmen Kılıçdaroğlu'nun başarılı ve ikna edici bir performans sergilediğini dile getirmiş!
Bu bile, yani iktidara yakın gazetecilerin bu denli koruma ve kollama görevi üstlenip güzellemeler yapması bile, Kılıçdaroğlu'nun nasıl bir pozisyonun içine düştüğünü açıkça göstermeye yetiyor da artıyor bile...
