“Adıyla müsemma” lafını ilk kez Yılmaz Büyükerşen hocamın ağzından duymuştum. Otuz sene kadar oldu, Tabip Odası’nın 14 Mart kutlama törenleri sırasında bir hekim ağabeyimize verilen plaket sırasında, onun yumuşak ve uysal görünümünün adıyla nasıl uyum sağladığını anlatmak için esprili bir dil kullanmıştı. Deyim; ismin özelliğini gösteren, verilen ismin kişinin fiziksel yapısıyla veya karakteriyle örtüştüğünü belirten bir anlam içeriyor. Nereden anımsadın şimdi derseniz başkan olarak benden önceki “Kokmaz” soy adlı Oda başkanımıza verilecek plaket sırasında bende aynı espriyi dile getirecektim, hocam benden önce davranmıştı, onun için unutmadım. O zamanlarda da cesaret işiydi meslek odalarında başkanlık yapmak, 30 yıldır hiçbir şey değişmedi yani. Bütün bunları niye mi anlatıyorum? Bugünlerde de ismiyle müsemma bir öğretim üyesi var. Siz biliyorsunuz onu, Prof. etiketi taşıyor adının önünde. Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Ebubekir Sofuoğlu, “üniversiteler fuhuş evine döndü” diyor. Derdi kızlı erkekli birlikte yapılan karma, çağdaş eğitimi kabul etmemek. Amacı gidebildiği kadar geriye dönmek. Çünkü bu adamlar karşı cinsten birini görünce seksten başka bir şey düşünemiyorlar, karşı cins onlar için eğitim ve öğretimi aksatıyor…

Onları oraya taşıyan, üniversitelerde öğretim üyesi olma payesi veren, güç aldıkları unsurlar bugün iktidardalar. Bu iktidar öncesi, ismiyle müsemma “Sofuoğlu” gibi yobazların üniversitede öğretim üyesi olması pek kolay değildi. Bunlar Cumhuriyet öncesi medrese hocalarıdır ve Cumhuriyeti yıktıklarını bildiklerinden böyle çekinmeden, rahat ve korkusuzca hakaret edebilmekteler. Bunların zihinleri insan sevgisinden ve bilimden uzak, sadece kin ve nefretle doldurulmuştur. Bir de bu hoca müsveddesinin yetiştireceği gençleri düşünün, ne zordur kim bilir bu adamın verdiği dersi dinlemek? Geçenlerde gördüğüm bir karikatür bugünlerimizi ne kadar güzel anlatıyor hem güldürüyor hem düşündürüyordu. Karikatürde; “bir oğlan çocuğu elinde doğal gaz faturası sanki başarılı bir karne almış gibi ‘müjde baba müjde’ diyerek gazete okuyan babasına doğru koşuyordu. Babası endişeli bir yüzle başını gazetesinden ayırmış düşüncelere dalıyor ve ‘hangi birine yanayım kötü yönetim ve uzaktan eğitim aynı zamana denk geldi, mamul bu oldu’ diye hayıflanıyordu.” Pandemi, kötü yönetim ve eğitimin içler acısı durumu bir yandan, ekonomik sıkıntılar öbür yandan ülke insanını kavururken, sadece iyi ve güzel günlerin bir an önce gelmesi dilemek yetmeyebilir. 2020 elbet kötü bir yıl olarak anılacak, ancak yeni yıl yeni mücadele alanları yaratacağa benziyor, bunca kuşatılmışlık aşılamaz yoksa…