Kurmaca ya da gerçek, casusluk romanlarına ezelden beri ilgi duyan biriyim! İlk okuduğum, 1960’ların sonuna doğru bir-iki serilik “İngiliz Kemal” romanlarıdır.
***
Hatırladığım kadarıyla Ege dolaylarında bir genç, bir yük gemisine gizlice girerek Amerika’nın yolunu tutar! İngiliz Kemal orada dil öğrenir, maceracı kimliğe sahip biri olarak kafasına göre takılır ve boksa merak salarak alenen profesyonel boksör olarak ringlere çıkar, kazandığı maçlarla epey ünlenir.
***
Vatandaşımız, Kurtuluş Savaşı öncesinde yurda döner. Zaman, Osmanlı ordularının Arap Yarımadası’nda Birinci Dünya Savaşı’nın son dönemleridir; devlet hizmetinde faaliyet göstermeye başlar. İngiltere tarafından altınlarla satın alınan (ki bu kısmı gerçek) Arap kabile reislerinin ordumuzu “arkadan vuran” saldırılarıyla ordularımız epey zarar görür… Bunları örgütleyen ise İngilizlerin görevlendirdiği ünlü casus “Lawrence”dır. Bu nedenle olsa gerek dizinin ikinci kitabının adı;
***
İngiliz Kemal Lawrence’a Karşı olacaktır.
Kurtuluş Savaşı’nda Esat Bey.
Romanın kurgu kısmı böyle sürüp gider. Ama İngiliz Kemal görevini Kurtuluş Savaşı sırasında da sürdürecektir. Hizmetleri, Yunanlıların İzmir’i işgali sırasında Ege dolaylarında devam eder.
***
Bir 8-10 yıl kadar önce o dönemleri anlatan bir dizi yapımında tekrar ön plana çıkar. O nedenle bizim medya da “İngiliz Kemal”i araştırmaya başlar. Oradan varlığının gerçekliğini öğrendik. Buna göre İzmirli bir gençtir. Yanılmıyorsam gerçek adı (Esat) olacaktı. Genç istihbaratçımızın o savaştaki görevi, Yunan ordusunun üst kademelerine sızmak, yapacakları harekâtlara ilişkin bilgi toplamaktır.
***
Yetmez, onlarla birlikte hareket eden, Osmanlı artığı kimi ordu mensuplarımızın yaptıkları ihanetleri belirleyip Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın karargâhına iletmektir. Dizinin en heyecanlı bölümlerinde meslektaşlarımız, Esat Bey’in Karşıyaka Mezarlığı’ndaki mezarını da bulup fotoğraflarıyla haberleştirmişlerdi.
Rahmet olsun o dönemin gizli kahramanı Esat Bey’e, namı diğer İngiliz Kemal’e…
Benim casusluğuma (!) gelince…
Geçtiğimiz yılın Ekim ortalarıydı. Birkaç ay öncesinde Hollanda’da yaşayan Eskişehirli hemşerimiz “Reyhan Yücel” ile tanışmıştım. Kendisi, Selami Vardar’ın 1. dönem meclis üyelerinden Yücel’in kızıydı.
***
Eskişehir’e geldiği dönemlerden birinde bir teklifte bulundu:
Hüsnü Abi, Ege Adaları’nı (Rodos, Samos, Leros, Patmos) kapsayan bir gemi turuna yazıldım. Bana eşlik eder misin?
***
Uzun yıllardır böyle bir gemi turu hayalimdi! Biraz düşündükten sonra 400 avroyu denkleştirip “Evet” dedim Reyhan Hanım’ın teklifine. Hareket Çeşme’den.
Dört gece geçireceğimiz gemimiz “beş yıldızlı otel” donanımında. Bir tek saunası eksik! Yiyecek-içecek gani! Çoğu Kübalı müzik grubu şahane…
***
Geceleri yol alıyor, gündüz turluyoruz. Rodos’tan pek bir şey anlamadım. Deniz kenarında, sanırım Osmanlı’dan kalma surların içinde bir şehir. Aklımda kalan, Türkiye Konsolosluğu’na rast gelip görevlisiyle yaptığım 10 dakikalık görüşme…
***
O gezide Reyhan Hanım, İzmirli bir karı-koca ile arkadaşlık kurunca gemide ve ada turlarında zamanımız onlarla geçecekti. Ertesi gün rotamız Samos (Sisam) Adası. Nüket-Ayhan Çakırer çifti “bir araba kiralayalım” teklifine evet deyince çıktık ada turuna.
Önce tepelerde bir kilise. Tertemiz, çiçekli bir ibadethane. Oradan hareketle ormanlar içinde dolaşarak sahile doğru iniyoruz. Ayhan Bey ile ikimizin de aynı anda dikkatini çekiyor:
Beş-altı kilometre aralıkla rastladığımız, iki yangın söndürme aracının beklediği itfaiye merkezleri…
Bizdeki orman yangınlarını hatırladık hep birlikte…
***
Sahilde bir kafede molada oturuyoruz. Benim merakım, o saatlerde kapalı olan taverna benzeri yerlerin önündeki fiyat listelerini incelemek oluyor. Bizdeki eğlence yerleriyle karşılaştırıyorum: Yüzde 30-40 daha ucuz…
Kahve içiminde tepelerdeki kamyon ve insan hareketliliği takılıyor gözüme. Kamyonlar askerî renk boyalı, insanlar üniformalı…
***
Açık kaynaklardan bildiğim bir şeyi hatırlıyorum:
Yunanlılar burnumuzun dibindeki adaları silahlandırıyor bir süredir…
***
Yurda döner dönmez gözlemlerimi ilgili makamlara iletiyorum!
İşte benim ülkem hesabına yaptığım casusluk!…
