Almanya, terör örgütü İŞİD ile mücadele çerçevesinde ilk olarak Ocak ayının başında dört Tornado tipi uçağı ve bir yakıt ikmali uçağını İncirlik’te konuşlandırmıştı. Almanya, İŞİD’e karşı yürütülen operasyonlarda keşif amaçlı yer alıp istihbarat paylaşımı yapıyor. Ancak 2 Haziran’da Alman Federal Parlamentosu’nun 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanımasının ardından Türkiye üssü ziyaret etmek isteyen Alman vekillere izin vermemişti.

Alman Bild gazetesine demeç veren AB Komisyonu'nun dijital ekonomiden sorumlu Hıristiyan Birlik Partili Alman üyesi Günther Oettinger, "AB konusu Türkiye için büyük olasılıkla Erdoğan sonrası bir konu olacak. Bugünkü şartlar altında bir üyeliğin gelecek on yıla kadar gerçekçi olmadığı" söyleyerek Türkiye’nin iç işlerine müdahalede bulunmuştur.

Oettinger, Türkiye’nin vize muafiyeti için gerekli tüm şartları yerine getirmediğini söyleyerek, "Özellikle de terörle mücadele yasasında değişikliğe gidilmesine yönelik, tarafımızca bir indirim (esneme) yapılması mümkün değil. Bizim için hukuk devleti ve doğruluk, hızın önünde gelir" demiştir ama vize muafiyet sürecinde Türkiye’yi komşu kapısı yapan Almanya Başbakanı Merkel’in neden 15 Temmuz sonrası Türkiye’ye neden gelmediği konusunda bir açıklama yapmamıştır.

Der Spiegel dergisine göre Türkiye, Başbakan Merkel ya da Dışişleri Bakanı Steinmeier’in tasarıyla aralarına mesafe koyan bir açıklama yapmasını talep etmektedir. Bu kapsamda

bir dönem Yönetim Kurulu’nda görev yaptığım İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu’nun AB yetkililerine yaptığı “Bay Juncker, Bay Tusk, Bay Schulz, Bayan Mogherini, Bay Hahn, Bayan Merkel, Bay Renzi, Bay Hollande ve diğer liderlere sesleniyorum. Türkiye’ye gelin” açıklaması, bu açıdan çok anlamlıdır.

Bu çağrı yerine ulaşmış olsa gerek ki, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Elmar Brok ve Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri’nin yaptıkları ziyaretin ardından, geçen hafta Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ve Avrupa Komisyonu'nun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Komiseri Dimitris Avramopoulos Türkiye’yi ziyaret etmiştir.

Schulz, Türkiye ziyaretinin ardından yaptığı yazılı açıklamada

Türkiye'nin AB'nin bir ortağı ve aday ülkesi olduğuna işaret ederek. "Sürecin önemini vurgulamak için açık bir şekilde konuşabilmemiz gerekiyor. Aynı zamanda karşı karşıya kalınan sorunlar konusunda yapıcı bir şekilde ilişki içinde olmamız gerekiyor" demiştir.

Bu hafta AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden sorumlu Avrupa Komisyonu üyesi Johannes Hahn Türkiye’de olacaktır.

Spiegel’in haberine göre bir Türk diplomatın “Biz Parlamentonun aldığı tasarıyla yaşayabiliriz. Ama (Alman hükümeti) hükümet, soykırım kararının hukuksal bir yaptırımı olmadığını açıklamalı” ifadesi anlamlıdır. Almanya önce kendi yakın geçmişine bakmalıdır.

Bundan 74 yıl önce 10 Haziran 1942 tarihinde Alman kuvvetleri Prag'ın yakınındaki Lidice köyüne gecenin ilk saatlerinde girdiler. Küçük köyün tüm çıkışları kısa sürede kapatıldı. 173 erkek Horak çiftliğinin bahçesinde öldürüldü. Kadınlar ve çocuklar Kladno okuluna götürüldü. 3 gün sonra çocuklar annelerinden alındı, uygun görülen birkaç çocuk ve 1 yaşından küçük bebekler yeniden bir eğitim görerek Almanlaştırılmak üzere ayrıldı, diğerleri gaz kamplarına götürüldü. Köyün tamamı, kilise, evler, mezarlık bile yok edildi.

