Evet… Biz insan cinsi, aşağılamak amaçlı, kendi cinsimizden birininin aklını, fikrini beğenmeyince bu sözü kullanırız sıklıkla: “seni kuş beyinli seni” gibi, yani aklı küçük, yetersiz deriz.
İyi de kuşların beyinlerinin öyle ufak olduğunu nerden biliriz, hani başları ufak olduğu için mi bu kanaate vardık acaba? Şimdi anlatacağım hikayeyi okuduktan sonra onlara ciddi anlamda haksızlık yapıldığını düşüneceğinize eminim
Masalımsı bir leylek hikayesi. Belki çok yeni tarihli değil ama olsun, okumayanlar, bilmeyenler çoktur diye düşünüyorum.
Hikayemiz şöyle başlıyor. Her Ağustos ayında, erkek leylek Klepetan, ruh eşi Malena’yı geride bırakarak Güney Afrika’ya göç ediyor. Malena geride kalıyor çünkü tamı tamına 22 yıl önce bir avcı tarafından kanadından vurulduğundan beri uçamadığı için Klepetan’a eşlik edemiyor.
Eşine son derece sadık olan Klepetan 15 yıldır her Mart ayında hiç sektirmeden Malena’nın yanına, yuvalarına dönüyor. İlginizi çekti değil mi? Evet ve hikayemiz şöyle devam ediyor:
Bu iki aşık kuş, Hırvatistan’ın küçük bir köyü olan Brodski Varos’taki bir evin üzerine yuva yapmayı tercih etmişler. Ve onlarla da Stjepan Vokic, Klepetan’ın yokluğunda Malena ile ilgilenen eski bir hizmetliymiş.
Her yıl geri gelen kuşun Klepetan olduğunu da Stjepan doğruluyor, çünkü artık bu kuşlarla arkadaş olmuş. Klepetan, her yıl ruh eşi Malena’ya kavuşmak için tam 13.000 km yol kat ediyormuş.
“Vayyy be!” dediniz mi? Doğrusu ben dedim, bu nasıl bir sadakat ve o leylek, minicik beyniyle nasıl böyle bir bağlılık, sadakat duygusuna sahip olabiliyor? Afrika’dan Akdeniz üzerinden balkanlara kadar 13.000 bin kilometrelik bir mesafeyi aşıp gelecek bağlılığı nasıl gösterebiliyor?
Onlar birlikte onlarca yavruyu büyütmüşler, olayı irdeleyen bilim adamları leyleklerde güçlü bir yuva sadakati, eş bağlılığı olduğunu belirtiyorlar. Sonuçta helal olsun, o küçümseme cüreti gösterdiğimiz “kuş beyinlilere”. Belki kendi cinsimize öğretecekleri daha çok şeyler vardır, kimbilir!

Malena Ve Klepetan