Cumartesi günü Köprübaşı'nda başlayıp Hamamyolu sonundaki Yediler Parkına kadar devam eden “Sansüre hayır. Habere özgürlük” adı altında düzenlenen yürüyüşe meslektaşlarım ile birlikte ben de iştirak ettim.
***
Yürüyüş sırasında şahit olduğum ilginç vatandaş manzaraları vardı.
Mesela, yürüyüş yolu üzerinde bulunan bir şarküteri dükkanı, dükkanın önüne paketlenmiş beyaz ve kaşar peynirlerini bir sepet içine yığmış, yanına da tadılması için üzerine kürdanların batırıldığı küçük kesme şeker büyüklüğündeki peynirleri koymuş.
İşte bir takım insanların bunları tadıyormuş gibi yaparak, üçer beşer ağzına attığını, dönüp dönüp tekrar gelerek yediklerini gördüm.
***
Az ilerde, kahvecilerin sırasında zeytinci bütün zeytin çeşitlerini dükkanın önüne cinslerine göre ayırarak sepetler halinde sermiş. Biri kucağında, diğerinin elinden tuttuğu iki çocuk annesi bir kadının buradan, parmağı ile işaret ettiği 200 gram zeytin istediğini duydum...
***
Yüz metre gitmemiştim ki, bir dükkan sahibinin çalışan iki genç kıza “Zabıtalar gitti. İçerideki çanta tezgahını dışarıya çıkartın.Biriniz dışarıda dursun, uzaktan görürseniz tezgahı içeriye sürükleyin” dediğine şahit oldum...
***
Yolun sol tarafında oturan ve emekli olduğu anlaşılan üç kişi sütü nereden aldıklarını konuşuyorlardı. Üçü de kendi aldıkları yerin en iyi sütü sattığını savunuyordu. Bir ara içlerinden biri yürüyüş yapan kalabalığı göstererek “Bunlar niye yürüyor?” diye sordu, diğeri “Birini içeri mi ne atmışlar ondan yürüyorlar. Kuru gürültü işte” dedi, ardından da sütü aldığı yerin lor'unun da güzel olduğunu söyledi.
***
Belli ki Eskişehir'i gezmeye gelmiş bir ailenin taş çatlasın 7-8 yaşındaki Trabzonspor forması giymiş kız çocuğuna birkaç gencin “Bu şehirde bu forma ile dolaşılmaz ki!” diye laf çarptırdığına rastladım aynı yürüyüş sırasında.
***
Bir annenin ısrarla dondurma isteyen küçük oğlunu “Boğazların şişer” diyerek çekiştirdiğini, yol üstündeki esnafın “Yürümek için bula bula bu günü mü bulmuşlar” diye tepki gösterdiğini, iki kadının “Palamut balığının üç tanesi 200 liraya düşmüş alsak mı acaba?” diye konuştuğunu görürken, döviz bürosu önünde bazılarının “Valla şu sıralar tam alma zamanı” dediğini duydum.
***
Kısacası, yol boyunca, yapılan protesto yürüyüşü, baskı-sansür falan, çoğu insanın umurunda bile değildi!
***
Çevreden protestonun ne için yapıldığını anlayan ve alkışla destek verenler az sayıda olsa da vardı ama bir çoğu, protesto yürüyüşünün ne için yapıldığını bile merak etmedi!
Güzergah boyunca, çok küçük bir kesiti de olsa, toplumun umutsuzluğu, umursamazlığı, çaresizliği, güvensizliğ ve kayıtsızlığı adına ne varsa hepsine tanık oldum.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
FAYDASI OLMAYACAK BİLİYORUM AMA O TABELALARI YİNE DE KOYUN!
Bundan yıllar öncesini hatırlayanlar muhakkak vardır.
Cadde ve sokaklarda "Klakson çalınmaz" tabelaları vardı.
Çoğu sürücü de, bu tabelaları gördüklerinde utanır ve korna çalmazdı.
***
Sonra ne olduysa oldu.
Üzerinde Klakson resmi üzerinde çarpı işareti bulunan tabelalar kaldırıldı.
Bir daha konulmadı.
***
İstanbul’un bazı semtlerinde bu tabelalar halen var.
İnsanlar söz konusu tabelayı gördüklerinde ister istemez uymak durumunda da kalıyorlar.
Dolayısıyla ses kirliliği o bölgelerde daha az oluyor.
***
Gelelim Eskişehir’e.
Eskişehir bu konuda belki en kötü kentlerin başında geliyor.
Öyle sürücüler var ki, analarından adeta korna ile doğmuşlar.
Öyle bir alışkanlık olmuş ki korna çalmak onlar için, hiçbir neden yokken bile kornaya yüklenebiliyorlar.
Daha Yeşil ışık yanmadan kornayı çalanlardan tutun da, 20 metre ilerde ki ışıklarda duracağı belli olmasına rağmen, önünde ki aracın çekilmesine bile korna çalanlar var aralarında.
Sanki korna çalmak, kendilerine tanınmış en tabi hakmış gibi.
***
Bunu yaparken, çevrede hasta mı var?, çocuklar hayati bir sınava mı giriyor? Umurlarında bile değil.
Artık hastalık haline gelmiş bir alışkanlık olan korna çalma hakkını sonuna kadar kullanıyorlar.
Hani diyoruz ki;
O eski yıllarda cadde ve sokaklarda sıkça bulunan "Klakson çalmak yasaktır" tabelaları geri getirilip konulsa…
Belki birileri görür, utanır ve boş yere çalmaktan vaz geçer...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
YAPAY ZEKA PLATFORMLARI ÇARPIŞTIRILIRSA
İspanyol bir X kullanıcısı ilginç bir deney yapmış.
“Benim tezim; eğer İsa yeryüzünde olsaydı Filistin yanlısı olurdu” diyerek bu tezini yapay zeka platformları olan Grok ile Chatcpt'nin tartışmasını istemiş.
***
İki yapay zeka platformu başlamışlar yorumlarını yaparak tartışmaya.
Gok, İsa'nın Yahudiye Yahudisi olduğunu, ona Filistin yanlısı demenin spekülasyon olacağını söylerken, Chatcpt , “Eğer İsa yaşasaydı, güncel gerçeklik karşısında bir duruş sergilemek zorunda kalır, yoksul, ezilen ve zulme uğrayanların yanında olur, savunuculuğunu yapardı” cevabını vermiş.
***
Tartışma bu yorumlar üzerinden devam ederken, her ik yapay zeka platformu da belli bir süre sonra kendi yorum ve tespitlerini tekrara düşmeye başlamış.
***
İspanyol kullaanıcının ilginç deneyinden iki bariz sonuç ç
ıkmış:
Birincisi: Grok'un İsrail yanlısı bir tutum, Chatcpt'nin ise Filistin yanlısı bir tutum içinde olduğu...
İkincisi de: Her iki yapay zeka platformunun da tartışmada belli bir süre sonra tıkanıp, tekrara düşmeleri, yeni argüman geliştiremeyişleri olmuş...
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,