Başlıkta ifadesini bulduğu gibi Çiçeği burnunda milletvekilimizin adı anılarak siyasi tarihimize geçmiş bulunan vaka (olay), şimdiye kadar eşine rastlanmamış bir  “hızlı geçişin” hikayesidir gerçekten. 
Yerel, yaygın medyamızda günlerce haberlere konu, yorumculara malzeme olacak nitelikte, önemdeydi olay. Gazetemizdeki “gazeteci” kökenli köşe yazarlarından Murat Taşkın ve Hakkı Sağlam da olayı ele alıp irdeleyenlerdendi. Peki;
-Ben niye geç kaldım!..
Birkaç nedeni var. Onlardan ilki, haftada iki gün yazmam. Bu durumda, ardı ardına gelişen olaylar;
-CHP’nin tarihi kurultayı, Cumhuriyetimizin yüzüncü yıldönümü, Ata’mızın aramızdan ayrılışının 85. Seneyi devriyesi ve diğerleri.
Bir de sonuncusu, olaydaki gelişme sürecini izleme düşüncesi!.. 
Milletvekilliğine niye ihtiyaç duyulur ki?
Aslında olay, 2023 seçimlerine bir yıldan uzun bir süre kala  Nebi Bey’in Bir yerel gazeteyi, Milli İrade’yi satın almasına kadar uzanıyor. Duyduğumda kendi kendime sormuştum; 
-Bir başarılı genç iş insanı, ekonomik anlamda bir getirisi olmayan bir yerel gazeteyi niye satın alır ki?
Kendisinin, ya da firmasının adını duyurmak içinse, arada bir yerel gazetelerimizin hepsi, televizyonlar o isimleri haberlerinde geçiriyor zaten!.. 
Giderek Nebi Bey’in siyasete “ısınmaya çalıştığı”,  hedefinin bir partiden milletvekili olmayı amaçladığı söylentileri yayılmaya başladı. Buna da pek akıl erdiremiyordu benim düz mantığım; 
-Fabrika sayısı üçten beşe çıkmış, üstelik bunları büyük ölçüde özsermaye kaynaklı gerçekleştirmiş!.. 
Bu durumu da bir sanayi dostumla paylaşırken demişti ki; 
-Hüsnü Bey, kredi / teşvik ihtiyacı duymayan sanayici yoktur. Özellikle büyüme hırsı içindeyse!..
Anlamaya başlamıştım!.. Nitekim daha AKP’ye geçiş işaretleri uç göstermeye başladığında; 
-İktidardan 1 milyar 300 milyon liralık kredi ve teşviki kopardığı anlaşılmıştı!.. 
Bu kadar hızlı mı olur?
Bir süre sonra Nebi Hatipoğlu’nun hangi partiden vekil adayı olacağı tartışılmaya başlanacaktır. Önce, gençliğinden beri MHP sempatizanı olduğu söylenmeye başladı. Sonra fısıltı halinde olsa da “AKP’den olabilir” tahminleri… 
Kısa süre önce Murat Taşkın bir yazısında “Hatipoğlu neden daha işin başında AKP’den aday olmadı?” bir parça ironiyle  sorusunu irdelemişti. 
Buna göre AKP’nin iç yapısı buna uygun değildi. Katılmıyorum sevgili Taşkın’a.  El altından AKP üst düzey yetkilileriyle görüşmüş olabilir mi?
-Hele bir seçileyim, sonrasına bakarız, gibisinden!..
Sen de ne diyordun yazında, 
“-Milletvekili seçildiğinde pek çok kişi tarafından, İYİ partide durmaz, AKP’ye geçer tahmininde bulunuyordu.”
O “pek çok kişi” arasında sen de vardın eminim. Artık “benim de olmam” kaçınılmazdı!.. 
Sanırım geçişin “bu kadar hızlı” olacağı pek beklenmiyordu..
Hangi partiden, sorusu da netleşmişti; Akşener’in İYİ Parti’sinden. Önce 1000 (bin) kişi tahmine edilen iftar yemeği, birkaç gün sonrasında “eğilim yoklaması” taktiği. Meral Hanım ne yapsın?
-Adam zengin, helikopteri de var üstelik!..
Bakarsın seçim gezilerinde gerekebilir, di mi?
Sivrihisar birlikteliği ve sonrası
Seçim olmuş, bitmiş sayın Nebi Hatipoğlu artık Eskişehir halkının vekillerinden birisi. Meral Hanım da “Masa da yok, ittifak da yok. Kendi gücümüzü göreceğiz” demeye başlamış. Ankara’ya yakın ya, bir gün Sivrihisar’da. Elbet ilin vekili de yakınında. Gazetelerden izledim haberi. Hemen bir-iki gün sonrasında Nebi Bey’ Patlatıyor bombayı!
“-Biz sağ partiyiz. O nedenle seçimlerde AKP ve MHP ile seçim ittifakı yapmalıydık” 
Hoppala!. Sayın Akşener böyle bir şey söylemiyor ki… Akla gelen soru şu;
-Yeni siyasetçi, bir vekil. İki gün önce görüştüğü Genel Başkanının haberi olmadan böylesine önemli bir konuda fikir açıklayabilir mi?
Benim kanım açıklayamaz... Bir tür danışıklı dövüş olmasın? 
“Sen işaret fişeğini çak, ben gerisini getiririm türünden?. 
Böyle düşünenler haksız sayılmaz hani. Meral hanım, Hatipoğlu’nun  istifasını açıklamasından bir hafta sonra AKP’ye giriş rozetini bizzat Genel Başkan Tayyip Erdoğan’ın elinden yakasına taktığında da… 
-Dişe dokunur bir eleştiride bulunduğu görüldü mü?
*** 
Derler ya “Bu pilav daha çok su kaldırır” diye… 
Bakalım pilav kazanına suyu kim dökecek, kimler pir türlü pişmeyen pirinç için kazını karıştırıyor olacak!..
Bilinmez, kim bilir Eskişehirli seçmen de kazana birkaç kepçe su katacaktır!..  

F3z0S1uWoAA6Zdb
________________________________