İnsan zihni akıl almaz bir yapıda çalışıyor arkadaşlar. İsterseniz düşünün bakalım.
Yaşadığınız olayları bir saniye içinde düşündüğünüz de seneler öncesi olanları
anımsıyor ve bazılarına gülüp geçiyorsun değil mi? Beş dakikada on yıllık gençlik
yıllarındaki delikanlılık anılarında yaşadığın sevgilileri, arkadaşlarınla yaptığın
yaramazlıkları anımsıyorsun değil mi?
Anımsayamadığın yer olursa bir saat o olayı düşünüyorsun. Buluncaya kadar o anıyı
kafandan atamıyorsun?
Biz de öyle olduk arkadaşlar. Benim kafama takıldı bir kere! Sizlerin kafanıza
takılmıyor mu? Dinimiz bir, kitabimiz bir, peygamberimiz bir, dilimiz bir, vatanımız
bir. Diyor, sonrada hepimiz kardeşiz diyoruz. Buna rağmen aramızda ki anlaşmazlık
nedeni bulabilmiş değiliz. Şeytanın işi zaten aramıza anlaşmazlık tohumu ekmek, bizi
birbirimize düşman etmek değil mi? Bütün oynanan oyunları görecek kadar akla
sahipiz. İyi de biz niye bu şeytana kulak veriyoruz, niye oyuna geliyoruz ki?
Zaman akıp gidiyor ama biz zamana dur diyemiyoruz? İnsanın satın alamayacağı tek
şey zamanın olduğunu biliyoruz ama bozuk para gibi zamanı harcıyoruz...
Zamanı en iyi kim bilir?
Bir senenin kıymetini sınıfta kalan bilir, Bir ayın kıymetini erken doğum yapan kadın
bilir, Bir haftanın kıymetini dergi çıkartan bilir. Bir saatin kıymetini sevgilisini
uğurlamak üzere peronda oturan bilir. Bir dakikanın kıymetini uçağını kaçıran bilir.
Bir saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan bilir. Bir salisenin kıymetini, o
koşuda gümüş madalya alan bilir... Peki siz zamanın kıymetini biliyor musunuz?