×

Kurumsal

Künye Kullanım Sözleşmesi Gizlilik Politikası Özel Üyelik

Haber Kategorileri

Gündem Resmi İlanlar Politika Teknoloji Eğitim Sağlık Yurttan Spor Kültür Sanat Eskişehirspor Foto Şaka

Medya

Foto Galeri Web TV Canlı TV

Makaleler

Yazarlar Makaleler

Servisler

Seri İlanlar Firma Rehberi Biyografiler Nöbetçi Eczaneler Namaz Vakitleri E-gazete Faydalı linkler Karikatürler Puan Durumu Fikstür Anketler

Destek

Üye Ol Giriş İletişim

Sevgi Akmen

Siyasallaşan diyanet

Okulların açılmasıyla birlikte covid vakalarının çoğalması, günlük vefat sayısının 200’ün altına düşmemesi ülke genelinde kaygıları arttırmaya devam ediyor.
Virüsün yarattığı olumsuz tablo ortadayken iktidarın aşı karşıtlarının maske, mesafe kurallarını yok sayarak yaptıkları ‘mitinge’ verdiği ‘anlamsız destek’ ise başta sağlık çalışanları olmak üzere kamu vicdanını derinden yaraladı.
Bahsettiğimiz zorluklar yaşanırken Diyanet İşleri Başkanı’nın siyaset içerikli söylemleri de çeşitli çevrelerde gündemin önemli başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan ve Anayasamıza göre din hizmetlerini yürütmek amacıyla kamusal sorumluluk taşıyan Diyanet İşleri Başkanlığı son günlerde din alanının dışına taşarak yaşamın tümüyle ilgili görüş vermeye başladı.
Örneğin midye, karides, yengeç gibi deniz ürünlerini yemenin haram, otellerdeki açık büfelerden, yeme ve içmenin dinen helal olduğu söylendi.
Başka bir açıklamada ise Diyanet İşleri Başkanı, “Sosyal medyanın kullanımıyla ilgili hukuki çerçeveyi belirleyecek yasal bir mekanizmanın inşası ötelenemez bir zorunluluk “ diyerek sosyal medya alanında fetva verdi.

Diyanet İşleri Başkanı sosyal medya hesabından geçtiğimiz gün yaptığı başka bir açıklamada ise üniversite kampüsleri, TDV öğrenci yurtları, gençlik merkezleri, cezaevleri, hastaneler, YURT KUR’da ‘kuran kursları’ açacaklarını duyurdu.
Yeni bir bilgiye göre de 4-6 yaş grubu Kuran kurslarının “Okul öncesi zorunlu eğitimden sayılmasına” yönelik MEB ve ilgili akademisyenlerle toplantılar gerçekleştirilecek.
Diyanet İşleri Başkanı Kuran kurslarının bulunduğu yerleri, daha önceki bir açıklamasında “Şeytandan korunmuş bölgeler” olarak tanımlayarak “Allah’ın Kuran-ı Kerim’i oralarda okunursa oraya şeytan yaklaşamaz” demişti. 
Yeni açıklamadan anlaşıyor ki ‘Diyanetin şeytandan korunmuş bölge olarak belirlediği yeni yerler üniversiteler’ olacak.
Bu noktada belirtelim, geçtiğimiz Temmuz ve Ağustos ayında ülke genelinde 81 bin noktada gerçekleştirilen ve 110 bin din adamının görev yaptığı kuran kurslarına 2 milyona yakın öğrenci katıldı.

Son dönemdeki gelişmelere bakarak “Din ve siyaset ilişkisinin” üzerinde durmak gerekli.
Bu bağlamda, Anayasal olarak laik ve demokratik kuralları benimsemiş olan Türkiye Cumhuriyeti’nde Diyanet İşleri Başkanının adeta ‘hükümet sözcüsü’ gibi günlük siyasetle ilgili her konuda konuşmasını anlamak mümkün değil. 
Başkan, iktidar ortaklarının da desteğiyle ‘siyaset yapmaya’ devam ediyor.
Oysa ki Başkanlık görevinden ayrılarak, cübbesini çıkartıp siyaset yapmasının önünde bir engel yok.
Bireysel ve özel alana ait olan ‘din ve inanç konusunun’ siyasetin malzemesi haline getirilmesi laik bir yönetim anlayışında asla kabul edilemez. 
Geldiğimiz noktada “dini değerler” ne yazık ki siyasetin merkezine oturtulmuş durumda ve “Sosyolojik yapı” kurgulamasıyla ‘siyaset’ ve ‘dincilik’ birbirini beslemeye devam ediyor.

Güncel siyasetin tıkandığı durumlarda adeta can simidi olan ‘din üzerinden siyaset’ yeni bir anlayışla sahneye konuluyor. 
“Taliban, inancımıza ters değil” diyen iktidarın temsilcileri ana okulu dönemindeki henüz soyut düşünme çağına ulaşmamış çocuklara bile dini eğitim vermeyi sürdürüyor.
Zaman içinde arttırılan personel sayısı ve bütçeden çok fazla kaynak alan Diyanet kurumu daha da etkin hale getiriliyor.
Son bilgilere göre Diyanet İşleri Başkanlığı gelecek yılki 16.1 milyarlık bütçesiyle 17 bakanlıktan 7’sinin bütçesini geride bırakacak.
İçişleri Bakanlığından bile fazla bütçesi olan Diyanetin ödenek teklifi, genel bütçe kapsamındaki 26 idareyi aşıyor.

Geldiğimiz noktada din, vicdan, inanç özgürlüğünün güvencesi olan “laiklik ilkesi” ne yazık ki büyük bir tehdit altında.
Yaşamın tüm alanlarını kapsayan müdahalelerle “Dindar ve kindar nesil yetiştirme” hedefine doğru hızla yaklaşılıyor.
Çeşitli örneklerine tanık olduğumuz şekliyle ‘dünyevi sorunların’ üstü ‘uhrevi söylemlerle’ örtülmeye çalışılıyor.
Adli yılın duayla açıldığı, yargı kararlarında ayetlerin referans gösterildiği bir dönemdeyiz. 
Dinin iktidar aracı olarak kullanılmasının sonuçları çok can yakıcı olabilir.

 

YORUM YAPIN

haber yazılımı | Copyright © 2021