Uçağımızın Priştine’ye inmesiyle birlikte

Jön Türkler'in izindeyiz.

Prizren’den başlayarak yoğun bir şekilde

Türkçe’nin konuşulduğuna tanıklık ediyoruz,

heyecan başlıyor,

bir kongre üyesi olarak meydanı “Es Es Es, Ki Ki Ki !” eşliğinde geçiyorum,

bakıyorum tepkiler olumlu.

ÜSKÜP ve İŞKODRA’yı görmeyi bekliyorum.

iki kent Türk Siyasi Düşünce tarihinde oldukça etkili,

Jön Türkler'in en güçlü merkezleri olarak biliniyor.

“iki kent nasıl kurtulabiliriz ? sorusuna yanıt aranan

birer fikir ve eylem laboratuvarı” olarak nitelendirilir.

Bir başka merak konusu Sarı Saltuk ve Bektaşiler,

Harabati Baba’yı ziyaret ediyoruz, ilgi bekliyor,

TİKA’nın restorasyon çalışmalarını başlatacağını öğreniyoruz.

Tiran, Bektaşiliğin merkezi olma çabası içinde,

Arnavutluk hükümetinin Vatikan benzeri

bir mikro devlet isteği gündemde.

Türkiye konuya soğuk bakıyor !

Prens Sabahattin ve Ahmet Rıza Jön Türkler'in

ideolojik temsilcileri olarak öne çıkıyor.

Milliyetçilik akımının etkisiyle patlamak üzere olan coğrafyada

çözülmeyi durdurmak isteyen iki siyasi aktörden söz ediyoruz.

•Prens Sabahattin: yerinden yönetimi savunuyor,

imparatorluğun kozmopolit yapısının

ancak Adem-i merkeziyetçilik ve teşebbüs-i şahsi ile

ayakta kalabileceğini savunuyor.

Prens’in Sanayi devriminin yaşandığı günlerde

Osmanlı devleti için önceliğin

“Zirai Devrim” olduğu görüşünü savunması ilginç bulunur.

•Ahmet Rıza :Osmanlı’nın kurtuluşunun

güçlü bir merkezi yönetim ve toplumsal aydınlanma ile

mümkün olabileceği görüşünü savunur.

İki liderin ve siyasi akımın yolları

1902 Jön Türk Kongresinde tamamen ayrılıyor.

1908 Devrimini gerçekleştiren Jön Türkler

modern Türkiye’nin doğuşunu başlatıyor.

Çok partili Siyasi dönem başlıyor.

Prens Sabahattin liderliğinde kurulan

Teşebbüs-i şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti başarılı olamıyor.

Prens Sabahattin,

destek verdiği Ahrar Fırkasının 31 Mart Olayı ile

ilişkilendirilmesi nedeniyle idama çarptırılıyor,

yurt dışına kaçırılıyor.

Bir süre sonra yurda dönen Prens Sabahattin

Milli Mücadele’yi destekliyor;

ancak hanedan üyeleri ile birlikte

yurt dışına gönderilmekten kurtulamıyor

•Askeri tıbbiye öğrencileri,

İbrahim Temo, İshak Sükuti ve

arkadaşları tarafından kurulan İttihat ve Terakki’nin

askeri kanadını,

Enver bey(paşa) ve Resneli Niyazi temsil ediyor.

1908’de ikinci Meşrûtiyet ilan ediliyor.

1913 Bab-ı Ali baskını ile demokratikleşme süreci ağır yara alıyor.

1918 1.Dünya Savaşı sonrasında parti kendini feshediyor.

lider kadro,Enver Cemal ve Talat ile birlikte yurt dışına kaçıyor.

Teceddüt Fırkasına dönüşme çabaları başarılı olamıyor.

Parti, Milli mücadele dönemi kadrolarını etkiliyor,

Milli İktisat politikası ile yerel sermaye birikimi

oluşturulmaya çalışılıyor.

Erken Cumhuriyet döneminde siyasi ayrışma sürüyor.

Mustafa Kemal liderliğindeki ARMHC

Cumhuriyet Halk Fırkasına dönüşüyor.

Prens Sabahattin çizgisi

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ında vücut buluyor.

“ÜSKÜP sokaklarında yankılanan

İttihat ve Terakki’nin hürriyet marşları ile

İŞKODRA’da tartışılan yerel yönetim formülleri arasındaki

bu modern çatışma, aslında,

modern Türk siyasi düşüncesinin temel taşlarını oluşturuyor.”