Öncelikle şunu baştan belirteyim...
Ben bir siyasi partide, delegeden ilçe ve il yönetimine, il başkanından il yönetimine, belediye başkan adaylarından milletvekili adaylarına kadar herkesin üyeler tarafından belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Öyle eğilim yoklamasıymış, temayülmüş falan da değil, tüm seçilmişlerin hâkim huzurunda ön seçimle belirlenmesi gerektiğine, bunun katılımcı demokrasinin bir gereği olduğuna inanıyorum.
***
Ama, fakat, lakin...
Yukarıdan paraşütle indirilerek milletvekili olmuş isimlerin, sanki bulundukları o göreve seçim kazanarak gelmiş gibi “Neden yöneticiler çarşaf liste ile belirlenmiyor?” sözleriyle hesap sormasına ifrit oluyorum.
***
Geçmişte yapılan kongrelerde, elinde fırsat olmasına rağmen çarşaf liste yöntemini uygulamayanların bugün çıkıp “Neden blok liste ile seçim yapıldı?” demesine ayar oluyorum...
***
Geçmişte Büyükerşen sayesinde bir yerlere gelenlerin, Büyükerşen sayesinde bir yerlere gelenlere diş bilemesine resmen gülüyorum...
***
Kibir ve ego sahiplerinin, haklı bile olsalar başkalarına kibir ve ego konusunda tavsiyeler veriyor olmalarına şaşırıyorum...
***
Çıkarları doğrultusunda belediye başkanlarını haklı haksız her konuda canhıraş savunan ama belediye başkanlarının üzerinde mutabakat sağladığı kişilere laf sokanların kendilerini ne hâle getirdiklerine vallahi üzülüyorum.
***
Velhasıl...
Birilerinin benim de doğrularımı dillendirmesi elbette önemli ama o doğruları dile getirenlere bakıyorum, geçmişteki defoları aklıma geldiğinde samimi bulmuyorum...
Bana göre bazılarının doğruyu söylemesi, onların doğru olduğunu göstermiyor...

ADAM HAKLI... BIRAKIN!
Eski zamanın Adalet Bakanı Şükrü Saraçoğlu, bir gün gelmiş Atatürk'e, “Paşam, bir köylü size hakaret etmiş. Mahkemeye verilecek. İzninizi almaya geldim.” demiş. (Cumhurbaşkanlarına hakaretlerde dava açabilmek için izin alınması gerekir.)
***
Atatürk sormuş, biraz da hayretle:
-Ne demiş bana adam? Neden demiş acaba?
-Allah kahretsin mi ne demiş...
-Neden demiş acaba?
-Bilmiyorum.
***
Atatürk araştırılmasını istemiş.
Aramışlar, taramışlar, sonunda bir jandarma zaptında bulmuşlar nedenini.
***
Köylü sigara aramış, yok. Tütün aramış, yok. Sonunda tütün yerine mısır püskülü içmeye karar vermiş. Ona da kâğıdı yok. Gazete kâğıdına sarmış mısır püskülünü. Bir nefes çekmiş, ölecekmiş neredeyse. Söylenmiş kendi kendine: “Allah kahretsin seni e mi!”
***
Atatürk, içeri tıkılmış olan köylünün dosyasını inceledikten sonra Saraçoğlu'na sormuş:
-Sen hiç gazete kâğıdına sarılmış mısır püskülü içtin mi?
-Hayır Paşam, içmedim.
-Ben içtim, demiş Mustafa Kemal. Adam haklı, bırakın adamı...
BOŞU BOŞUNA BEKLEMEYİN...
Yılın sonu yaklaşıyor...
Her yıl sonunda olduğu gibi yeni yılda uygulanacak olan asgari ücret belirlenecek önümüzdeki süreçte…
***
“Şu sıralar asgari ücret kaç lira olacak?” diye bir merak var ya...
İşte bu ücretin nasıl belirlendiğini anlatalım da merak edenler hedeflerini çok da yüksek tutmasın.
Şimdi;
Hükümet, bir tarafına işçiyi temsil eden sendikayı, diğer tarafına işverenleri temsil eden sendikayı alarak Asgari Ücret Tespit Komisyonu oluşturacak…
Oluşacak bu komisyon görüşmeleri başlatacak…
***
Her yıl olduğu gibi işçileri temsil eden sendika bir rakam söyleyecek…
-“Bu rakamın altında işçi çalıştırılamaz.” diyecek…
İşverenleri temsil eden sendika da bunun altında bir rakam zikredecek…
-“Bunun üzerinde bir rakamla işçi çalıştırmamız mümkün değil.” diyecek…
En son hükümet, işçi sendikasının istediği rakamın altında, işveren sendikasının istediği rakamın biraz üzerinde bir rakam söyleyecek.
***
Sonuçta o rakama yakın bir rakam, yeni yıl uygulanacak olan asgari ücret olarak kabul edilecek ve yürürlüğe girecek…
-“İstediğimiz rakam olmazsa kabul etmeyiz. Yakarız, yıkarız!” diyen işçi sendikası, hükümetin önerdiği rakamı paşa paşa kabul edecek.
-“İstediğimiz rakamın üzerinde işçi çalıştırmayız. Bunu kabul etmeyiz.” diyen işveren sendikası, “Fazla oldu ama şu zor zamanda işçilerimiz için fedakârlıkta bulunalım.” pozlarına girip hükümetin rakamını onaylayacak.
Hükümet ise çıkıp “İşçiye tarihin en büyük artışını yaptık.” falan deyip iyi bir asgari ücret belirlendiğini söyleyecek.
***
Sonra hükümet, işçi ve işveren temsilcileri kol kola girip çıkacaklar komisyon toplantı salonundan.
Belki birlikte bir yemeğe gidecekler 10-15 kişi…
İşte o yemekte muhtemelen belirledikleri asgari ücretin 8-10 katını yemek ücreti olarak lokantaya bırakacaklar…
