AKP’nin anayasayı tanımadığını ve rafa kaldırdığını hepimiz biliyoruz. Kılıçdaroğlu ekibinin de CHP anayasasını tanımadığını, yasa ve tüzüklere aykırı kararlar alarak kurultay yaptırmayacağını da biliyoruz. Bu durumda Özgür Özel ve arkadaşlarının mücadelelerini takdirle izlemekle beraber, daha neyi beklediklerini, yeni bir kurultay yapılabileceğini nasıl umduklarını anlamış değilim. Sanırım CHP’de kalmak adına bütün meşru yolları tüketmek istiyorlar. Sonuçta CHP’nin şu anda var olan delegelerden arındırılıp Kılıçdaroğlu yanlıları ile doldurulduktan sonra bir kurultay yapılacağı açıkça görülüyor. Böylece bu değirmene su taşıyan yancılar da partide birtakım görevlere gelip, iktidara ortak olduktan sonra bazı koltukları kapacaklarını düşlüyorlar.

Sizce Özgür Özel’in CHP’yi tekrar ele geçirmesi, Kılıçdaroğlu ve ekibinin vereceği karara mı yoksa siyasi iktidara mı bağlı? Tabii ki siyasi iktidar buna karar verecek ve bu da CHP’nin gerçek sahipleri lehine olmayacak. Hukukun olmadığı yerde hangi hak ve adalet tecelli edecek? Üstelik bir zamanlar 450 kilometre hak ve hukuk yürüyüşü yapmış sözde adalet savaşçısının (!) safını belirlediği ortamda. Kılıçdaroğlu’nun CHP seçmenine yönelik herhangi bir söylemini duydunuz mu, siyasi bir beklentisi var mı? CHP’de bir iki başlılık yok ki; iktidarın atadığı bir kayyum var, buna karşın CHP’nin gerçek sahiplerinin bir mücadelesi var. Sorun, rıza üretmenin çok ötesinde; ele geçirilen CHP’nin amacı, şu anda verilen koşullu yargı desteği ile AKP’yi yedeklemektir…

Şimdi biliyorum bir kısmınız, “Siyasi yazılar hoşumuza gitmiyor, insana ilişkin felsefi yazılar okumak istiyoruz.” diyecek. Belki haklısınız. Ama bugünlerde faşist sağanak var; önce bir dam altında toplanıp ıslanmaktan kurtulalım, sonra dediğinizi de keyifle yaparız…

İlk paragraftaki tüm verilerden zorunlu olarak yeni bir parti içinde toplanmak doğru olacak gibi duruyor. Ancak onun da önünde engeller var. Söz konusu hukuki (!) yaptırımlar o yeni partinin de önüne çıkarılamaz mı? Yapılacak yeni kurultay, tutulmuş bir yavşak tarafından yine sabote edilemez mi? Kurulacak yeni partinin liderleri tutuklanıp hapse atılamaz mı? Bunun sonu yok; peki ne olacak?

Ancak muhalefetin işi ne kadar zorsa iktidarın işi de o kadar zor. Gerek ekonomik gerekse siyasi açıdan bir arpa boyu yol alamadılar. Halka rağmen siyaset üretilir mi? Kayyum ile memleket yönetilir mi? Son olarak tavuklara bile kayyum atadılar. Kibri, zihninin önüne geçmiş bir iktidarın karşısında artık değişen bir nesil ve yirmi beş yıllık bıkkınlık mevcuttur. Bahçeli, Kılıçdaroğlu, Öcalan’dan oluşan seksenlik yaşlılar korosu ve şefleri Donald Trump’ın desteği, emperyalizmin bu son çırpınışlarını daha ne kadar ayakta tutabilir? O sandık, önünde sonunda bu halkın önüne gelecek. Halkın isteği ve gücü karşısında hiçbir otorite ilelebet direnemez…