Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan tartışmalar çoğu zaman kişiler, kurultaylar, adaylık süreçleri ya da parti içi hizipler üzerinden okunuyor.

Oysa meselenin özünde çok daha derin bir ayrışma yatıyor.

Eskişehir’den örnek vermek gerekirse; bir tarafta Erman Gölet gibi “Örgütün içinde olmadığım hiçbir yerde olmam” diyenler, diğer tarafta ise Jale Nur Süllü örneğinde somutlaşan, örgütü belirleyici bir unsur olarak görmeyen bir siyaset anlayışı bulunuyor.

---

Bu iki yaklaşım arasındaki gerilim, aslında CHP’nin uzun yıllardır aşamadığı temel sorunlardan biri.

İlk grup için siyaset, örgütlü mücadeleyle anlam kazanıyor. Mahalle temsilciliklerinden ilçe örgütlerine, gençlik kollarından sandık çalışmalarına kadar partinin kurumsal yapısı, siyasetin asli zemini olarak görülüyor. Bu anlayışa göre parti, yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir araç değil; sürekli çalışan, üreten ve toplumu dönüştürmeye çalışan bir örgüt.

İkinci yaklaşım ise siyasal meşruiyetini büyük ölçüde parti örgütünden değil, yukarıdan gelen tercihlerden alan bir anlayışı temsil ediyor. Bu nedenle örgüt çoğu zaman bir güç kaynağı değil, aşılması gereken bir engel olarak görülüyor. Parti tabanının, yerel yapıların ve örgütsel denetim mekanizmalarının belirleyiciliğinden ziyade kendisini göreve taşıyan siyasi iradenin beklentileri ön plana çıkıyor. Örgütün varlığı kabul ediliyor ancak karar süreçlerinde etkili olması istenmiyor.

---

CHP’de yaşanan birçok tartışmanın arka planında da aslında bu iki siyaset anlayışının çatışması bulunuyor.

Sorun şu ki CHP, uzun yıllardır bu ikilem karşısında net bir tercih ortaya koyamadı. Bir yandan örgütün önemi vurgulanırken, diğer yandan kritik kararlar çoğu zaman örgütün dışında şekillendi. Parti emekçilerinin, üyelerin ve yerel yapıların katkıları övüldü; ancak karar alma süreçlerindeki etkileri çoğu zaman sınırlı kaldı.

---

Butlan kararı sonrasında CHP’de yaşanan gelişmeler ise bu çatışmayı daha görünür hâle getirdi.

Bugüne kadar söz konusu gerilimin tarafı ve çoğu zaman mağduru olan örgüt, bu süreçte Özgür Özel’in yanında güçlü bir şekilde konumlandı. Ortaya çıkan yeni siyasi mecra, bir yandan CHP’nin iktidar olma ihtimalini güçlendirirken, diğer yandan da örgütsel iradenin parti içinde yeniden ağırlık kazanmasının önünü açtı.

---

Bu yaşananların ardından CHP’nin belki de bundan sonraki süreçte önündeki asıl mesele artık kişiler arasındaki rekabet değil; partinin geleceğinin örgütsel irade mi, yoksa merkezi tercihler üzerinden mi şekilleneceğine dair verilecek karar olacak.
1-875

2-712

HATBOYU DÜZENLEME İHALESİNDEN SES ÇIKTI MI?

“Eskişehir’de Hatboyu Caddesi dönüşüm projesi için ihale süreci resmen başladı. TCDD uhdesinde 4 Haziran 2026 tarihinde yapılacak ihale ile 18 dönümlük alan modern bir yaşam merkezine dönüştürülecek.

Projede en az 100 milyon TL yatırım şartı bulunuyor. Alanın gençler ve şehir estetiği için önemli bir cazibe merkezi olacağı, projenin Eskişehir’e değer katacağı ifade edildi.”

---

Yukarıdaki açıklama bundan iki ay önce yapıldı.

AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak tarafından yapılan açıklama, haber kanallarında “Hatboyu alanı dönüşüyor” başlığıyla yer buldu.

---

4 Haziran tarihini geride bıraktık.

Yapılacağı açıklanan ihale ile ilgili ses çıkmadı, haber alamadık.

Öyle olunca da merak ettik...

TCDD, Hatboyu düzenlemesi ile ilgili ihale sürecini başlattı mı?
Hatboyu 6-1