“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Eskişehir'e 3,5 milyar lira göndermiş değil mi?” diye sordu bir tanıdık...
“Yok öyle bir şey” dediysek de ikna edemedik...
“Sen bir de gazeteci olacaksın” bakışlarını takınarak, haberlerde okuduğunu söyledi önce.
Ardından da AK Parti İl Başkanının açıklama yaptığını söyleyip “Hatta Erdoğan'ın gönderdiği bu 3,5 milyar lira ile Tramvaylarla Otobüsler falan alınacakmış.” dedi...
***
Meselenin aslı şu:
Büyükşehir belediyesi kent içi ulaşımı daha da güçlendirip, yaygınlaştırmak için 15 Tramvay aracı ile 15 Elektrikli Otobüs almaya karar veriyor. Bunun için gerekli kredi anlaşmasını da yapıyor. Yani, alınacak Tramvay Araçları ile Elektrikli Otobüslerin parasını buluyor. Ancak, bu krediyi kullanabilmesi için Cumhurbaşkanının onay vermesi gerekiyor.
***
Cumhurbaşkanı beş yıldır bu alımların yapılması için onayı bir türlü vermiyor.
Onay verilmediği için belediye beş yıldır ulaşımda kullanacağı bu araçları bir türlü alamıyor.
Üstelik, aradan geçen beş yılda gerek dövizdeki artış, gerekse gelen zamlar nedeniyle belediye büyük zarara uğruyor...
***
Beş yılın sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin söz konusu Tramvay Araçları ve Elektrikli Otobüs alımını imzalayarak, 2026 yılı yatırım programı içine girmesine onay veriyor...
***
İşte beş yıl sonra gelen bu onay üzerine, AK Parti İl Başkanı öyle bir açıklama yapıyor ki, parası belediye tarafından ödenecek araçların adeta iktidar tarafından Eskişehir'e bahşedildiği algısını yaratıyor.
***
Sonuç olarak...
Meseleyi bilen, alınacak araçların parasının belediye tarafından ödeneceğini, iktidarın katkısının ise beş yıl gecikme ile atılan bir imzadan ibaret olduğunu biliyor...
Meseleyi bilmeyen ise, AK Parti İl Başkanının söylediklerine bakarak, tıpkı yukarıdaki tanıdık gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Eskişehir'e 3,5 milyar lira gönderdiğini zannediyor...
***
Halbuki, AK Parti oluşturmak istediği ve başarılı da olduğu anlaşılan bu algı ile resmen yörük sırtından kurban kesip, selden kütük kapmaya çalışıyor...
***
İşin ilginç tarafı, AK Partili aktörlerin bugüne kadar Eskişehir'de en çok yakındığı konuların başında, şehre iktidar eliyle getirilen hizmetlerin belediyeye, özellikle de Büyükerşen'e mal edilmiş olduğuydu...
Nabi Avcı başta olmak üzere AK Partili seçilmişler her ağızlarını açıklarında “Biz yapıyoruz, Eskişehirliler iktidarımızın yaptığı her hizmeti Büyükerşen'e mal ediyor. Demek ki biz bu durumu yeterince anlatamıyoruz” diyordu...
***
Yukarıda anlattığımız olaydan da anlaşılacağı üzere olay galiba tersine dönmeye başladı.
Baksanıza; şimdi belediye yapıyor, ama yaratılan algı sayesinde yapılan iktidara mal ediliyor...
Eskiden AK Partililer “Hizmeti yapan biziz, övgüyü alan Büyükerşen” diye yakınırdı, bugün CHP'li başkanlar “Parayı biz veriyoruz, düdüğü AK Partililer çalıyor” diye yakınıyor...


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
ANADOLU'DA PROMOSYON FİYASKOSUNUN ARDINDAN...
Anadolu Üniversitesi'nde, geçtiğimiz Ağustos ayı sonunda yapılmıştı promosyon ihalesi.
İhale sonucu 4333 çalışanın yararlanacağı açıklanarak “Türkiye'nin en yüksek promosyon ihalesi” olarak duyurulmuştu.
4333 çalışanın kişi başı 111.500 lira promosyon parası alacağı ilan edilmişti.
Sonrasında hesaplar karıştı, ihaleyi kazanan banka ile üniversite yönetimi bir türlü mutabakat sağlayamadı.
Hal böyle olunca, çalışanlar promosyon ücretlerini bir türlü alamadı.
Halbuki, Ocak ayının ilk haftalarında bu promosyon paralarının çalışanlara dağıtılacağı açıklanmıştı.
Paranın geleceğine bel bağlayan çalışanlar mağdur oldu.
En sonunda promosyon ihalesi iptal edildi.
İptalde üniversite idaresinin de kusurlu olduğu, ilgili bankaya taahhüt edilen toplam maaş tutarının yarısı kadar bir ödeme yapıldığı, hesap hataları yüzünden promosyon sözleşmesinin ilgili banka tarafından “Sözleşme maddeleri yerine getirilmiyor” denilerek iptal edildiği ortaya çıktı.
Fiyaskoyla sonuçlanan promosyon ihalesinin çalışanlar üzerinde yarattığı mağduriyet büyürken, Anadolu Üniversitesi'nde, yaşanan olayda sorumluluğu olduğu ileri sürülen İdari ve Mali İşler Daire Başkanı Halil Yetim'in görevinden istifa ettiği konuşuluyor...
Öte yandan, yeni promosyon ihalesinin de hazırlıklarına başlandığı, yeni ihale ile çalışanların mağduriyetinin biran önce sona erdirilmesinin yollarının arandığı ifade ediliyor...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BİR DE “CAN SUYU” FALAN DEMEZLER Mİ?
Bir fidanı toprakla buluşturduktan sonra üzerine biraz su dökersiniz.
Bu ilk sudur.
Bilinen ismi de “Can suyu” dur…
Kısacası…
Fidanın toprakla buluştuktan sonra aldığı ilk sudur.
Fidan bu ilk su ile can bulur.
Suladıkça büyür, büyüdükçe sulanır…
Ta ki Ağaç olup, tek başına ayakta durmayı başarıncaya kadar…
Şimdi…
Kredi kartı borcu tavan yapmış vatandaşlara, esnafa ve tüccara düşük faizli kredi verilmesi isteniyor.
Tabii ki bunun koşulları var.
Üzerinde ipotek olmayacak, vergi borcu bulunmayacak vs.
Hepsini bir yana bıraktık, bir de verileceği söylenen bu düşük faizli kredilere “Can suyu kredisi” denmiyor mu? İşte bunu anlamak mümkün değil.
Yukarıda anlattık Can Suyu’nun ne olduğunu…
Sözü edilen bu kredilerin ismi olsa olsa “komadan çıkartma kredisi” olur…
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,