Yıllar geçti. 1969'da Marie Uchytilová Savaşın Çocuk Kurbanları İçin Anıt isimli eserine başladı. 1989'da öldüğünde alçı heykellerini bitirmiş ancak bronzları için yeterli parayı toplayamamış, sadece üç tanesine kendi imkanlarıyla son halini verebilmişti. Eşi bu işi devam ettirdi, 82 bronz çocuk heykeli, 1995-2000 yılları arasında Lidice köyüne yerleştirildi. Şimdi heykelleri görenler çocukların yüzlerindeki korku, dehşet, çaresizlik ve tarif etmesi zor duygularla yüzleşiyorlar. Bugünün şehirleri yıkılmış, evlerine girilmiş, ailelerini kaybetmiş çocuklarının yüzlerindeki ifade ilerde kim bilir hangi eserlerde nasıl bir utançla anılacak.

Türk kökenli Almanya Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir 24 Nisan 2015 tarihinde Almanya Federal Parlamentosu’ndaki görüşmelerde "Soykırımı işlemiş olan Jön Türkler, Sarıkamış'ta Türk askerini de kurban ettiler. Jön Türkler, Osmanlı İmparatorluğu'nu yıktılar. Dolayısıyla bunları savunmanın bir anlamı yok. Herkes kendine kimi örnek almak istiyorum diye sormalı" diyerek Fransızlar gibi Jön Türkler üzerinden Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlamıştır.

Cem Özdemir CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın dostudur. Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcıları Selin Sayek Böke ile Zeynep Altıok’la beraber Cem Özdemir'le Essen'de konakladığı otelde çalışma kahvaltısında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunmuştur.

Polonya’da Auschwitz ve Auschwitz-Birkenau toplama kamplarını ziyaret ettim. Kamplarda, Alman Nazilerinin geride bıraktığı bir milyondan fazla giysi, yaklaşık 45 bin çift ayakkabı ve 7 ton insan saçını gördüm. Yahudilerin yakıldığı fırınlarda hala yanmış insan kokusu duvarlara sinmişti. Schindler'in Listesi (1993), Piyanist (2002), Okuyucu (2008), Çizgili Pijamalı Çocuk (2008), Hayat Güzeldir (1997) ve Hatırla (2015) filmlerini de seyrettim.

Fiilen ve de hukuken soykırım yapmış bir ulus olan Almanların Türkleri soykırım yapmakla suçlaması kadar gülünç bir şey olamaz. Birleşmiş Milletler 1915 olaylarını soykırım olarak kabul etmemiştir. Almanya nasıl Türkiye’yi soykırımla suçlayabilir? Türkler 1.5 milyon Ermeni’yi kesip kıyacak kadar gaddarsa, Türkiye’nin NATO’da ne işi var?

Bundestag sözde Ermeni soykırım kararında Ermeni kayıpları esefle anılırken, o dönemde Ermeni çetelerince mezalime uğrayan yarım milyondan fazla Müslüman halkına tek bir atıf yapılmamıştır. Böyle bir ayrımcılık duyarsızlığın ötesinde ırkçılıktır. Ayrıca 2015 Nisan’ından bu yana iki önemli gelişme olmuştur. AİHM Büyük Daire kararı (15 Ekim 2015) ile Fransız Anayasa Konseyi Kararı (8 Ocak 2016) görmezden gelinmiştir.

Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier Eylül ayında Türkiye’yi ziyaret etmeyi planlamaktadır. Türkiye, Dışişleri Bakanı Steinmeier’den daha çok Başbakan Merkel’in gelmesini istiyor. Başbakan Yıldırım bu arzusunu Türkiye’ye gelen Merkel’e yakın isimlerden Avrupa Parlamentosu milletvekili Elmar Brok’a açıklamıştır. Elmar Brok da, Merkel’in askerlere ziyaret izni çıktıktan sonra Türkiye’ye gelebileceğini söylemiştir. Eğer Merkel Türkiye’ye gelmezse, Türkiye Almanya ilişkilerinde zor bir döneme girilecektir.

