Odunpazarı Belediyesi, hemen yanında bulunan ve otopark olarak kullanılan arsayı “kendine ait hizmet binası” yapmak amacıyla kamulaştırdı.
Ardından buna uygun imar düzenlemeleri yapıldı.

***

Odunpazarı Belediyesi, kendisine ait hizmet binasını kendi imkânları ile yapmak yerine kasasından para çıkmadan, yap-işlet-devret yöntemi ve yüzde 50 ile müteahhide yaptırmayı tercih etti.

***

Konu kamuoyunda tartışılıyor. Kimi belediye hizmet binasının kasasından para çıkmadan müteahhide yaptırılmasını doğru buluyor, kimi ise bu kararda kamu yararı olmadığını, belediyenin kendi binasını kendi imkânı ile yaptırması gerektiğini savunuyor.

***

İşte belediyenin kendi hizmet binasını yap-işlet-devret modeli ile yaptıracak olması kararına karşı çıkanlar arasında, karara mecliste ret oyu veren AK Parti grubu ile partinin Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma da var...

***

Her ne kadar amacının eleştirmek değil, öneri getirmek olduğunu ifade etse de ilçe başkanı Bandırma da tıpkı AK Parti meclis üyeleri gibi “Kamu hizmeti gerekçesiyle alınmış bir arsanın ticari bir ortaklık modeliyle kısmen özel mülkiyete devredilmesi kamu vicdanını rahatsız ediyor. Kamu malı kamu adına korunmalıdır” düşüncesini ileri sürüyor.

***

Hal böyle olunca ortaya şöylesine tuhaf bir durum çıkıyor...

Şöyle ki:

***

AK Partililer, kendi iktidarlarının köprülerden karayollarına, hastane binalarından havalimanlarına kadar sürekli başvurduğu yap-işlet-devret modelini eleştiriyor, CHP’li belediye de CHP’nin yıllardır eleştirdiği aynı modeli uygulama kararı alıyor...

Ak Parti-46

Bir şehirde yol, bulvar, otopark, alt geçit, üst geçit gibi altyapı da son derece önemli elbette ama aynı şehirde:

***

-Kırmızı ışık yandığında hiçbir araç geçmiyorsa...

-Yayalar yeşil ışığın yanmasını bekliyorsa...

-Sürücüler yayalara, yayalar sürücülere saygılı davranıyorsa...

-Cadde ve sokaklarda korna sesi duyulmuyorsa...

-Trafikte şiddet manzaraları yaşanmıyorsa...

-Tek sıra ya da iki sıra halinde akan trafikteki araçların sağından ya da solundan geçilerek en öne geçme uyanıklığı alışkanlık haline getirilmiyorsa...

-Araç sahibi trafiği engelleyecek şekilde ikinci sıra park etmeye utanıyorsa...

-Araçların kaldırıma park etmesinden hicap duyuluyorsa...

-Sürücüler sadece dörtlüleri yakarak her yerde durmayacaklarını idrak ediyorsa...

-Bisiklet yollarına sürücüler de yayalar da girmemeyi alışkanlık haline getirmişse...

-Toplu ulaşım, şehrin her kesimine ulaşacak kadar gelişmişse...

-Var olan altyapı korunuyor, yenileniyor ve gerekli yerlerde ilavelerle güçlendiriliyorsa...

-Kontroller elden bırakılmıyor, sürücüler ve yayalar da sürekli kontrol edildiklerini biliyor ve ona göre davranıyorsa...

***

O şehirde araç sayısı ne kadar fazla olursa olsun trafik, herkesin yakındığı bir sorun olarak bu denli sıkıntı yaratmaz...

***

Yukarıda sıralananların hiçbiri yoksa, o şehrin her yeri yollar, bulvarlar, alt-üst geçitlerle donatılsa da trafik sorun olmaya devam eder...

Trafik-29

MECLİS ÜYELİĞİ SANDIĞA SIĞMAYAN BİR SÖZLEŞMEDİR...

-Sandıkta oy verilir, belediye başkanı ve meclis üyeleri seçilir. Ancak kent yönetimi, seçim gecesi tamamlanan bir süreç değil; beş yıl boyunca her meclis toplantısında, her bütçe görüşmesinde, her imar oylamasında yeniden yazılan bir ortak sözleşmedir.

-Bu sözleşmenin tarafı yalnızca belediye başkanı değildir; meclis üyeleri de bu sürecin görünür ve sorumlu aktörleridir. Tarih, kentin hafızası ve yurttaşın gündelik deneyimi, başkan kadar meclisi de kaydeder.

-Bir gün selde taşan bir dereye bakan yurttaş, “Bu alan nasıl imara açıldı?” diye sorma hakkına sahiptir.

-Ya da depremde hasar gören bir binanın önünde, “Bu yoğunluk kararı neye göre alındı?” diye sorgulayabilir.

-Bu soruların muhatapları arasında belediye meclis üyeleri de vardır. İsimler bazen resmî tutanaklarda, bazen kamuoyunun hafızasında, bazen de sadece o kentin gündelik hayatında sessizce yerini alır.

-Kentin aleyhine sonuçlar doğuran kararlar çoğu zaman büyük tartışmalarla değil, küçük ama bilinçli tercihlerle ortaya çıkar.

-Belediye meclis üyeliği tam da bu nedenle parti rozetinden önce kente bağlılık ve kamu yararı sınavıdır.

-Bu sınavın soruları meclis salonunda sorulur;
cevapları ise sokakta, yaşamın içinde okunur.

***

Yukarıda yer verdiğimiz meclis üyelerine yönelik tanımlar, kendisini sosyal medya paylaşımlarından sürekli takip ettiğimiz, Mahalli İdareler Araştırma ve Geliştirme Merkezinin de başkanlığını yapan ve mahalli idareler konusunda uzmanlığı bulunan Halil Memiş’e ait...

***

Meclis üyeliği görevinin aslında kente bağlılık ve kamu yararı sınavı olduğu ve sandığa sığmayan bir sözleşme içerdiği tespitini son derece önemli bulduk...

***

Umarız meclis üyeliği yapanlar da önemli bulur diye düşünüyoruz...