İnsan beyni doğum anında gelişimini tamamlamış değildir, doğum sonrası da anneye bağımlı olarak yaşayarak gelişimini sürdürür. Bu doğum sonrası büyümeye ve gelişimini sürdürmeye “neoteni” deniyor ve de tamamen insana özgü bir olgu. Bir atın yavrusu doğduktan hemen sonra silkinerek üzerindeki amnion sıvısını atar ve ayağa kalkarak annesinin yanında hayatına başlar. İnsanın ise anneye veya bir başka yetişkin insana bağımlılığı yıllarca sürer. İnsan zihni öğrenme ihtiyacı bitti sanıldığında, merak duygusunu yitirdiğinde, soruları tehdit gibi algıladığında yaşlanmaya başlar. Bu neoteni’nin sonudur. Neoteni, insan zihninin evrimsel ayrıcalığıdır ve insanın potansiyeli üzerinde düşünmemizi sağlar. İnsanı insan yapan hızla olgunlaşması değil yavaş ama sürekli gelişimidir. Varoluşsal olarak insan tamamlanmamış bir varlıktır, kendisini seçimleriyle inşa eder. Neoteni bu fikri biyolojik olarak destekler, bu da insanın özünün sabit değil, oluş halinde olduğunu gösterir. Sonuç olarak insan doğası bitmiş bir program değil, açık bir taslaktır. İnsanın içgüdüleri diğer canlılara göre zayıftır, davranışları çoğu zaman zorunluluk içermez seçime ve özgürlüğe yöneliktir. Yani neoteni, kültürün ve ahlakın ön koşuludur. “Felsefe hayret etmekle başlar” sözü, neotenik yapının zihinsel karşılığıdır. İnsan, yetişkin olduğunda bile hayret edebilme yetisini korur, yeryüzünde doğanın tamamlamayı reddettiği tek canlıdır…
Neoteni bize şunu öğretir: İnsan güçlü olduğu için değil, eksik olduğu için insandır. Olgunluk, tamamlanmak değil; öğrenmeye ve gelişime açık kalabilmektir. İnsan beyninde en son yan prefrontal korteks (ön alın bölgesinin yanları) gelişimini tamamlar ve bu gelişim 20-25 yaşlarına kadar sürer. Plan yapmak, geleceği kurgulamak bu nedenle gençler için zordur, kanları deli akar. Neoteni, insan beyninde yalnızca bedensel bir gecikme değil; ahlaki bilincin de nörolojik zeminidir. Vicdan, sürekli değişen beynin gecikmiş ürünü olarak ortaya çıkar. Yani vicdan, belirli bir “merkez”den çok, zaman içinde örgütlenen bir sinirsel süreçtir. Vicdan, olgunlaşması için aceleye getirilmemiş bir beynin ürünüdür. Hayvan beyninde davranış hızlıdır, alt beyin yapıları (amigdala, beyin sapı) baskındır. İnsan beyninde ise neoteni sayesinde neokorteks ile inhibisyon (durdurma, erteleme) gelişir. Prefrontal korteks, duygusal tarafımızı (limbik sistemi) denetler. Vicdan tam olarak bu noktada ortaya çıkar: “Yapabilirim” ile, “Yapmamalıyım” arasındaki sinirsel gerilim oluşur. Vicdan bir yerde beynin “dur” diyebilme kapasitesidir. Vicdan doğuştan bir refleks değildir, travmayla körelebilir, eğitimle derinleşebilir, ideolojiyle çarpıtılabilir. Neoteni, vicdanı kırılgan kılar ama aynı zamanda dönüştürülebilir yapar. Vicdan bir içgüdü değil, bir öğrenme sürecidir. İçgüdü hızlı karar verir, vicdan ise gecikebilir. Uzun süren çocukluk, bağımlılık, başkasına muhtaç olma kalıcı bir hafıza hâline gelir. Bu hafıza, vicdanın empatik temelidir. Başkasının acısını anlayabilmek, kendi kırılganlığını unutmamaktan geçer. Vicdan, güçlülerin değil, kırılganlığını anımsayıp insan olma yolundan ilerleyenlerin erdemidir...

.