Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki dayanamayıp bir armut çalar. Adamı yakalayıp imparatorun karşısına çıkarırlar…
………….
Adam, "Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım, çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affederseniz size paha biçilemez bir armağanım olacak." der…
…………….
İmparator dudak büker:
"Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?" der…
………..
Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve "Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz." der…
…………….
İmparator kahkaha atarak çekirdeği ekmesini, altın meyveleri gördüğünde kendisini affedeceğini söyler…
……….
Yoksul adam, "Ben ekemem çünkü ben hırsızım. Bu tohumu ömründe hiç hırsızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir…
……….
O zaman bu altın meyve verir. Bu tohumu siz ekmelisiniz." der…
……………..
İmparator biraz düşündükten sonra, "Ben bahçıvan değilim. Tohumu yardımcıma verin." der…
………….
Yardımcısı da çeşitli bahaneler söyler, "Tohumu haznedarbaşı eksin." der…
…………
O da bir bahane bulur, başkasını söyler…
……….
Herkesin bu görevden kaçtığını gören İmparator, "Hadi bakalım, bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim." der…
…………
Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adama verir…
…………….
Sonra herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izler…
………..
Sonra da gülerek, "Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter." der…
…………………..
Ne dersiniz?
……….
Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde tohumu ekecek temiz kimse var mı?

CAMİ BAHÇESİ GAZİNO GİBİ!
Osman Yüksel adlı okurumuzdan mektup aldık…
……….
Okurumuz, Osmangazi Mahallesi’nde Cevdet Duru (Yeraltı) Camii'nin karşısındaki sitede oturuyormuş…
……………
Bu caminin bahçesinde çay ocağı varmış. Burada gece yarılarına kadar gürültü eksik olmuyormuş…
………..
Okurumuz, "Hiçbir camide akşamdan sonra buralar açık değilmiş. Kaç kere ikaz ettik, müftülüğe bildirdik, başa çıkamadık…
………..
Kocaman bahçe sanki gazino gibi, cami dernek başkanı da bunları kolluyor." diyor…
………….
Gerçekten ilginç, yetkililer buna müdahale etmeli…

TEMEL’İN KÖŞESİ
Kuşum Fadimem
Fadime kumar oynarken Temel de arada sırada gidip durumu soruyormuş:
- Nasıl gidiyor kanaryam?
- Kaybediyorum.
Bir müddet sonra yine...
- Nasıl gidiyor güvercinim?
- Kaybediyorum.
Bu konuşma bülbülüm, serçem diye devam edince Cemal sormuş:
- Neden karina hep kuş adlarıyla hitap ediyorsun?
- Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyemem ya! diye fısıldamış Temel.