Siyasette bazı kırılma anları vardır. O güne kadar alışılmış yöntemlerle sürdürülen mücadele, bir anda farklı bir zemine taşınır. Tartışmaların dili değişir, aktörlerin pozisyonları yeniden şekillenir ve kurumlar kendilerini hiç hesap etmedikleri soruların ortasında bulur.
İşte: Cumhuriyet Halk Partisi'nin son dönemde yaşadığı süreç de tam olarak böyle bir süreç aslında...
***
Bugün mesele yalnızca bir parti içi tartışma, bir kurultay polemiği ya da birkaç ismin geleceği değil. Asıl mesele, Türkiye'nin en köklü siyasi partisinin bundan sonra nasıl bir kimlikle yoluna devam edeceği.
Çünkü yaşananlar, CHP'nin sadece yönetim kadrolarını değil, siyasi kültürünü de sorgulayan bir süreci beraberinde getirdi.
***
Yıllardır CHP'nin en büyük avantajı kurumsal hafızasıydı. En büyük dezavantajı da yine buydu. Gelenek ile değişim arasındaki gerilim çoğu zaman ertelendi, bazı sorunlar zamana bırakıldı.
Ancak butlan kararıyla başlayan son gelişmeler, ertelenen bütün hesaplaşmaların aynı anda gündeme gelmesine neden oldu.
***
Artık parti içinde kimsenin eski dengelere güvenerek siyaset yapması mümkün değil.
Toplumun beklentisi de değişmiş durumda. Seçmen, yalnızca iktidara yönelik eleştirileri değil, muhalefetin kendi içinde nasıl bir demokratik işleyiş kurduğunu da görmek istiyor. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat gibi kavramlar artık sadece rakiplere yöneltilen talepler değil; muhalefetin de kendi üzerinde taşıması gereken yükümlülükler haline geldi.
***
Bu nedenle CHP'nin önünde iki yol bulunuyor. Ya yaşananları geçici bir kriz olarak görüp eski alışkanlıklara geri dönecek ya da bu süreci kapsamlı bir yenilenmenin başlangıcına dönüştürecek. Birinci yol kısa vadede daha kolay görünebilir. Ancak ikinci yol, daha sancılı olsa da partinin geleceği açısından çok daha anlamlı sonuçlar doğurabilir.
***
Sonuç olarak: CHP bugün yalnızca rakipleriyle değil, kendi geçmişiyle de yüzleşmek zorunda. Bu yüzleşmenin sonunda nasıl bir parti ortaya çıkacağını zaman gösterecek.
Fakat şimdiden söylenebilecek tek şey şu: CHP'de bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.


,,,,,,,,,,,,,,,
BİZDE HEPSİ TAM YETKİLİ...
-Parti üyesi delegeye “Beni, benim isteklerim doğrultusunda temsil et” diye yetki verir…
-Parti delegesi, parti yönetimine…
-Parti yönetimi, genel başkana…
-Oda, Dernek, Kulüp üyesi, başkan ve yönetime…
-Vatandaş, Belediye başkanları ve Milletvekillerine
-Seçmen ise ülkeyi yönetenlere yetki verirken, söz konusu yetkiyi “Beni, benim isteklerim doğrultusunda temsil et” diye verir…
***
Yani…
Verilen her yetkide, yetki verenin ortaya koyduğu bir şart vardır aslında…
O şart; “sana yetkiyi veriyorum ama sen bu verdiğim yetkiyi kullanırken önce benim isteklerimi, çıkarlarımı ve düşüncelerimi dikkate alacaksın” şartıdır…
***
Ama-fakat-lakin…
Her şey yetkiyi alıncaya kadardır bizim ülkemizde…
Yetkiyi eline alanlar, bu yetkiyi kullanırken, kendisine bu yetkiyi verenleri dikkate dahi almaz…
Yetkiyi canı nasıl istiyorsa, işine nasıl geliyorsa ve hiç kimse umurunda olmadan kullanır…
Kendisine yetki verenlere “siz nasıl düşünüyorsunuz? Ben şimdi ne yapayım? Nasıl bir karar vereyim?” diye sormayı fuzuli bulur.
Hiçbir zaman yetkiyi veren adına düşünmez…
Çünkü…
O artık kendince tam yetkilidir…
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BUTLAN YÖNETİMİ ESKİŞEHİR'DE İL BAŞKANI BULABİLECK Mİ?
Butlan kararıyla partinin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, bir çoğu kendi genel başkanlık döneminde göreve seçilmelerine rağmen, Özgür Özel yönetimi ile hareket edeceklerini açıkladıkları için topun ucunda.
O yüzden butlan yönetimi bu il başkanlarını görevden almak, yerlerine de kendileri ile birlikte hareket edecek isimleri il başkanlıklarına getirmek istiyor.
Bu il başkanları arasında şüphesiz ilk günden itibaren Özel yönetimi ile birlikte hareket edeceğini deklere eden Eskişehir il başkanı Talat Yalaz da var.
***
Konuşulanlara bakılırsa butlan yönetimi bu konuda, yoklamalara başlamış.
Eskişehir'de iki isim aranarak il başkanlığı konusunda ne düşündüğü sorulmuş.
Hatta “Genel merkeze gel, görüşelim” teklifi yapılmış.
Onaylarını almadığımız için isimlerini yazmada sakınca olduğunu düşünüyoruz ama bize söylenen, her iki isim de bu yoklama karşısında kesin tavırlarını koyup, böyle bir görevi kabullenmeyeceklerini açıkça beyan etmiş.
***
Başka illeri bilmem ama butlan yönetimi Eskişehir'de bırakın yönetimleri oluşturacak isimleri, il başkanı yapacak isim bulmakta zorlanıyor gibi.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,