Hani, “geçmişte bugün ne oldu?” türünden katalog yayınlar yapan siteler var ya…
Zamanla, zamanlamayla pek ilgim olmaz. Oysa, arada bir baksam ilgilendiğim geçmiş zamana dair ne türden ilgimi çekecek “bak unutmuşum!” diyeceğim türden ne ilginç konular görür hatırlar ilgilenirim!..
Kim bilir, belki de günümüzün konuları (Ki, gündem diyoruz onlara) o kadar çok ve hızlı değişiyor bizim ülkemizde gündem. Hangisini yazmamız gerektiğini şaşırdığımız…
Ama bir tarih vardır ki, kendi yaş günümü unuttuğum olurda o tarihi genellikle unutmam: 17 Nisan!
Ne olmuş o unutamadığım tarihte?
-Köy Enstitülerinin kuruluşuna ilişkin kanun TBMM’de kabul edilmiş !..
Bir gün öncesinde iki gün sonrasında mutlaka birkaç satır karalarım. Kısacası genellikle atlamam o tarihi.
Dün 17 Nisan’dı örneğin. Birkaç gündür kafamda Köy Enstitüleri üzerine neler yazmam gerektiğini tasarlayıp duruyordum. Ama 14 Nisan’da olup bitenler… Yine de köşemizin yan sütunlarında yazacağım.

Ya gündeme dönersek…

Döndük sorumluluk gereği olarak. Buna ilişkin olarak bu köşenin tarzını da değiştirdik mecburiyetten. Paragraflar halinde notlarımızı ileteceğiz:
***
Şanlı Urfa’nın Siverek ilçesinde bir Lise. Okulun eski öğrencilerinden biri, belinde tabanca okula giriyor. Sen kimsin, ne işin var burada diyen yok. O da rahatça görüyor işini. Tabancasını ateşleyip rastgele ateş ederek 16 öğrenciyi yaralıyor, kendisi de aynı tabanca ile intihar ediyor:
Allahtan, diyoruz hep birlikte!.. Milli Eğitimden sorumlu bir bakanımız var. Adı Yusuf Tekin!.. Kamuoyu sözcüleri meslektaşlar, siyasiler soruyor:
-Okullarda neden güvenlik önlemleri alınmıyor?
O da pişkince yanıtlıyor:
-Alıyoruz. Aldığımız okullarda, almadığımız okullarda bu tür olaylar oluyor maalesef!..
***
Kamuoyu bu vurdumduymaz tavra tepkili. Çünkü “sadareti” döneminde 40 kadar bu türden olaylar oluyor, onlarca öğretmen ve öğrenci hayatını kaybediyor. En büyük tepki de doğal olarak öğretmenlerimizden. Memleketin pek çok ilinde protesto eylemlerine başlıyorlar. En örgütlüsü de Ankara’da:
-Can güvenliği nöbeti ve derslere girmeme protestosu…
***
Tam bu eylem sırasında Siverek’ten geliyor “Katliam” haberi: Bilanço korkunç:
-Biri öğretmen, 8 öğrenci kanlar içinde yerlerde can veriyor. Çok daha fazlası çocuk yaralı, hastanelerde…
Onları katledense aynı yaşlardaki sınıf arkadaşları bir başka çocuk. O da bir öğrenci velisinin bıçaklaması sonucu kan kaybından, işini bitirdikten sonra ölüyor:
***
Anında “yayın yasağı” konuluyor. Olay yeni yeni aydınlanmaya başlıyor!.. Kimdir o çocuk? Emniyet Müdürü seviyesinde bir güvenlikçi ve öğretmen bir annenin evladı..
Akılları yerinden uçuran bir gerçek: Suç aletleri Emniyet Müdürü babasına ait 5 tabanca ve dolu yedi şarjör kurşun!.. Babası diyor ki;
“-Psikolojik sorunları vardı, Emniyetin psikoloğuna götürdüm. Zeki bir çocuktu. Silahları sakladığım Maraş sandığındaki kilidi nasıl açmış bilmiyorum! Dedim ya zeki çocuktu. Sanırım internetten öğrenmiştir.”
***
Baba emniyet müdürü ve emniyet müfettişi sorgulamasında şu sorular soruldu mu acaba? Ben sorayım:
-Zimmetli bir tabancan vardır herhalde? Artı daha 4 tabanca ve ruhsatlı bir tabancaya niye ihtiyaç duydun?..
Çocuğunun psikoloji rahatlığını ve de silaha ilgi duyduğunu sen söyledin. Niye böyle bir çocuğu yanına alıp bizim atış poligonuna götürüp silah kullanma eğitimi veriyorsun?
Baba gözaltından sonra adliyeye gönderilip tutuklanıyor!...
***
Öğretmenlerimizin, iki gündü ancak izin alabildikleri “yaşam nöbetleri” Bakanlık önünde, toplanan kalabalığın iki katı büyüklüğünde polis eşliğinde sürüyor.
Onlara helal olsun, hükümetin bu tutumuna da “yazıklar olsun” diyorum!..
NOT: Yazının başında verdiğim” Yan sütunda yazacağım sözü”nu tutamıyorum maalesef, Köşe doldu çünkü!.. Ama yazacağım Köy Enstitülü öğretmenlerimizin anısına bir daha!...