Onların yani hayvanların siyasi görüşleri, partileri yoktur! Keşke olsaydı. O zaman, en doğal hakları olan “yaşama hakları” daha bir saygı görür, önüne gelen bu canları, zehirleme, uyutma, bıçaklama, vurma, ormana atma yöntemleriyle “İTLAF” edemezdi. Yakın zamanda yürürlüğe giren soykırım, tecrit yasası çıkmazdı. Çünkü ellerinde oy gücü, lobileri olur, sessiz çığlıklarını seslendirebilirlerdi.
Ama yok işte! Bu canlar parti tutmazlar, siyasi görüş beyan etmezler, eylem yapmazlar. Onların yerine biz “can savunucuları”, ortalara dökülürüz zaman zaman. Eylemlerle, farklı yöntemlerle yaşama haklarını savunmaya çabalarız.
Hayvanlar insanlara bakarken, şu partinin, bu siyasi görüşün temsilcisi diye değil de farklı kriterlerle bakarlar, çünkü onların davranış özellikleri salt doğallığa dayanır. Bu özellikler ise:
Vicdan,
Merhamet,
Sevgi,
Sadakattir.
Kısacası, insani özellikleri taşıyıp taşımadığımız, insan olup olmadığımız kıstasına göre değerlendirirler. Hal böyle olunca, onların haklarını savunmaya soyunmuş kişiler olarak bizlerin de, siyasi görüşlerimizi, tuttuğumuz partiyi asla ön plana almadan hareket etmemiz gerekir.
Zaman zaman hayvan hakları savunucularının paylaşım sitelerinde okurum; işte şu kentin şu partisinin belediyesi hayvanlara şunu yaptı, şöyle kıyıma uğrattı kabilinden paylaşımlar.
Bence bu yaklaşım yanlış. Hangi partinin tüzüğünde hayvanlarla ilgi çok açık ve net olumlu madde var ki? Bakın, çok eski olmayan bir tarihte, şu bizlerin “ölüm yasası” dediğimiz hayvan hakları yasasında değişiklik maddeleri geçti Meclisten. İşte o maddelerin görüşüldüğü tarihteki partilerin tutumlarına, direnişlerine bakmak gerek, kim ne kadar bu garabet maddelerin yürürlüğe girmemesi adına çaba sarf etti? Tersine, sanki inatlaşır gibi, hayvan dostlarının çığlıklarına kulaklarını kapatarak, değişiklik yasalarının hayata geçmesi için çaba harcadı ve aldıkları sonucu zafer kazanmışçasına yüzlerinde koskocaman tebessümlerle ilan etti? Demek ki bu işler parti filanla alakalı değil, çok daha farklı. Öncelikle “uygar olmakla” ilgili bence sokaklardaki hayvana verilen değer.
Herkesin çok sıklıkla kullandığı, Gandhi’nin bilinir bir sözünde olduğu gibi, “bir ülkenin gelişmişlik ve uygarlık düzeyi o ülkenin hayvanlarına davranış biçimi ile ölçülür”.
Bizler de bu nedenle, hayvanlarla ilgili olan, oluşan, gelişen her olumsuzluğa bu pencereden bakmalıyız diye düşünüyorum. Yıllarca hayvan hakları yasası çıksın diye mücadele ettik. Bu yasanın çıkartılması şimdiki iktidar partisi zamanında oldu. İyi güzel de, sonrası? Yasanın en can alıcı maddesi olan, sokak canlarının yerel yönetimlerin ilgili birimlerince alınıp, aşılanıp, işaretlenip tekrar alındığı yere bırakılması maddesi yine aynı parti zamanında kaldırıldı. Demek ki hayvana bakış partiyle filan ilintili değilmiş. Bir gün onlar adına olumlu görüş bildirip yasa çıkartan siyasiler, rüzgara göre, farklı bir tarihte tam tersini yapabiliyorlarmış. Bizler parti, siyasi görüş gözetmeksizin bu sessiz canların haklarına sahip çıkmalıyız. Kıstasımız; insana yakışan, uygarlığa yakışan davranış ve eylem olmalı, terazimizin kefesi vicdan, merhamet tarafında ağır basmalı, gerisi boş!
Oylarımıza gelince; elbet onu sandık önümüze gelince veririz, gerçekten de ciddi bir güç olduğumuzu gösteririz. Ve oy verdiğimiz parti iktidarda olursa, işte o zaman o partiden verdiğimiz oyumuzun hesabını canlar adına sorar, sorgularız, bundan kimselerin şüphesi olmasın!