-İktidar partisi Seyitgazi-Eskişehir bağlantı yolunu asla bitirmiyor.
Büyük ihtimalle bunun nedeni, Eskişehir belediyesini de Seyitgazi belediyesini de bir türlü kazanamıyor olması olsa gerek...
***
-İktidar partisi Mihalıççık-Alpu-Eskişehir bağlantı yolunu da asla bitirmiyor.
Büyük ihtimalle bunun nedeni Mihalıççık'ı da, Alpu'yu da, Eskişehir'i de bir türlü kazanamıyor olması olsa gerek.
***
-İktidar partisi Sarıcakaya-Eskişehir bağlantı yolunu da asla bitirmiyor.
Aslında Sarıcakaya ve Mihalgazi ilçeleri genel seçimlerde de yerel seçimlerde de AK Partiye oy veriyor.
İktidar partisi büyük ihtimalle “Nasıl olsa yolu yapmasak da oradan oy alıyoruz” diye düşünüyor olsa gerek.
***
-İktidar partisi yerinde olsam, alternatif çevre yolunu, demiryolu ile liman bağlantısını, uçak seferlerinin başlatılmasını kesinlikle yapmıyor.
Büyük ihtimalle “Bu şehir bu iktidara, hizmeti hak edecek ne yaptı ki?” diye düşünüyor.
***
Her seçim daha da oy ve belediye kaybetmesine, şehirde ikinci parti durumuna düşmesine, her seçimde oyları sürekli erimesine, koca şehirde, elinde kala kala 4 ilçe belediyesi kalmasına rağmen yukarıda saydığımız yatırımları bir türlü yapmıyor...
***
Görünen o ki, seçim gündeme gelmeden iktidarın bu yatırımları yapması ya da tamamlaması, Eskişehir'e karşı bugüne kadar ortaya koyduğu tavır söz konusu olduğunda hiç olası gözükmüyor.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
VASİYETİ BİR GÜN YERİNE GETİRİLİR Mİ?
Rahatsızlığı nedeniyle vefat eden Hüsamettin Cindoruk Eskişehir'e önemli katkıları olan bir siyasetçiydi.
Eskişehir milletvekili ve TBMM başkanı olarak, kentin “Büyükşehir” statüsüne kavuşmasından önemli sanayi yatırımlarının gelmesine, yine şehrin doğalgaz ile tanışmasından öğrenci yurtlarının yapılmasına kadar pek çok yatırımda bizzat dahli vardı.
***
Kendisiyle yaptığımız bir röportajda “Eskişehir'e yapmak istediğiniz ama yapamadığınız bir yatırım oldu mu?” diye sormuştuk.
“Bir tane var” diye başlamıştı konuşmaya...
Ardından da siyasi konjonktürün değişmesi sonucu yapmayı çok istediği ama yapamadığı yatırımın, Eskişehir'e bir Hipodrom kurmak olduğunu söyleyip “Hipodromun bulunduğu şehirlere ciddi katkıları var. Eskişehir'in özellikle Mahmudiye ve Çifteler ilçelerinde son derece ciddi at yetiştiriciliği yapılıyor. Aslında Eskişehir Hipodrom için biçilmiş kaftan. Ama yapamadık. İktidar değişimi oldu, biz başka parti kurduk, koalisyonlar falan, süreç bunu hayata geçirmemize engel oldu.” demişti.
***
Devamında da bunun aslında bir vasiyet niteliğinde olduğunu ifade ederek “Umarım iktidar ya da belediye bu Hipodrom'u Eskişehir'e kazandırır.” diyerek tamamlamıştı sözlerini...
***
Cindoruk'un vasiyeti niteliğinde olan bu yatırım bir gün gerçekleşir mi bilemiyoruz...
Ancak...
Gerçekleşmesi halinde Eskişehir'e çok yakışacağını şimdiden tahmin edebiliyoruz...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
İKİ KAHVE İKİ ÇAYLIK SOHBETİN BEDELİ 300 LİRA...
Bir zamanlar yemek sonrası masaya gelen çayın, kahvenin ayrı bir anlamı vardı.
Hesapla birlikte değil, muhabbetle birlikte gelirdi.
Kimse “bunu kim ödeyecek” diye düşünmezdi; aksine herkes bir adım öne çıkıp “ben ısmarlıyorum” diyebilmenin ince gururunu yaşardı.
O küçük ince belli bardakların, fincanların içinde sadece çay ya da kahve değil, cömertlik, dostluk ve biraz da mahcup bir zarafet dolaşırdı.
Şimdi ise aynı masa, aynı insanlar, aynı sohbet…
Ama eksik bir şey var. Çay artık bir ikram değil, adisyona eklenen bir kalem. Garsonun elindeki küçük not defteri, sohbetin arasına giren görünmez bir mesafe gibi. O eski sıcaklığın yerini, hesap yapmanın soğuk matematiği almış durumda. İnsanlar artık birine çay ısmarlamak için değil, ısmarlamak zorunda kalmamak için temkinli davranıyor.
Hatta bazen, o olası “ısmarlama” yükünden kaçınmak için çayını sessizce bir köşede içmeyi tercih ediyor.
Çünkü, para para olmaktan çıktı, ekonomi ekonomi olmaktan.
İki kahve iki çaylık sohbet en az 300-400 liraya patlayan bir hal aldı...
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,