Eskişehir’de trafik sorunu var.
Sorunun yaşanmasında belediyeden trafiğe hatta karayollarına kadar birçok kurumun büyük-küçük sorumluluğu var…
Ancak…
Yaşadığımız trafik sorunuyla ilgili anlam veremediğimiz birkaç husus da var.
Örneğin:
-Trafiğin en yoğun olduğu saatlerde koca koca servis otobüslerinin şehir merkezinde ne işi var?
***
-Mesela tramvay güzergahı üzerinde araç parklarına niye izin verilir?
***
-İsmet İnönü Caddesi, Esgaz ve Tepebaşı Kaymakamlık binalarının tam önünde, cadde üzerine park edilen ve yolu daraltan araçlara neden müsaade edilir?
***
-Caddelerin çoğu paralıyken, parasız olan yerleri de esnaf sandalye ve dubalarla araç parkına kapatır ve buna da neden kimse çıkıp bir şey söylemez?
***
-Sakarya Caddesiyle Cengiz Topel Caddesi arasında kalan Kırım Caddesi bölümünde zaten dar olan yola karşılıklı araçların durması ve böylece yolun tek şeride düşmesi neden kimsenin umurunda bile olmaz?
***
-Haller, Muttalip, Sıhhiye ve Atatürk lisesi önünde bulunan döner kavşaklarda, özellikle akşam iş çıkışı saatlerinde neden bir trafik ekibi bulunmaz?
***
Örneğin Atatürk Caddesi gibi trafik akışı günün her saati yoğun olan bir caddede dörtlülerini yakıp, aracını bırakan ve alışveriş yapan sürücüleri neden kimse uyarmaz?
***
Yukarıda da söyledik…
Trafik sorunu var bu şehirde…
Mevcut yollar ve altyapı artan araç trafiğini artık taşımıyor.
Yine yukarıda söylediğimiz gibi bu sorunun yaşanmasında belediyeler dahil birçok kurumun sorumluluğu var…
İyi de, yukarıda saydığımız var olan sorunu daha da arttıran bu anlamsız davranışlar niye var?
Niye izin veriliyor?
Niye müdahale edilmiyor?
TRAFİK-2

BU DOĞRUYSA ÇOK FENA…


Asgari ücret yılbaşından itibaren artacak.
Ücretin artmasıyla birlikte maaşlar az da olsa zamlanacak.
Öte yandan…
Yine asgari ücretin artmasıyla birlikte işverenin maliyetleri de aynı oranda artacak.
***
Birkaç gündür şöyle şeyler geliyor kulağımıza;
Bazı işverenler çalışanlarına açık açık “bankadaki maaş hesabına yeni asgari ücret tutarını yatırırım. Ancak yapılan zam oranını elden geri alırım” diyormuş.
***
Bazı işverenler ise çalışanlarının elden para vereceğine güvenmediği için “Maaş kartlarınız bende olacak. Yatırdığım maaşınızı ben çekeceğim ama size eski ücreti vereceğim” diye söyleyip “Başka çarem yok. Kabul ederseniz bu şekilde çalışın. Aksi takdirde yollarımızı ayıralım” diye de ekliyorlarmış.
Eğer bu duyduklarımız doğruysa durum çok fena…

KOKLAMA İLE KAVUN, YOKLAMA İLE VEKİL SEÇİLİRSE…

Görünen o ki; partiler aday belirleme yöntemi olarak bu seçimlerde de her zaman olduğu gibi ön seçim falan tercih etmeyecek.
Yani…
-"Üyeler-delegeler yargı gözetiminde oy kullanıp adayları belirlesin, böylece teşkilatın istediği adaylar meclise gelsin" demeyecek.
***
Bunun yerine, tüzüklerinde var olan diğer bir yöntemi tercih edecek…
Yani; Merkez Yoklaması yöntemini…
***
Artık herkes biliyordur “merkez yoklamasının” ne olduğunu…
Hani alacağınız kavunun içini göremezsiniz de, ellerinizle yoklarsınız ya…
Eve getirdiğinizde iyi ya da kelek çıkması sürpriz olur ya hani…
İşte tam da böyle bir şey "merkez yoklaması" denilen şey…
Genel merkezde oturan 3-5 kişi, aday adaylarının kimler olacağını masa başında belirler.
Tıpkı içini görmedikleri kavunu yoklarmış gibi.

***
İçine, derinine bakmadan aldığınız kavunun hep iyi çıksın diye bir kuralı yok ya…
Sakın bu anlattıklarımızdan, bütün aday adaylarının kavuna benzettiğimiz falan anlaşılmasın.
Çünkü…
Bizim burada asıl eleştirdiğimiz aday belirleme yönteminin ta kendisi.
O yüzden...
Belirlenecek adaylar, önümüzdeki seçimde milletvekili olur da kelek çıkarsa kimse kızmasın.
Böyle yöntemle belirlenen vekilin, yoklama ve koklama ile alınan kavundan hiç bir farkı yok.
Neticede…
İyi çıkarsa da şansınıza, kötü çıkarsa da...
 

BİNDİK BİR ALAMETE…

Türk lirası değer kaybetmeye devam ediyor.
Paranın sürekli değer kaybetmesinin, fiyatları sürekli arttıracağı biliniyor.
Hal böyle olunca vatandaşlar için “Ne alırsak kardır”, işyerleri için de “Ne satarsak kardır” dönemi yaşanıyor.
Vatandaş iyi fiyata aldığını düşünüyor, işyerleri iyi fiyata sattığını.
Ancak…
Ne vatandaş aldığı ürünü bir daha aynı fiyata alabiliyor, ne de işyerleri sattığı ürünü sattığı fiyattan raflarına koyabiliyor.
Böyle giderse yakında etiketlerin de ortadan kalkacağı ve anlık fiyatlar uygulanacağından falan bahsediliyor.
Kısacası…
Binmişiz bir alamete, gittiğimiz yer kıyamet olmasa bari!