Sevgili Okur:
Yaklaşık bir ay oldu, Sakarya’nın haftanın iki günü yazmak üzere bana ayırdığı köşeden, dolayısıyla sizlerden uzak kalmak beni oldukça gerdi. Nedeni, galiba bana veda etmek üzere olan bilgisayarımdaki uzun süren bir arıza!..
Hadi itiraf edeyim, kendime yakıştırdığım “teknoloji özürlü ”sıfatımdır bir başka gerekçe…
***
Bu süreçte neler olmadı ki Eskişehir ve ülke gündemine damgasını vuran. Hepsi de başta siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmeler olmak üzere, üzerinde durulmasını gerektirecek önemdeydi
Bir de en önemlisi, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının başlattığı kurtuluş mücadelesinin son halkası sayılan;
-30 Ağustos Zaferi’nin 104. Yılı ve kutlamaları…
Epey hazırlık yapmıştım kendimce. Ölmez sağ kalırsak 105. Yıla inşallah!..
***
Ara sonrası “Bu başlık neyin nesi” diye sorgulayan okurlar olacaktır. Açık yanıtları, isimleri altında yazdığım anılarda bulacaksınız. Özetle:
-İki Eskişehirli hemşeri, iki Eskişehir milletvekili, benim için iki değerli dost…

Bir Renkli Kişilik: Cevdet SELVİ

Kendisini geçen hafta içinde kaybettik maalesef…
Uzaktan da olsa ilk tanışıklığımız, O zamanlar öyle anılıyordu: Sanat mektebi, günümüzün Endüstri Meslek Lisesi son sınıf öğrencileri, mezunu olduklarında kendilerine “Tekniker” unvanı verilmesini isteyen öğrencileri bir eylem başlatmışlardı.
Biz “Eskişehir Lisesi” öğrencileri de Destek amaçlı bir yürüyüş koluyla Akarbaşı’ndan onlara ulaşmıştık. Şehirdeki ilk öğrenci eylemiydi bu.
-Direniş komitesinin başkanı da yakışıklı bir genç; Cevdet Selvi…
Kitabım için yaptığım söyleşiye bir daha göz attım. başlıkta şöyle tanımlamışım kendisini ve o eylemi :
-Bir renkli kişilik; Sendikacı. Siyasetçi, milletvekili ve 68 Kuşağının ilk eylemcilerinden: Cevdet SELVİ..
***
Son 20 yıldır kimi Eskişehir ziyaretlerinde çoğunlukla da telefonla görüşüyorduk Cevdet Beyle. İlk zamanlar çoğunlukla Eskişehir siyaseti üzerine geçerdi konuşmalar. İki dönem Eskişehir Milletvekilliğinin ötesinde “Kırmızıtoprak” çocuğu idi zira. Bende her konuşmamızda önce sağlığını sorardım. yanıtı genellikle aynıydı:
-Direniyoruz işte Hüsnü Bey!..
O telefon görüşmelerinin birinde kanserle boğuştuğunu söylemişti. Kimi “İyi gidiyor” Bazen de “yine kemoterapiler başladı.” diyordu. Yaklaşık son bir yılda telefonlara çıkmaz olmuştu. Endişeleniyordum ama çaresiz!..
Nihayet “kötü haberi” bir İstanbul gazetesinin internet sitesinden öğreniyordum. Bizim gazetelere baktım; Bir ikisi hariç çoğu haberi atlamıştı!..
-Vefasızlık mı desem, yoksa başka bi’şey mi bilemedim!..
***
1943 Eskişehir doğumluydu. Yukarıda anlattığım eylemden sonra “Hava İkmal Bakım Merkezi, hem staj hem de ilk işyeri olmuştu. Kısa süre sonra da Kütahya Azot Sanayi Tesislerinde çalışmaya başlayacak, burada “Sendikayla” tanışacaktır!..
Şube Başkanlığı derken İstanbul Merkezli Petrol-İş Genel Merkezi’nde profesyonel sendikacı yaşamıyla birlikte yükselişi de… Yani zamanın büyük sendikal örgütlenmenin Genel Başkanı olacaktır.
Kendisiyle ikinci yakından ilişkim de o sıralardadır. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın Eskişehir Şube sekreteri ve genel merkez delegesi olarak katılmaya başladığım Genel kurullar vesilesiyle…
Cevdet Bey de, bizim genel kurulların değişmez sendika başkanları arasında olurdu. Eskişehir’i konuşur, TGS’nin Merkez Yönetim Kurulu üyeliğim sırasında ilişkilerimiz daha da sıklaştı. Ziyaret eder, “sendikal dayanışma” rica ederdim kendisinden…

Siyasetçi Cevdet Selvi

O yıllar, Sendikacı ve siyasetçi kimlikler iç içe anlamında algılanırdı toplumda. Bunun sonucu Selvi’nin de siyasetle tanışması kaçınılmadı. Öyle de oldu. Bülent Ecevit’in teklifiyle DSP’nin İstanbul listesinden Milletvekili. Orada çok kalmayacak, 1997’de CHP’ye geçecektir.
Sonraki seçimlerde CHP’nin Kocaeli listesinden seçilerek bir seçim döneminden sonra da;
-İki dönem Eskişehir Milletvekili…
O süreçte Merkez yönetimlerinde ve Baykal’ın istifasından sonra 1 ay kadar kadar partinin geçici Genel Başkanı…
***
Bu köşede seni, kitabımdaki anlatımdan ancak bu kadar özetleyebildim sevgili arkadaşım, dostum Cevdet Selvi.
-Sana Tanrıdan çokça rahmet diliyorum.
***
NOT:
Cevdet Beyle bir başka Milletvekilimiz sayın Utku Çakırözer’i aynı yazıda anacak ve kutlayacaktım, beceremedim!.. Nasıl olsa bundan sonra adından ve YENİ’ye katkılarından sıkça söz edeceğim. O nedenle başlığı değiştirmedim.
-Belki de bir sonraki yazıda!..
Cselvi

mm