Bizim ülkemizde kız çocuğun okuması istenmez.
İlkokulu bitirsin yeter denir.
Eskilerin deyimiyle ‘okuyup da katip mi olacak’ denir.
Bizim kırsal yerleşim bölgelerimizde de kadınların hiç bir özgürlüğü yoktur.
Erkek egemen bir toplumda erkeğine boyun eğmek zorundadır.
Kızlarını evlendirirken babalar.
“Bu evden gelinliğinle çıkıyorsun. Dönüşün ancak kefeninle olur” denir.
Kısaca kocanın bütün isteklerine boyun eğeceksin demek isterler.
Böyle bir anlayış hala devam etmektedir.
Oysa biz Türklerin geleneğinde kadının toplumda saygın bir yeri vardı.
Orta Asya’da kurulan ilk Türk devletlerinde kadın ve erkek eşit haklara sahipti. Türklerde ailenin temeli kadındır.
Türk kadını ailesinde söz sahibi olmuş ve kocasına daima destek olmuştur.
Bu milattan önce de böyle idi.
Avrupa, Afrika ve Arabistan’daki kadınlar köle olarak satılıyordu.
Türk kadını her zaman hür ve özgür olmuştur.
Eski Türklerde kadın, ailede ve devlet yönetiminde de söz sahibi olmuştur.
Türk kadını kılıcını iyi kullanır, ata biner ve güreşirlerdi.
Kadınlar savaşa da katılırlardı.
Bu yazılanları okuyanlar benim Türklüğü yücelttiğimi düşünebilirler.
Fakat bu yazılanlar tarihi gerçeklerdir.
Araştırmanızı isterim..
Devlet yönetiminde, hakanların yanında hanım adı verilen eşleri otururdu.
Han olan kişi “Ben Hanım. Yanımda oturan da benim Hanım” derdi.
Hanım sözü buradan gelir.
Türk boyları toplantılarına hanla beraber hanım da katılır.
Verilen kararlarda söz sahibi olurlardı.