Benim ilk bilgisayarım “Commador 64”, sadece oyun oynamaya yarardı ve o zamanlar neredeyse ikinci el araba fiyatı kadardı. 50’li yıllarda ilk yapım aşamasında bilgisayarların oda büyüklüğünde oldukları bilinir. İşte dijital çağın kurucularından, İngiliz matematikçi Alan Turing (1912-1954), İkinci Dünya Savaşında Alman “Enigma” şifrelemesini kırarak savaşın iki yıl evvel bitmesine ve 14 milyon insanın hayatının kurtarılmasına neden olmuş, bugünkü dijital çağı borçlu olduğumuz eli öpülesi bir bilim insanıdır. Geliştirmiş olduğu “Turing testi” ile makinelerin ve bilgisayarların düşünme yetisine sahip olup olamayacakları konusunda bir kriter ortaya koymuştur. Ne var ki Alan Turing eşcinseldir ve homoseksüellik o devirde bir suç, bir hastalık olarak görülmekte, cezalandırılmak veya zorla tedavi edilmek istenmektedir. Uygarlığın çok şey borçlu olduğu Alan Turing'de aynı kadere mahkum olur. Ya onun her şeyi olan makinesi elinden alınacak ve iki sene hapis yatacaktır, ya da zorla hormon tedavisi görecektir. O makinesinden ayrılmamayı seçer ama hormon tedavisi sonrası yeteneklerini kaybeder ve 41 yaşında siyanüre bulanmış zehirli elmayı ısırarak intihar etmek zorunda kalır. Bugünün İngiltere'si ise eşcinsel evliliklere bile izin vermektedir. Zaman aklın ışığında insanlığın lehine akar, sizinle aynı olmayan hiç kimseyi ötekileştirmemek gerektiğinin dersini verir. “Apple” elektronik firmasının logosu “ısırılmış elmayı” gönlümde hep kapitalizmin onun anısına armağan ettiği bir güzellik olarak düşünürüm…
Yukarıdaki paragrafı geçen yıl bugünlerde yazmışım. Tekrar ısıtmamın nedeni muhafazakar çevrelerde eşcinselliğin hala bir sapkınlık ve hastalık olarak görülmesi ve hatta “İstanbul Sözleşmesinden” çıkılmasının gerekçelerinden biri olarak gösterilmesi. Oysaki eşcinselliğin hastalık olmadığı 1974'te Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından açıklanmış, 1990 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından da Akıl Hastalıkları Teşhis ve İstatistikleri Kılavuzu'ndan sonsuza dek çıkarılmıştır. İşin bilimsel yönü şöyle açıklanıyor: Heteroseksüel (karşı cinse ilgi duyan) erkek bireylerde kadınlara karşı beyinde “paraventriküler nucleus”(beynin ortasında karıncık yanında hipotalamusa bağlı olarak hormon salgılayan çekirdek) ve “dorsomedial hipotalamus” (hipotalamusun arka iç bölümü) uyarılırken kadınlarda erkeklere karşı beyinde “preoptik bölge”(göz sinirlerinin başladığı bölgenin hemen önü) ve “ventromedial çekirdek” (yine hipotalamusun nöronlardan zengin bir çekirdeği) uyarılmaktadır. Kendi cinslerinden kişilere karşı ise beyinde herhangi bir uyarım olmamaktadır. Eşcinsel erkeklerde ise diğer erkek bireylere heteroseksüel kadınlardaki gibi erkeklere karşı beyinde uyarılma bölgelerinin aynısı uyarılmaktadır. Eşcinsel yönelime sahip kadın bireyler içinde aynı şey geçerlidir. Bununla da kalmıyor, yapısal olarak da bazı farklılıklar var. Homoseksüel erkeklerde suprakiazmatik çekirdek (göz sinirlerin çaprazlaştığı bölgenin üstündeki çekirdek) ve Corpus Collosum (her iki beyin yarı küresini birleştiren orta hat yapısı) heteroseksüel erkeklerden daha büyük. Meseleyi yapısal ve anatomik farklılık üzerinden yorumlarsak sapkınlık veya hastalık olmadığını anlayabilir, ötekileştirmeye ve tedavi etmeye kalkışmayabiliriz. Aynen doğada da hayvanlar aleminde eşcinsel davranışların böceklerden memelilere 1500’ün üzerinde canlı türünde gösterildiğini de bilirsek konuya daha bir insanca yaklaşabiliriz…