Biz insanlar diğer bir insanın zihnini anlamakta güçlük çekiyoruz bazen. Nasıl böyle düşünebiliyor, neyi deneyimlemiş olabilir ki böyle davranıyor şeklinde kendi belleğimizde soruşturmalara girişiriz. Türümüzün zihnini çözümleyememişken diğer canlı türlerininkine nasıl ulaşacağız? Thomas Nagel’in zihin felsefesi alanında en çok bilinen makalesinin başlığı şöyledir: “Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir?” Meşhur makale Nagel’ın bilincin öznel karakterinin nesnel-bilimsel bir açıklamasının tümüyle yapılamayacağını savunan bir felsefeci olarak bilinmesine yol açmıştır. Bilindiği gibi nemli ve karanlık mağara oyuklarında yaşayan yarasaların gözleri iyi görmez avını ve yönünü ses dalgalarını algılayarak bulur. Gerçekten yarasa olmak nasıl bir zihin yapısına sahip olmaktır acaba, düşünülebilir mi? Bazı felsefecilere göre bilinç fizyolojik ya da psikolojik olgular gibi biyolojik sistemlerle birlikte ortaya çıkan doğal bir olgu gibi algılanırken Nagel, öznel deneyimin fiziksel mekanizmalara nasıl indirgenebileceği konusunda insanoğlunun hiçbir fikri bulunmadığını savunmuştur. Yarasa diye bir canlının olması bize her canlının öznel bir bilinç yapısına sahip olduğunu anlatır. Çevresel koşullar değişmedikçe, mutasyon geçirmediği sürece zihin yapısının da değişmeyeceğini öngörmek doğru olabilir…
İstanbul’un görece genelde en tuzu kuru ve hayvansever insanlarının yaşadığı semtlerden biri olan Feneryolu mahallesindeki kedilerin her biri küçük bir kuzu büyüklüğünde olup, hareket etmeye üşenen, insanlardan asla korkmayan, bir kahvede oturup bir şeyler yiyip içerken gözünüzün içine dik dik bakan canlılara dönüşmüş durumdalar. Hindistan’da inekler nasıl kutsal hayvan muamelesi görüyorsa Feneryolu’nda kediler aynı seviyedeler. Aslında sokak kedilerini birer küçük aslan ve son derece hareketli, avcı bir tür olarak nitelemek olasıdır. Ama bizim mahalledekiler evrimsel dönüşümle çevredeki insanlar tarafından beslenmeye, sevilmeye doyamamış evcil ve kocaman sokak kedileri konumuna yükselmiş durumdalar. Bu zihin yapısının altında yıllarca sürmüş bir emek yatıyor. Kedi, kedi olmaktan çıkmış! Martılarda öyle, gidin sahilde bir banka oturun yanı başınızda yediğiniz simite talip birden fazla martı görmeniz çok olağan sayılır. O da kuş olmaktan çıkmış. Peki insan, insan olmaktan çıkar mı? Zihni yıllardır süren bağımlı hale getirilme girişimlerine maruz kalırsa elbet o da farklılaşacak, onu insan yapan aklını gidip sahibine teslim edecektir…