Hayal bu ya, çok büyük yankılar uyandıran Odysseus filminin yönetmeni Christopher Nolan’ı Bozcaada’da Homeros Okumaları’na çağırıp, karşı kıyıyı göstererek ona şu soruyu sormak isterdim:

“O zaman istilacı cengaverler çıkmıştı. Bu kez atın içinden kim çıkacak?”

Onun “Yapay Zeka!” demesi pek hoşuma giderdi.

Çünkü, bence yapay zeka şimdiki ipini koparmış kontrol dışı haliyle, pek çok alan gibi sinemanın ve sanatın da varlık alanını tehdit ediyor.

Zaten eski düzenin çöküşü dolayısıyla zor duruma düşmüş olan Hollywood’a nefes alacak yer bırakmıyor.

Alametler belirdi: Dijital tröstlerin emrinde yeni bir kölelik düzeni kurulmakta…

Üstelik, çok sabırsız, atın içindeki bu tekno-faşist cengaverler. “Daha hızlı, daha çabuk!” diye bağırıyorlar atı çekenlere.

UYARILAR VE UYANMAYANLAR

Bozcaada’nın tam karşısındaki yüksek surlu kentin karşı sahilden gelenler tarafından ele geçirilmesini, Homeros değil, ondan neredeyse 700 yıl sonra yaşamış olan Latin şairi Vergilius çok güzel anlatmıştır.

Kentin önüne bırakılan tahta atın bir tuzak olduğu daha baştan bellidir. Aklı başında Troyalıların, rahip Lacoon’un ve Kral Priamos’un kızı Kasandıra’nın tüm çabaları işe yaramaz.

Kalabalıklar, atın bir ilahi adak olduğuna inanıvermişlerdir.

Çünkü 10 yıl sürmüş savaştan yorgun düşmüşlerdir ve her kurtuluş senaryosunu kabule hazırdırlar.

Victor Hugo, “Hiçbir şey zamanı gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir” demiş zamanında.

Biz de Troya’ya bakıp “Kandırılmış, cahil bir kalabalık kadar gözü kara bir güç yoktur” diyebiliriz…

Hikayenin acıklı sonunu biliyoruz. Bilmeyenler de Christopher Nolan’ın Odysseus filminden öğrendiler.

Kent düştü, yakıldı yıkıldı, talan edildi. Bir çağ sona erdi.

DENİZ İNSANLARI?

Niçin böyle oldu

Nolan, Homeros gibi suçu tanrılara atmayıp, bizzat Odiseus’a günah çıkarttırıyor.

“Aslında tüm kötülükleri yapan ‘deniz insanları’ biziz! Çünkü bizi biz yapan şeyleri unuttuk. Uyarılara aldırmadık, ilkeleri çiğnedik. Yapmamamız gereken şeyler yaptık.”

Sanıyorum “Ya bugün?” diye sormamızı istiyor çok marifetli yönetmen. “Bizi biz yapan insanlık ve uygarlık ilkelerine ne kadar uymaktayız? Tarih önündeki sorumluluklarımızın hangi ölçüde farkındayız?”

ABD’den ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen haberler bu sorulara çok iyimser yanıtlar vermemize olanak tanımıyor.

YAVAŞLAYALIM!

Bir istisna: Hem de yapay zeka dünyasından:

Antik çağda Troya’ya çekilene tahta atın içindeki cengaverlerin tersine, şimdiki atın yolcularından tuhaf bir feryat yükseliyor son günlerde.

“Galiba çok hızlı gidiyoruz! Yavaşlasak iyi olur!”

Daha bile garibi, şimdiye kadar “Daha hızlı, daha hızlı!” diye bağıranlar da “Doğru yahu, yavaşlayalım!” diyorlar. “Bu gidişin sonu kötü!”

Birden bir tarihsel sorumluluk duygusu yayılıyor tekno-faşist kesimde. Elon Musk dahil!

Hayırdır inşallah! Nolan’ın filminin etkisi olabilir mi?