CHP 38. Olağan Kurultayı’na yönelik açılan iptal davasında kurultayı geçersiz sayan “Mutlak Butlan” kararının açıklanmasından sonra yaşananlar, siyasi tarihimizde yerini alan önemli dönüm noktaları olmaya devam ediyor.
CHP’ye yargı yoluyla yapılan darbeden sonra hukuk yollarını tüketen CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ve onunla hareket eden milletvekilleri, yeni bir yolda ilerleme kararı verdiler.
Butlan kararının iptali için Yargıtay’a yapılan başvurudan da sonuç alınamaması nedeniyle “Yeni Parti”yi kurdular.
Kuruluş işlemlerinin devamında il ve ilçe örgütlenmelerini yaparak sonbaharda kurultay toplamayı, en kısa sürede genel seçime katılma yeterliliğini sağlamayı hedefliyorlar.
Bu süreçte toplumun büyük kesiminde heyecan uyandıran “Yeni Parti”nin büyük bir üye sayısına ulaşacağı tahmin ediliyor.
…
Mutlak Butlan kararından sonra göreve gelen mevcut CHP yönetimi ise iktidar kanadı için adeta “kullanışlı figür” olmaya devam ediyor.
Göreve geldiğinden itibaren iktidara yönelik hiçbir eleştiride bulunmayan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, yapması gereken tek iş olan kurultayı toplamadığı gibi parti içi tasfiyelere odaklanmış durumda.
İl ve ilçe yönetimlerinin görevden alınması, milletvekilleri ve örgüt yöneticilerinin partiden ihraç edilmesi gibi haksız ve dayanağı olmayan uygulamalarla, deyim yerindeyse partide kendileri için “dikensiz gül bahçesi” yaratmanın peşindeler.
CHP yöneticilerinin, Yeni Parti’nin ana muhalefet partisi olması sonrasında Meclis’te beşinci parti hâline gelmeleri konusunda bile dertleri yok.
Anlam verilemeyen “figüranlı şov” işleriyle kamuoyunun desteğini alacaklarını zanneden bir yaklaşım içindeler.
Daha da önemlisi, CHP yönetiminin partili belediye başkanları üzerinde, partiden ayrılmamaları için iktidar partisinin belediye başkanlarında olduğu gibi “konforlu alan” vaat ettiği algısını yaratması.
Yolunu şaşıran, parti içi kıyımdan başka işlerle uğraşmayan CHP yönetiminin zaman içinde partiye yönelik halkın tepkisinin sönümleneceği yönündeki beklentisinin de gerçekçi olmadığı ortada.
O hâlde mevcut CHP yönetimi ne yapmak istiyor?
CHP’yi bölme konusundaki çabalarının devamında “Küçük olsun, benim olsun” anlayışıyla parti içi iktidarlarını koruma peşinde olacaklarını tahmin etmek güç değil.
Gelinen noktada iktidarın isteğini yerine getirmekle görevlendirilmiş olan CHP yönetimi, artık arkasında halk desteği kalmayan, seçimde baraj sorunu olan bir parti konumunda.
…
Diğer yandan halkın büyük çoğunluğunun desteğiyle kurulan Yeni Parti, önümüzdeki günlerde yoğun üye katılımıyla çalışmalarına hız verecek.
Bürokratik denilebilecek kuruluş işlemlerinin devamında asıl önemli aşamaya geçilecek.
Partinin programı halka anlatılacak.
Bu noktada CHP’nin ilkelerini programının başlangıç bölümüne taşıyan Yeni Parti’nin, CHP’den farklılaşan yeni söylemine bakmak gerekli.
Parti programında yazan ancak henüz çok konuşulmayan bazı başlıkların açıklanmaya muhtaç olduğu ortada.
Örneğin, Anayasamızın 10. maddesinde eşitlik ilkesi varken programda “Eşit Yurttaşlık” ifadesinin kullanılmasının üzerinde durulması gerekli.
Yine ayrı bir başlık olan “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı tam olarak uygulanacaktır.” maddesine de açıklık getirilmeli.
Anımsatalım; bu şart 1992 yılında TBMM’de kabul edilmiş ancak “ulusal bütünlüğün zedelenmesi konusundaki hassasiyetler” nedeniyle idari yapılanma, yetki devri, merkezi idare denetimi ve mali kaynaklara ilişkin bazı maddelerin fıkralarına çekince (şerh) konulmuştu.
“Çekinceler” konusu, aradan geçen zamana karşın önemini korumaya devam ediyor.
Diğer yandan “ana dilde eğitim” konusunda nasıl bir yol izleneceği de açıklığa kavuşturulmamış.
Özetle Yeni Parti’nin açıklanan program metni genel bir çerçeve olarak görülebilir ama gerçek bir parti programı hâline gelmesi için üzerinde daha dikkatli bir şekilde çalışılması gerekli.
…
Sözün özü:
Dün, dünde kaldı.
Artık yeni şeyler söylemek lazım.
Yeni heyecan…
Yeni umutlar…
Yeni Parti’nin yolu açık olsun…