Yıllar önce CHP’de bir heyet, siyasi görüşleri nedeniyle cezaevlerinde yatan insanlara ziyaret programları başlatmış
Siyasi tutuklu ve hükümlülere bir ihtiyaçları olup olmadığını, kendilerinin yapabilecekleri bir şey olup olmadığını soruyor, cezaevlerindeki görüşme salonlarında bir-iki saat onlarla sohbet ediyorlarmış.
İşte bu ziyaretler sırasında Hizbullah ile ilişkili olduğu iddiasıyla tutuklu bulunan bir şahsı da cezaevinde olduğunu öğrenmişler.
“Hadi onu da ziyaret edelim. ” diyerek, gerekli izni alıp gitmişler tutuklu ile görüşecekleri salona.
***
Hizbullah davasından tutuklu şahıs karşısında CHP’lileri görünce çok şaşırmış.
“Hayırdır?” demiş merakla.
CHP’liler anlatmış cezaevindeki siyasi tutuklu ve hükümlüleri ziyaret ettiklerini.
Sonrasında da “Bu yüzden sana da bir uğramak istedik. Bir ihtiyacın, bizim yapabileceğimiz bir şey var mı?” diye sormuşlar.
Yaklaşık 1,5-2 saat sohbet ettikten sonra da vedalaşarak ayrılmışlar cezaevinden.
***
Tutuklu şahıs CHP’lilerin gerek kendisini ziyaret etmesinden gerekse onlarla yaptığı sohbetten çok etkilenmiş.
Koğuşuna gider gitmez almış kağıdı kalemi CHP genel merkezine 10 sayfalık bir mektup yazmış.
Mektubun ilk iki sayfası suçsuz yere cezaevinde bulunmasıyla ilgiliymiş.
Sonraki üç sayfada ise CHP heyetinin ziyareti ve sohbetinden ne denli etkilendiğini anlatmış.
***
Altıncı sayfanın başına “Kimse benim halimi hatırımı sormazken CHP’lilerin beni ziyaret etmesi ve anlattıkları siyasi görüşümün değişmesine neden oldu” cümlesiyle başlamış
Sayfanın sonunda da…
“Bundan sonra ben de artık CHP’liyim” ibaresini koymuş.
***
Artık CHP’li olmuş ya…
Yedinci sayfada başlamış partiyi eleştirmeye…
“Bu genel başkanla olmuyor” dan girmiş, parti içi demokrasinin olmadığından tutun da partide yaşanan  liyakatsizlik ve adaletsizliğe kadar üç-dört sayfa vermiş veriştirmiş.
Anlayacağınız…
CHP’li olur olmaz, CHP’lilerin en büyük özelliği olan partisini eleştirme alışkanlığını da anında kapmış!
***
CHP’lilerde böylesine bir alışkanlık var.
Bu durum iyi mi kötü mü tartışılır ama bu alışkanlık bir süre sonra partiyle ilgili yapılan her şeyin eleştirildiği, yapılan hiçbir şeyin beğenilmediği bir hale geliyor.
Tıpkı hafta sonu partinin gerçekleştirdiği vizyon toplantısına bizzat partililerden yöneltilen eleştiriler gibi…
***
Söz konusu toplantıya ilişkin diğer parti mensuplarının yaptığı eleştirilere eyvallah ama bizzat CHP’lilerin toplantıyla ilgili yaptığı eleştirilerin “Konuşmacılar niye video konferansla bağlandı? Niye salona gelmedi? Kılıçdaroğlu’nun eşi niye uyudu? Salona niye giremedik? Birbirleriyle niye tokalaşmadılar” şeklinde olması, CHP’nin bu ülkede işinin ne kadar zor olduğunu ispatlıyor sanki…
Zira…
Partinin içinde haklı-haksız, yerli-yersiz, gerekli gereksiz, neredeyse her şeyi eleştiren bir kesim var ve bu kesime ne yapılan siyaseti beğendirmek ne de bu kesimle siyaseti sağlıklı sürdürebilmek mümkün değil!

