Zaman zaman sosyal medyada karşınıza çıkar, insanlık tarihi boyunca çok fazla yaşaması istenilmediğinden, “katledilen zeki ve bilge kişilerin soyu devam etmedi ve dünya vasat insanların çoğunluğuna kaldı” diye, insanı aynı anda hem ağlatıp hem güldürebilen “tirajikomik” bir laf vardır. Bazan düşünürüm bu abartılmış sözde gerçeklik payı olabilir mi acaba diye. Dante Alighieri bile Orta çağın zifiri karanlığında kıyamamıştı bilge kişilere. En ünlü eseri, 14. yüzyılda kaleme aldığı, Cehennem, Araf ve Cennet bölümlerinden oluşan destansı şiiri İlahi Komedya’da İbn Rüşd'ü cehennemin ilk dairesinde, yani Limbus bölümünde, “hakikat arayıcı bilge ruhlar” arasında anmıştır. Burada Aristoteles, Platon, Sokrates, Euclid, Hipokrat gibi insanlığın öncüleri de bulunur. İsa’dan önce yaşadıkları ve Museviliğin de sınırlı bölgede kalmasından dolayı mevcut üç büyük tek Tanrılı dinlerden habersiz yaşadıkları için bu bilge insanlar, “putperest bilge kişiler” anlamına “pagani sapienti” diye anılırlar. Dante’nin vicdanı onları dinsiz oldukları için cehennemin kor ateşi içine koymaya razı olmamıştır…

Antonio Gramsci’nin çok bilinen bir sözü şöyledir: “Eski dünya ölüyor, yenisi doğmakta zorlanıyor; şimdi canavarların zamanıdır.” Bu sözler aslında kriz sözcüğünün tanımıdır ve şu anlamı taşır: “Kriz, eski olanın ölmekte ama yeninin doğamamak oluşundan ibarettir.” Bu fetret devrinde farklı türden çok sayıda marazi belirtiler ortaya çıkar. Hukukla keyfiliğin iç içe geçtiği, seçimlerin göstermelik, hakların kâğıt üzerinde kaldığı, kamusal otoritenin parayla müzakere edildiği rejimler Trump gibi “deli”ler, Epstein gibi “sapık”lar ve bu tür insanlara hayran kitleler üretir. Bu, yalnızca bir siyasi ya da ekonomik durum tanımı değil; aynı zamanda insanın iç dünyasına da dair derin bir tespittir. Kriz dediğimiz şey aslında bir geçiş boşluğudur. Eski değerler, alışkanlıklar, anlamlar çözülür. Ama yeni olan henüz şekil bulamaz. Bu aralıkta toplumda belirsizlik, anlam kaybı, kaygı ve çöküş durumu oluşur. Çünkü insan zihni süreklilik ister, beyin bir alışkanlık makinesidir enerji tasarrufu için sürekli tekrar eden yollar oluşturur. Devamlı tekrarlarla güçlenmiş bu sinaptik bağlantıları kırmak çok zordur, ancak kriz bunu başarmaya çalışır. Kriz, aslında topluma şunu sorar: “Artık işe yaramayanla bağını kesmeye cesaretin var mı, henüz var olmayanı kurmaya gücün var mı? Bu yüzden krizden kaçmak yerine onu anlamak gerekir. Çünkü her kriz, içinde bir dönüşüm ihtimalini birlikte taşır. Unutmamak gerek; insan bulunduğu yerin kurbanı değil bulunduğu yerin nedenidir…