Dün kaleme aldığımız ‘Tıp Fakültesi ve bıçak parası’ başlıklı yazımız büyük ilgi gördü…

……………

Zira bu konuda ciddi bir mağduriyet ve şikayet var…

………….

90’lı yılların sonlarıydı, gazeteye genç bir adam gelmişti…

…………

O zamanların SSK Hastanesi’nde görev yapan kulak burun boğaz doktorundan şikayetçiydi…

………………

Annesi ameliyat olacakmış, doktor da bıçak parası istemiş…

…………….

Genç adamı alıp, emniyet müdürüne götürmüştük…

……….

Emniyet’te doktorun istediği para seri numaraları alınarak, genç adamı verilmişti…

………….

Sivil polislerle birlikte hastane gitmişlerdi…

…………….

Adam doktora para verip, dışarı çıktığında içeriye polis girmişti…

…………

Seri numaraları alınmış para doktorun çekmecesindeydi…

………….

Ve doktor tutuklanıp cezaevine gönderilmişti…

……….

Bu nedenle doktorların bıçak parası istediği hastalar ya da yakınları direk emniyete ya da savcılığa gidip, şikayetçi olabilirler…

………..

Suçüstü yaptırarak, o doktorun canına okuyabilirler…

NOT: Manisa’da ortopedi uzmanı bir doktor, İstanbul’da 3 doktor( 1 profesör, 1 doçent 1 doktor) ve Diyarbakır’da da bir doktor bıçak parası aldığı için tutuklandı…

B I Ç

………………..

PEKİ YA ŞİMDİ?

1924 Anayasası yapılırken, Cumhurbaşkanı’na Meclis’i fesh etme yetkisi verilir…

…………..

Buna çıkan bir vekil ‘Halk iş bekliyor, siz ferdi saltanat peşinde koşuyorsunuz’ der…

……………

Karşı çıkanlar arasında Mahmut Esat Bozkurt ve Şükrü Saraçoğlu da vardır…

………..

Atatürk ikisiyle de görüşür. Ve Meclis’i fesh etme yetkisi Cumhurbaşkanına verilmez…

…………..

Atatürk daha sonra bu iki ismi bakan yapar

………..

Şükrü Saraçoğlu Dışişleri, Mahmut Esat Bozkurt ise Adalet Bakanı olur…

…………..

1924 yılı Anayasa’sında ayrıca Atatürk’ün ne fesih, ne veto, ne tek başına kanun çıkarma…

………..

Ne yargıya müdahale etme, ne de kamu görevlilerini atama yetkisi vardır…

…………

Peki ya şimdi?

…………………………

GÜNÜN SÖZÜ

Günsöz-3

……………………

SOSYAL MEDYA

9 EYLÜL

Bugün 9 Eylül. Bazılarının dedeleri denize dökülecek. Ateşleri bol olsun…

(Paylaşan: Metin Cemalcılar)

…………..

TEMEL’İN KÖŞESİ

TAKA

Temel palavra atıyordu: – Bizim sülale Yusuf peygambere kadar dayanır. Dursun itiraz etti: – Amma da attun. Nerde ise sülalenin Nuh'un cemisine bindiğinu söyleyeceksun! – Yok canım, bizim kendi takamuz varmış…