Bursa’nın fethinin 700. yılındayız.
Bu, tarihi açıdan çok önemli bir yıldönümüdür. Çünkü 700 yıl önce alınan Bizans kenti (Prousa) tarihin gördüğü en büyük devletlerden biri olan Osmanlı İmparatorluğunun isim babası ve ilk başkentidir. Çekirdeğidir de diyebilirsiniz.
Hemşerilerime sordum: “Kutlamalar nasıl gidiyor? Coşku var mı coşku?” “Yok,” dediler. “Ama kuşku var! Bol bol kuşku!”
Uzun süredir AKP’nin transfer listesinde olduğuna dair haberler çıkan CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey kuşkulu iddialarla görevden alınmış, bu olay kentte büyük tepkilere yol açmış. 700. yılı kutlama programını yapan o olduğu için kutlamaların bazıları sahipsiz kalmış. Genel olarak hayal kırıklığı yaşanıyormuş.
Yargı sayesinde Bozbey’in koltuğuna oturanları şahsen değilse bile fikren tanıyoruz:
Çoğu fetret döneminin hayranıdırlar. Daha çok dinsel nedenlerle Sultan Abdülhamid gibi çürük elmalara bayılırlar ama erken Osmanlı’nın safiyetini, hoşgörüsünü ve yalınlığını anlayamazlar.
BİR RUMELİ KENTİ
Ben bunları çocukken, oyun oynadığım bahçedeki ağaçları tanır gibi öğrendim. Orhan Camii'nin avlusundan geçerken, Kayhan’da saklambaç oynarken, Yeşil Kahve’den Yıldırım’a doğru bakarken…
Osmanlı, İstanbul’u fethedip ‘Kayzer-i Rum’luğunu ilan ettikten sonra dönüp Bursa’ya bakmadı ve hemen hiçbir şey yapmadı. Onu olduğu gibi bıraktı.
Kentin, bugün bile, hemen tüm görülesi yerleri erken Osmanlı’nın eserleridir: Ulucami, Yeşil camii ve türbesi, Muradiye külliyesi… Ve Bizans’tan kalma kaplıcalar…
Ben bu açıdan kendimi çok şanslı sayıyorum! Çünkü erken Osmanlı’nın bıraktığı ve sonradan ihmal edilen o güzel kenti 500 yıl önceki haliyle görebildim!
Orada büyüdüm. Kentlerle ilgili tüm beklentilerim orada oluştu.
Kentler bahçeli olmalıydı. Uzaktan bakıldığında cami kubbeleri ve minareleri dışında hiçbir yapı görünmemeliydi…
Bursa, İmparatorluğun büzülme döneminde çok göç almasına rağmen antik yeşil dokusunu korudu. Kenti yuva seçen “muhacir”lerin büyük çoğunluğu Rumeli göçmeniydi. Bursa’yı böyle bir kent olduğu için seçmişlerdi ve ona kolayca uydular.
Evet, 1970’lere kadar kente egemen olan hava Balkan havasıydı. Bursa. Coğrafi olarak Asya’da olan bir Rumeli kentiydi. Onu eşsiz kılan bir özellik de buydu.
CORDOBA NEYMİŞ!
Sonradan ve hemen bütün dünyayı gezdikten sonra anladım ki, Bursa o dönemde dünyanın en güzel kentlerinden biriymiş: Zümrüt ovaya Uludağ’ın yamaçlarından bakan ve Emirsultan’dan Çekirge’ye doğru uzanan o şeritle pek az kent yarışabilirmiş!
Endülüs’ün dillere destan Cordoba’sını gördüğümde içim acımıştı. Gördüklerimden dolayı değil, eski Bursa’yı hatırladığım için.
O Bursa kesinkes bu Cordoba’dan daha güzeldi.
Ve bugün Bozbey’in başına gelenlere bakınca -- gene içim acıyarak --biliyorum ki, bu Cordoba ne yazık ki bu Bursa’dan daha adil ve demokratik bir yerdir! Belediye Başkanı halkın oylarıyla seçilmiştir!