Anlaşılan o ki Vakıflar, kiracısı olan Odunpazarı Belediyesini Kurşunlu Külliyesi'nden çıkartmayı kafasına koymuş.
Üstelik bu yeni bir şey de değil.
Zira Vakıflar 2016 yılından bu yana, yani belediye AK Parti'den CHP'ye geçmesinin hemen ardından, Odunpazarı Belediyesi'ni Kurşunlu Külliyesi'nden tahliye ettirmek için ciddi çaba sarf ediyordu.
***
Yine anlaşılan o ki Vakıflar, oluşan şehirdeki tepkiye rağmen ve üstelik bir yandan da adli süreç devam etmesine rağmen, belediyeyi Kurşunlu Külliyesi'nden tahliye ettirmeyi başardı ve muradına erdi.
***
Bu aşamadan sonra umarız Vakıfların Kurşunlu Külliyesi ile ilgili daha iyi, daha kapsayıcı ve geniş kitlelerin daha çok hoşuna gidecek daha güzel bir planı vardır...
Umarız bu plan, belediyenin o külliyede gerçekleştirmiş olduğu sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyetlerden daha fayda sağlayan ve eskisiyle kıyaslanamayacak kadar daha nitelikli bir kullanım şeklinin gerçekleşeceği, şehir halkının da “İyi ki bu değişiklik oldu” diyebileceği bir plandır.
***
Aksi halde şehirde yaşayan büyük bir çoğunluk, Odunpazarı belediyesinin Kurşunlu Külliyesi'nden neden çıkartıldığını sorgulayacak, bunun muhalif belediyeye prim kazandırmama adına alınmış siyasi bir karar olduğunu düşünecek ve muhtemelen de bu işin sorumlusu olarak da vakıfları bu işe zorladığına kanaat getireceği iktidar partisini suçlayacaktır.
***
O yüzden...
Vakıflar, ne yapıp edip Odunpazarı Belediyesini Kurşunlu Külliyesi'nden tahliye ettirme sonrası külliyenin nasıl değerlendirileceğine yönelik, öncekiyle kıyas götürmeyecek bir planı uygulama planı düşünmüştür.
Düşünmediyse de düşünse iyi olur!
Yoksa, kucağındaki bu fatura AK Parti'yi bir hayli zorlayacaktır.
Bizden söylemesi...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
SİVRİHİSAR POLATLI'YA BAĞLANACAK TEPKİSİ...
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin idari yapısının yeniden düzenlenmesini öngören “100 İl, 1000 İlçe” projesini dile getirdi geçtiğimiz günlerde.
Proje kapsamında il olabilecek 19 ilçenin ismini açıkladı.
***
Devlet Bahçeli'nin yedi coğrafi bölgesinde yer alan ve il olmaya aday gösterdiği 19 ilçe arasında Ankara'nın Polatlı ilçesi de var.
***
Polatlı'nın il olacak aday ilçeler arasında yer alması üzerine herkesin aklına ister istemez “Eğer Polatlı il statüsüne kavuşacaksa büyük ihtimal Eskişehir'in en büyük ilçesi olan Sivrihisar ile Günyüzü ilçesi de Polatlıya bağlanacak” olasılığı konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı.
***
Bahçeli'nin, aralarında Polatlı'nın da olduğu 19 ilçenin il olması önerisi sonrası sosyal medya üzerinde yapılan yorumlara bakılırsa, Polatlı'nın il olması halinde Sivrihisar ve Günyüzü'nün Eskişehir'den alınıp Polatlı'ya bağlanması ihtimali bile şimdiden büyük tepki görmeye başlamış.
***
Henüz ortada Devlet Bahçeli'nin dile getirerek ortaya atmış olduğu proje dışında herhangi bir düzenleme hazırlığı yokken, Polatlı'nın il olması ve Sivrihisar ile Günyüzü'nün de Polatlı'ya bağlanma ihtimaline yönelik tepkilerin bugünden yükseliyor olması, bu ihtimal üzerinden bu konunun önümüzdeki günlerde de sıkça konuşulup tartışılacağını gösteriyor sanki...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BAKANLIK “ÇALIŞANLARIN DEĞİL ÇALIŞTIRANLARIN” BAKANLIĞI MI?
Türkiye’de iş yerlerinde çalışanların çalışma şartlarını denetleyen temel kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıdır. Denetimler, iş müfettişleri tarafından yapılır.
İş müfettişleri iş yerlerinde yaptıkları denetimlerde çalışma saatleri, ücretler, izinler, çalışma ortamı, işçi hakları, mobing ve ayrımcılık gibi konularla ilgili denetimler yapar.
Bunun yanı sıra yapılan denetimlerde özellikle dikkat edilecek konuların başında ise çalışanların iş yerinde sağlık ve güvenliğini koruyacak önlemlerin alınıp alınmadığı gelir.
***
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak, mesleki riskleri önlemek ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. İşverenin risk değerlendirmesi yapması da zorunludur.
***
Buna rağmen, marketler ve mağazalarda çalışan insanların gün boyu müşteriye ayakta hizmet vermeye zorlanması ve oturmalarının işveren tarafından yasaklanması resmen kölelik düzeninden kalma bir kafa yapısının ürünüdür ki, bakanlığın bu vicdansız sistemi engellemek yerine bir türlü ses çıkartmıyor olması da anlaşılır gibi değildir.
***
Bu duruma müdahale etmeyen bakanlık, çalışanların sağlığı yerine işverenin çalışma düzenini tercih ederek “çalışanlardan ziyade çalıştıranların bakanlığı” olduğunu göstermektedir.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,