Otoriter rejimlerin en büyük argümanı kendisine karşı olanı, muhalefet yapanı yermek, yasaklamak ve korkutmaktır. Bunları her zaman hoyrat bir kabalıkla ve herkesin gözünün içine sokarak yaparlar. Maçlarda kalabalık psikolojisiyle seyircilerin hep bir ağızdan “hükümet istifa” şeklindeki demokratik hakları olan tezahüratları iktidarı çok rahatsız etmiştir. Bahçeli de yanlış yerden istifa etse de bir ilki başlatmış, bize de devamını dilemek kalmıştır. Maçları seyircisiz oynatma niyetleri açığa çıkmış, gerekçeleri ise futbola siyasetin girmesini önlemektir. Oysa siyaset hayattan çıkar. “Siz siyasete bulaşmayın, siyaseti sadece biz yapalım ve sizleri kolaylıkla yönetelim” demek istiyorlar, kalabalıklardan korkuyorlar. Korktukları için korkutuyorlar. Oysa bilinen sözdür, “zamanı gelmiş bir fikirden daha güçlü bir şey yoktur”. TV kanalını kapat, Ekşi Sözlüğü engelle, stadyuma seyirci alma, sosyal medyayı yasakla, bilim insanlarını, gazetecileri ve siyasi partilileri göz altına al hep korktukları için. İnsanların bir araya gelmesinden ve doğruyu söyleyenden korktukları kadar inanmayacaksınız ama bir de “gülmekten” çok korkarlar… 
Badem bıyıkları birbirine benzese de Hitler en çok Şarlo’dan korkardı. Şarlo’nun Almanya’ya girişine izin vermemiş, filmlerini yasaklatmıştı. Yakınlarına “O bir oyuncu değil, politikacı” diyordu. Şarlo’nun Hitler hakkındaki yorumu ise şöyleydi: “Hitler çağımızın en büyük oyuncusu.” Bugünden geçmişe baktığımızda akıllarda kalan Şarlo’nun sevecen, gülen yüzü ve Hitlerin insanlık müsveddesi zavallılığı… Umberto Eco’nun Ortaçağ’ı anlatan “Gülün adı” adlı romanında bir engizisyon dönemi manastırında yaşanan gizemli keşiş ölümlerini hikâye eder. Bakın Nilgün Cerrahoğlu köşesinde ne güzel özetlemiş romanı. Keşişlerden biri ölümlerin “yasaklı bir kitaptan” ileri geldiğini keşfeder. Yasaklı eser Aristoteles’in eski Yunan’da “gülme, ironi ve komedi” üzerindeki el yazmalarıdır. Manastır otoriteleri, gülmeyi iktidarı kökünden sarsan tehlikeli eylem bellemiş, kitabı bu sebeple sakıncalı addetmişlerdir. Kitabın içindeki bilgilerin yayılmasını ne pahasına olursa olsun önlemeye azimli rahiplerden biri bu yüzden her sayfayı ince zehir tabakasıyla kaplamıştır. Yasağı delip de el yazmalarına ulaşan rahipler ecellerine de böylece ulaşmış olurlar ve tükürükleriyle ıslattıkları parmaklarıyla sayfaları çevirirken birer birer zehirlenirler. Giz romanın sonunda aydınlanır. “Gülmek niye bu kadar tehlikeli” diye sorar Eco ve karakterlerinin ağzından şu yanıtı verir: “Gülmek zira korkuyu öldürür”. Korku otorite ve denetimin çimentosudur; otoritenin vazgeçilmezidir…