CHP-3

**********

SİYASİ GARABET!

Partiler milletvekili adaylarını ön seçimle belirlemiyor.
“Merkez yoklaması” diye bir kılıf bulmuşlar, bu kılıf eşliğinde bildiğiniz atama ile aday listesi oluşturuyorlar.
Hal böyle olunca özellikle partilerin liste başlarına Ankara’dan torpilli isimler geliyor.
***
Eskişehir’den seçilecek olan milletvekillerinin Eskişehir’de yaşayan isimlerden olmasını tercih ediyoruz.
Pek çok partili de bizim gibi düşünüyor.
“Eskişehir’i bilen, meselelere hakim olan, şehirde belirli çevreleri bulunan insanlar olsun” diyorlar.
Atamaya karşı olduklarını, atama yapılacaksa bile bu isimlerin Eskişehir’de yaşayan kişilerden oluşması gerektiğini söylüyorlar.
Hatta…
Eskişehir ile alakası olmayan isimlerin aday listesine konulması halinde tepki göstereceklerini söylüyorlar.
***
Partiler seçim zamanı geldiğinde Eskişehir ile alakası olmayan isimleri koyuyor milletvekili listelerine.
O tepki göstereceğini söyleyen partililer ilk günlerde, gerçekten de tepkilerini gösteriyor.
Hatta bazıları otobüslerle Ankara’ya gidip, genel merkez önünde liste protestosu da yapıyor.
Tabii hiçbir şey değişmiyor.
***
Sonra o tepki gösterenler, tepki gösterdikleri atanan isimlere yavaştan ısınıyor.
Belli bir süre sonra iyice yanlarına sokuluyor.
En sonunda da atanan o isimlerin resmen ekibi haline geliyorlar.
***
O nedenle: genel merkezler bu durumu çok iyi bildiği için atama yaparken doğabilecek tepkiyi çok da ciddiye almıyor.
“Nasıl olsa bir süre sonra alışır, kabullenirler” diyor.
Haklılar! Çünkü aynen dedikleri gibi oluyor!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
 

MERAK ETTİK? ESKİŞEHİRLİ ESKİŞEHİRLİYE SAHİP ÇIKTI MI ACABA?

Bundan tam üç yıl önce, yani 2019 yılı sonlarında Eskişehir Sanayi Odası bir proje başlattığını duyurdu.
Projenin amacı Eskişehirlilerin alışverişi Eskişehir’de ve Eskişehir’den yapmasına yönelikti.
“Eskişehir’den satın al, Eskişehir kazansın” ismi verilen proje heyecan yarattı.
***
İnternet üzerinde bir platform oluşturdu Sanayi Odası…
Bu platformda tedarikçiler ile satın almacıları buluşturacaktı.
Yani…
Eskişehirli alıcı; ihtiyacı olan mal ve hizmeti bu platform üzerinde buluştuğu yine Eskişehirli satıcıdan temin edecekti.
Böylece para Eskişehir’de, Eskişehirlide kalacak, şehrin dışına çıkmayacak, Eskişehir kazanacaktı.
***
Sanayi Odasının üç yıl önce hayata geçirdiği proje hala devam ediyor.
İnternet üzerinde oluşturulan ve Eskişehirli alıcı ile satıcıyı buluşturan platform hala aktif vaziyette.
Merak ettiğimiz bu projenin ne kadar yararlı olduğu?
Eskişehirli alıcı ve satıcıların bu projeyi ne kadar kullandığı?
Daha doğrusu…
Eskişehirlinin alışverişte Eskişehirliyi ne ölçüde tercih ettiği ve sahip çıktığını merak ediyoruz?
Umarız proje kapsamında bugüne kadar tutulmuş rakamlar vardır.
Umarız bu rakamlar Eskişehirlinin Eskişehirliye sahip çıktığını gösteren rakamlardır!