Öncelikle Amerika’daki seçimler tüm dünyayı çok sert bir darbeyle sallayacak. Donald Trump kazansa da sallayacak, kazanmasa da sallayacak.
Ve arkası gelecek…
Kaybederse, yani hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da Trump’ın partisi Cumhuriyetçiler azınlığa düşerse, Amerika’nın vay haline!
Onu görevden alma adımları derhal atılmaya başlayacaktır. Bu, yenilgiyi asla kabul etmeyen bir narsistin kaprislerine sadece Amerikalıların değil tüm insanlığın katlanmak zorunda kalması demektir. Kötülük repertuarının sınır tanımadığı söylenir. Netanyahu’nun istedi diye İran’a nükleer bomba da atabilir, Dışişleri Bakanı Rubio istedi diye Küba’ya çıkartma da yapabilir…
Mızıklayacaktır. İtirazlarının sonu gelmeyecektir. Sandıktaki yenilgisini inkar etmek için yapabileceklerinin de sınırı yoktur: Başkent Washington’da olağanüstü hal ilan edebilir. Askeri arkasına alabilse, darbe yapmaya bile kalkışabilir.
Onun bu duruma düşmesi, uluslararası alemde yazgılarını onun onayına bağlamış kurum ve liderleri de zor durumda bırakacaktır. Onlar da paniğe kapılıp normal olarak yapmayacakları şeyleri yapmaya kalkışabilirler.
TEHLİKELİ DÜNYA
Zaten iyice tekinsizleşmiş olan Dünya çok daha tehlikeli bir yer haline gelir.
Şimdi de çok güvenli bir yer olduğu söylenemez. Özellikle Avrupa’da kıyamet uyarılarının ardı arkası gelmiyor. 33 Ülke vatandaşlarına bir haftalık yiyecek, içecek stoklayın demiş. Fransa çocuklarını sokaklardan okullara sokamıyor. Almanya patladı patlayacak… Ukrayna’da savaş devam etmekte. Körfez ülkeleri tam bir panikte… Vesaire vesaire.
Amerikan seçimlerinden sonra türbülans “hayatın normali” haline dönüşecektir.
ÇÖZÜLME
Niçin, ne oluyor?
Bence, insanlık son 25 yılda dijitalleşmeyle hızlanan büyük çözülmenin daha ileri bir evresine geçmekte… Çünkü emek, özgürlük, adalet gibi temel kavramların içeriği iptal edildi ve yerlerine yenileri (henüz) konulamadı.
“Çözülme” derken bunu daha çok buzulların çözülmesi imgesiyle algılıyorum: Hani Himalayalarda yağışlar ve ısınma nedeniyle buzullardan büyük parçalar kopuyor, hareket ediyor, erimeye başlıyor ve sonra gürrr diye, önüne gelen her şeyi sürükleyerek, Tibet vadilerine doğru iniyordu ya…İşte öyle!
İsteyenler bunu , bir ağaca bağlanarak tutsaklanmış bir devin iplerinin çözülmesi olarak da hayal edebilirler. Yüzyıllar boyu gayretle atılmış düğümler bir bir çözülüyor…
20 Yüzyıl’da uluslararası düzeni sağlamak üzere kurulmuş tüm kurumlar çöküşte… Ayakta kalanların da esamesi okunmuyor. Zayiat listesi uzun mu uzun:
Birleşmiş Milletler, NATO, Varşova Paktı, Avrupa Birliği ve daha niceleri büyük çapta işlevsizleşmiş durumda. Buna karşılık zorbalar ve kabadayılar için kocaman arenalar açılmış.
İdeolojiler, inançlar eprimiş, insanları yönlendirme gücünü kaybetmiş. Kalabalıklara ilham verecek büyük liderler kalmamış. Gelir dağılımı belki tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bozulmuş. Ve onu düzeltmeyi amaç edinen kurum ve projeler sistematik olarak silinmiş, sindirilmiş…
Evet, tam bir çözülme. Seller insanlığı önüne katmış götürüyor! Kimse ne yapılması gerektiğini bilmiyor. Belli ki insanlık bu evreye hazır değilmiş.
Bu türbülansa pilotlar bile şaşıracak. Kemerlerinizi kontrol edin!