Başlıktaki “Hoca” tanımlaması, bizim Eskişehirlilerin belleğinde hemen şekillenir; o sıfatla kimden söz edildiği anında karşılığını bulur. Kariyerindeki “Prof. Dr.” sıfatını hatırlamaya bile gerek duymadan:
Yılmaz Büyükerşen!
Gerçek şu ki, bu isim ve sıfat, yıllarca emek verdiği İTİA ve sonrasında Anadolu Üniversitesi rektörlüğü dönemlerinde eski-yeni öğrencileri açısından geçerliydi. Ama esas olarak “Yılmaz Hoca” sıfatı tüm Eskişehir ahalisi tarafından kullanılır olunca unvanın rengi değişti!
Sohbetlerde “Hoca” denilince kimden söz edilmek istendiği anında anlaşılır oldu:
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen…
Yazının başlığı da buradan mülhem!
Hocamız, kesintisiz o görevde bulundu ve Eskişehir halkına, tarihe kazınan hizmetlerde bulunan bir isimdir. Bu sürecin başlangıcında doğal olarak bir sıfat daha eklendi adının başına: Siyasetçi Yılmaz Büyükerşen…
Büyükşehirler koordinatörlüğü
Sonrasını devam ettirelim. Yılmaz Hoca, siyasette girdiği 5 seçimi de kazanarak tamı tamına 25 yıl siyaset yaparak Büyükşehir Belediyesinin başında hizmetlerini sürdürdü. Yaptıkları, yapamadıkları şu an için Eskişehir ahalisinin belleklerinde kazınmış durumda.
Son seçim öncesinde “Bir beş yıl” daha devam edip etmemek arasında gidip gelirken; CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel’in tutarlı siyaseti sonucunda adaylıktan vazgeçti. Yerini “yetiştirmesi” sayılabilecek Ayşe Ünlüce’ye bıraktı. Kuşkusuz Ayşe Hanım da, biraz da Hoca’nın bıraktığı “iyi miras”ın katkısıyla ve gösterdiği “iyi performans sonucu” Büyükşehir’i kazandı.
Sonrasında bir jest daha geldi Özel’den: “Hocam, deneyimlerinizden yararlanmak üzere sizi Büyükşehirler koordinatörü olarak görmek istiyoruz.”
Kuşkusuz Eskişehir ve Yılmaz Hoca adına büyük onurdu bu teklif. Yerel seçimlerin üzerinden bir yıl geçmişti ki, Sayın Özel’in “siyasi darbe” olarak nitelendirdiği, özellikle CHP’nin büyükşehir belediyelerine yönelik, AKP’nin genel başkanı Tayyip Erdoğan’ın siyasi komploları ardı ardına kapladı ortalığı!
Başta İstanbul olmak üzere 20 kadar belediye başkanı ve bürokratları Silivri zindanlarında!
Hal böyle olunca ortada ne koordinatörlük kaldı ne bir şey!
Bırakamazsınız Yılmaz Hocam!
Çok yakın geçmişte, muhtemelen yukarıda bahsettiğim nedenle duygusal bir tepki Hoca’dan:
Siyaseti bırakıyorum!
Şaşırdım ama gülümsedim. Hem Yılmaz Hoca’yı “iyi tanıyan”, hem de siyasete girdikten sonra edinilen virüsün kolay kolay yok olmadığını bildiğimden, Hocamızın açıklamasına şaşırmıştım. Bunun üzerine bir yazı yazmayı düşünsem de sonradan vazgeçtim. Zira kendisi:
Fikirleri ve kararlarının irdelenmesinden pek hoşlanmaz!
Bu yazıyı da, “siyasi etik” nedir bilmez bir başka siyasetçinin yeni bir açıklaması nedeniyle yazıyorum zaten. Kimdir o kişi?
İYİ Parti’den seçilme, sonradan AKP’ye katılma ilimiz milletvekili Nebi Hatipoğlu!
Üstelik vekilimiz, henüz bir yıllık parlamenterken, yeni “siyasetçi adayı” iken Eskişehir Büyükşehir başkanlığı için Yılmaz Hoca karşısında aday olmuştu.
Kimden öğrendik bunu? İstifa ettikten sonra uzun süre susan İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener’den:
“Kendisi bana söyledi. Eskişehir Büyükşehir’e aday olacakmış!”
Sanırım yeni Genel Başkanı Erdoğan’ı “kazanırım” güvencesiyle ikna etmiş olmalı!
Dün bizim Çağlar Öyazıcı’nın köşesinden öğreniyorum. Bir açıklama yapmış Nebi Bey. Yılmaz Hoca’yı eleştirirken diyor ki:
“Senin çeyrek asırlık hükmünden bu kente kalan, üç-beş park ve sayısız heykelden ibaret! Ne temele dokundun ne geleceği inşa ettin!”
Pes denir buna! Nebi Bey’in siyasi etiğin ne demek olduğunu bilmediğini “davranışlarından” öğrendik ama… söylediklerini “hangi vicdana” sığdırabildi?
Onu da öğrettin bize!