Avusturya: Türkiye’nin AB Üyeliğine Hayır

Türkiye ile AB üyelik görüşmelerinin durdurulması gerektiğini savunan Avusturya Halk Partisi (ÖVP), Türkiye’ye AB üyeliği yerine çıkar ortaklığı önererek Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalanan ve halen yürürlükte olan anlaşmaları (Ankara Anlaşması ve Katma Protokol) yok saymıştır.

Avusturya’nın Kurier gazetesine konuşan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Reinhold Mitterlehner, Türkiye’nin yakın gelecekte AB üyeliğine hazır olmadığını açıklamıştır. ÖVP lideri Mitterlehner, “Ama önemli bir bölgesel ve ekonomik ortak olmaya devam etmelidir. Bu nedenle biz Türkiye’ye has bir ortaklıktan yanayız. Bu ütopik bir üyelik umudunu korumaktan daha mantıklı ve gerçekçi” demiştir. AB-Türkiye Çıkar Ortaklığı istediğini belirten Mitterlehner, hazırladıkları önerinin Başbakan Christian Kern’in partisi Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) ve AB yetkililerine de ulaştırılacağını söylemiştir.

Avusturya Başbakanı Christian Kern ve Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz son dönemde Türkiye ile üyelik görüşmelerinin durdurulması gerektiğini dile getirmiş, Başbakan Kern konuyu 16 Eylül’de yapılacak AB zirvesinde de gündeme getireceğini duyurmuştur.

Bu teklif bir zamanlar eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile Almanya Başbakanı Merkel’în imtiyazlı ortaklık teklifinden başka bir şey değildir ve taraflar arasındaki mevcut anlaşmalara da aykırıdır.

Can Ataklı: “Kırım ve Kafkasları Bırakın”

Gazeteci Can Ataklı geçen hafta “Putin’den Erdoğan’a 7 koşul” başlıklı yazısında Kırım Türklerini ilgilendiren bir konuya değinmiştir. Putin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “ Kırım'da tarihi bağları öne sürerek aleyhimize çalışmaları destekliyorsunuz. Bunu bazı Kafkas ülkelerinde de yapıyorsunuz. Bunları dikkatle izliyoruz. Doğru yapmıyorsunuz. Bunlar ilişkilerin düzelmesine değil sıkıntıya girmesine neden olur.”

Türkiye Kırım’da Rusya aleyhine bir faaliyet içinde değildir. Tarihi bağları olduğu bir gerçektir. Türkiye’de yüzbinlerce Kırım Türkü yaşamaktadır. Kırım, Rusya tarafından işgal edilmiştir. Stalin 300 bin Kırım Türkünü bir gecede sürgün etmiştir.

Türkiye ve Avrupa Birliği Kırım ve Sivastapol’ün hukuk dışı ilhakını tanımamıştır. Ayrıca Avrupa Birliği Rusya’ya Kırım ve Sivastopol’ün hukuk dışı işgali sebebiyle uyguladığı yaptırımları 17 Temmuz 2016 tarihinde 23 Haziran 2017 tarihine kadar uzatmıştır. Putin istedi diye Kırım’ın hukuk dışı işgalini Türkiye’nin tanıması, Türkiye’de yaşayan Kırım Türklerini rahatsız eder. AB’nin almış olduğu karar aşağıdadır.

“Declaration by the High Representative on behalf of the EU on the alignment of certain countries concerning restrictive measures in response to the illegal annexation of Crimea and Sevastopol


Press Release
20/07/2016

On 17 June 2016, the Council adopted Council Decision (CFSP) 2016/982[1]. The Council Decision extends existing measures until 23 June 2017.
The Candidate Countries Montenegro* and Albania*, and the EFTA countries Liechtenstein and Norway, members of the European Economic Area, as well as Ukraine, and Georgia align themselves with this Council Decision.
They will ensure that their national policies conform to this Council Decision.
The European Union takes note of this commitment and welcomes it.

Published on 18.6.2016 in the Official Journal of the European Union no. L 161, p. 40.
* Montenegro and Albania continue to be part of the Stabilisation and Association Process.

Press contacts”


Putin’in Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan’dan elinizi çekin uyarısı da diplomatik nezaket kurallarına aykırıdır. Türk kökenli halkların yaşadığı bu Cumhuriyetler eski SSCB üyesi değil, bağımsız ülkelerdir.