"Gogol’un paltosundan çıkmak" diye bir deyim var. Türkçede ve edebiyat dünyasında önemli bir metafor olarak sıkça kullanılıyor. Bu ifade, Rus yazar Nikolay Gogol’un "Palto" adlı öyküsüne atıfta bulunur ve genellikle modern Rus edebiyatının Gogol’dan etkilendiğini anlatmak için kullanılır.
Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" sözünü ettiği söylenir. Burada anlatılmak istenen, Gogol’un eserlerinin sonraki yazarlar üzerinde derin bir etki bırakmış olmasıdır. Bu deyim, bir kişinin ya da bir akımın kökeninin, ilhamının ya da başlangıç noktasının bir başkasına dayandığını ifade etmek için de mecaz anlamda kullanılır. Türkçede ise, öncülük eden bir kişinin ardılları üzerinde bıraktığı kalıcı etkileri vurgulamak amacıyla sıkça başvurulan bir deyimdir. Zamanla ifade genelleşmiş, “filanca yazar falancanın paltosundan çıktı” denildiğinde, entelektüel soy ağacına işaret edilmektedir. Deyim sadece edebiyatta değil, felsefe ve sanatta da kullanılıyor. Yani, Gogol’un paltosundan çıkmak, bir geleneğin içine doğmayı; onun sıcaklığıyla şekillenip sonra kendi sesini bulmayı anlatıyor…
Deyim artık şeklini değiştirip, “Hitlerin paltosundan çıkmak” şeklinde evrildi.
Kapitalizm, “gönüllü” giremediği pazara, devlet zoruyla giriyor. Kapitalizm, artık sadece bir ekonomik sistem olmaktan çıkmış, siyasal, askeri, ideolojik ve kültürel etkinliklerin bir toplamı haline dönüşmüştür. Krize girdiği anlarda topyekûn başka ulus devletlerin yer üstü ve yer altı tüm kaynaklarına saldırmakta ve “emperyalizm” adı altında hüküm sürmektedir. Sonuçta “Hitler Faşizmi” derin bir iz bırakmış bizleri bugünlere taşımıştır. Evet, Donald Trump “Hitlerin paltosundan çıkan” biri olarak Venezüella’ya el koydu; “seçim yok ben varım, orayı artık ben idare edeceğim” diyor. Sırada İran, Küba, Kolombiya hatta Grönland gibi söz dinlemeyen, Amerika’nın emperyal amaçlarına karşı duran ülkeler var. Yol açıldı bir kere, tüm mazlum ülkeler tehdit altındadır bundan böyle. Artık kapitalizm her krize girdiğinde daha vahşi olarak saldıracaktır verimli yörelere, çare yok. Ekonomik krizlerin demokratik yollarla aşılamayacağı, kapitalizm ve demokrasi sözcüklerinin yan yana gelemeyeceği, birlikte anılamayacağı anlaşılmıştır…